Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Ç.Ö.


25 Şubat 2010 Perşembe

Motorcunun şaşkını, kasksız sürer kış günü.
















    Motosiklete binmeye başlamadan önce yani daha ilk motosikletimi almadan önce neredeyse tüm motosiklet giyim kuşamımı edinmiştim. Motosikletimi aldığımda aylardan Ekim'di ve ilk deneyimlerimi sonbahar ve kış aylarında yaşadım. Hiç bir sıkıntı yaşamadım, çünkü kaskımdan montuma, eldivenimden botuma kadar full kuşam biniyordum motora. Bir süre sonra ister istemez bu alışkanlık halini aldı ve özellikle kasksız eldivensiz ve botsuz binmez oldum motora. Yaz aylarında bile kaskımı, koruyucu montumu giymeyi ihmal etmedim, terlesem de giydim. Giymediğimde kendimi çıplak gibi hissettim.
    Buradan geleceğim konu motosiklete tüm bunları göz ardı ederek binenlerdir, ki benim aklımın almadığı bir şeydir bu. Kış günü gerekli giyim kuşam olmadan, özellikle de kasksız nasıl motosiklete binilir, bunu benim mantığımın alması mümkün değil. Bakıyorum zaman zaman caddelerde hem de racing motosikletlerin üzerinde bu soğukta kasksız insanlar. Yahu bırakın düştüğünüzde kafanızın patlamasını, hiç bir şey olmasa zatürreye davetiye çıkarırsınız, o da olmazsa ileride kulaklarınızda ciddi sorunlar baş gösterir ki bunu kışın yapıyorsanız bunun olması fazla da uzun sürmez.
    Nasıl bir mantıktır ki bu tip motosiklet kullanıcılarındaki, altlarında otomobillerin bazılarından daha pahalı ve güçlü aletler varken kafalarına kask takmazlar, yeterli donanımla binmezler. Bu tip kullanıcıları gördüğümde hep şaşkınlıkla bakakalıyorum. Ocak ayında yeterli kuşamın hele de kaskın ve montun olmadan 50cc bir motosiklete bile binsen hasta olmaman neredeyse imkansızdır. Bırakın motosikleti bisikletle bile kış günü kafayı gözü kollamazsanız hastalık kapıdadır. Tabii bu demek değil ki yazın bunlar olmadan motosiklete binilir, yazın da kask eldiven bot dahil kullanılmalıdır, ki bana göre yazlık bir motosiklet montu da şarttır. Ama yazın çoğunlukla bunların hiç biri olmadan motosiklet kullananlar hiç de az değildir. Hatta bazı kahramanlarımız yine özellikle büyük cc'lerin tepesinde kaskları kollarında sanki bir dirsek koruyucusu gibi kullanırlar motosikleti. Oysa o kask dirsekte iken en küçük bir düşüşte kolunuzun bir kaç yerden kırılması işten bile değildir. Tabii böyle bir düşüşte önce kafanız yerle buluşmazsa yine de kol kırığına şükredebilirsiniz. Bu nasıl bir gözü karalıktır ya da nasıl bir cahilliktir anlamak mümkün değil.
    Hiçbirimiz çelikten ya da pamuktan yapılmış varlıklar değiliz, yürürken bile düştüğümüzde bir yerimiz incinir, yaralanır, bunun böyle olduğunu bile bile bu ne cesarettir bre kahramanlar. Geçtim düşüp kafayı gözü kırmayı ya da hayatını kaybetmeyi, dediğim gibi kış günü (hatta yaz günü bile) yediğiniz o rüzgarla nasıl sağlam bir vücut bırakabilirsiniz ki yaşlılığınıza.
   Ben bu tip motosiklet kullanıcılarını motorcu olarak göremiyorum doğrusu, olsa olsa ucuz kahramanlardır kendileri, tipik "bana bişey olmazcılar"dır bunlar. Ciddi motorcuların pek çoğu kaskın içine balaklava ve hatta onun da içine kulak tıkacı takarken, bu ucuz kahramanlar kafalarına ve kulaklarına öyle güveniyor olmalılar ki bırakın kulak tıkacını, kask bile takmamaktadırlar.
    Korumalı ekipman konusunda bazıları (özellikle küçük cc kullanan ekonomisi belli bir limitte olan kullanıcılar) pahalılıktan yakınırlar ve bu yüzden gerekli ekipmanı almaktan ya da tamamını alıp kullanmaktan kaçınırlar. Buna da şu cevabı veririm rahatlıkla, altınızdaki en kötü motorun bile fiyatı 2500, 3000 tl'den başlıyor hadi ikinci el kötü durumda bir küçük cc aldınız diyelim, en dandiği 1500 lira civarında. Bunu alacak gücü olan birinin ortalama bir kaskı alacak gücü olması gerekir. O da yoksa, o zaman motosiklete hiç binmemek ekipmansız binmekten daha iyidir. O ekipmanları almak için harcayacağınız  para, sağlığınızı kaybettiğinizde harcayacağınız paradan çok daha azdır emin olun. Yani ucuz kahramanlık insanın ekonomisine de zarar veren bir şeydir anlayacağınız.

    Ucuz bir kahraman olup erkenden motosiklete veda etmektense, iyi bir motorcu olup hayat boyu motosiklet sürmek daha iyi bir seçim değil mi sizce de?

Bu tip kahramanlıklar ancak filmlerde olur, siz  bir film kahramanı olmadığınıza göre, hiç bir zaman kasksız, ekipmansız motor kullanmayın.




Bu yazıdaki fotoğraf  internet ortamından alınmıştır...

(Önceki Yazı: 125cc ile Dünya Turu)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginize teşekkürler!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!