Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


Kaza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2010 Salı

Kaza Şiiri ... :-)

İkiteker web sitesinde Karadenizli bir dostumuzun başına gelen motosiklet  kazasını, yazdığı şiirle anlatması, hem ilgiyle karşılanmış hem de benimle şiirli atışmaları epeyce gündemde kalmış ve ilgi görmüştü. Bu atışmaların tamamı için www.ikiteker.org sitesine başvurulabilir ben buraya sadece kaza şiirini ve benim ilk şiirli cevabımı koyuyorum. (Bu yazının altına tüm atışmaların olduğu ilgili link'i de ekliyorum)

ENDUROCU53 wrote:
26-10-2008 pazar günü ovit kapanmadan son kez arkaya dönüp yayla havası alalım dedik ben f650 gs sedat ve xt 660 mahmut kardeşim.ama az kalsın bu benim alacağım son hava oluyordu . daldım hayallere motor sürdüğümü unuttum kendimi yoldan çıkmış mıcırla savaşırken buldum.
ama iş işten geçmişti olan oldu


motorumu sürerken
dalmışım hayallere
sekiz çizerek girdum
bol mıcırlı yerlere

dedum büyük ALLAHUM
bendami eliyirum
rahmetli dedecuğum
bekleyun geliyirum
(sigh)
hayatum flim gibi
geldi geçti önumden
acaba dönüş varmi
son ovit seferumden

sonra birden kariştuk
motor,çakıl,bida ben
toplandi kalabaluk
çekup aldiler yerden

birşeyler duyayirum
deyilerki elmiştur
gün toprağa girmezmiş
sedat gidüp gelmiştur

yavaş yavaş ayildum
baktumki yaşayirum
bu kaza nasil oldi
kendume şaşayirum

bi baktum motoruma
o benden çok üzülmiş
asfaltun her yanina
cantalarum dizilmiş

çantalarum dağıldi
yol oldi halk pazari
habu dağlar sedatun
oliyidi mezari

sol kolumda bir kiruk
dirseğumde dört dikiş
çok ucuz atlatmişik
eyi bitti habu iş

sağ kolumda çürükler
ellerumda yaralar
akşam baktum vucudun
heryerinde karalar

adli vaka olmiş miş
bu benum ettuklerum
aslında sucta imiş
yoli terkettuklerum

kazayi ettunuzmi
oradan ayrilmayin
ezrailde gelursa
kimseyi tanimayin

deyunki jandarmayi
haburda bekleyirum
güzel manzara vardur
burdan seyredeyirum

kendi kendume ettum
bu kaybana kazayı
jandarma 2 saat
durmadan ne yazayi

dedumki komutanum
birak beni gideyim
ben zaten yaraliyim
istirahat edeyim

iki gün dönemedum
sağuma ve soluma
doktorum bandajlari
dolamişti koluma

allahum bağişladi
beni sevenlerume
gündüz bir gece dokuz
anca geldum evume

beynunuz karişuksa
binmayun motorlara
ibretle bakasunuz
haburda olanlara

bitmeyecek program
yaparsun hayatunda
en ummaduğun yerde
bırakursun tadında

hiç ölmeyecek gibi
işleri kovalaruk
dalaruk hülyalara
mıcırlara dalaruk

insan deduğun nedur
kubbede hoşbir seda
bir kelebek misali
bir ömür güle feda 

                                                                                



(Foto: bu güzel şiirimsinin sahibi endurocu53 Sedat Abimiz, kazadan sonra...






Cloud'dan cevap:
El Cevap:

Sana bişey diyeyum
Evvela geçmuş olsun
Yalnız eyle yazmışsın
Ki şiirle kazayu
Efsane olacaktur
Ha bu motor kazasu.

Şimdi kopy ederuk
İnterneta salaruk
Dönup dolaşur gelur
Sana mail olaruk.

Sen de şaşurursun
Ula ben ne yapmuşum
Böyük kaza imiş bu
Ucuzca atlatmuşum.

Şimdi tüm motorcular
Bunu ibret alacak
Şair motorci Sedat
Dillerde dolaşacak.

Okumuştur ha bunu
Cloud diye motorcu
Sedat'a geçmuş olsun
Yaşamı uzun sürsun. 

 
Kendisine buradan bir kez daha geçmiş olsun diyorum, hepimize de mizahi bir ibret öyküsü olmuş. 



Bu efsane olmaya aday atışmaların tümü için link:
http://www.ikiteker.org/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=13290&highlight=endurocu53




(Önceki Yazı: Peki ya diğer araç sürücüleri 2)



























17 Mart 2010 Çarşamba

Peki ya diğer araç sürücüleri?

   Biraz sonra okuyacaklarınızın içeriği biraz sert olabilir, baştan uyarayım. Ama sanırım bazı şeyler sert söylenip, yazılmadıkça değişme eğilimi göstermiyor bu topraklarda.

   Motosiklet kullanıyoruz. Motosikleti kuralıyla kaidesiyle kullandığımızı düşünüyoruz. Motorculuğun hakkını vererek, ihtimam göstererek, korumalarımızı eksik etmeyerek, motosikletimizi dikkatlice sürerek, teknik bilgiler, sürüş bilgileri edinerek sürdürüyoruz motorculuğumuzu. Yani neredeyse her şey tam olması gerektiği gibi ya da buna çok yakın. Peki ya diğer araç sürücüleri?

    Şimdi, pek çok motosiklet eğitmeni ya da eğitim kitabı der ki, iyi motorcu karşıdan gelen tehlikelere karşı da uyanık olur, onu fark eder ve kazadan kurtulur. Bu, Türkiye yollarında o kadar güç uygulanabilir bir şey ki. Bugün bir haber okudum net'te. Gayet kurallı kaideli ve kendi şeridinde giden bir motosiklet grubunun üstüne, karşı şeritten gelmekte olan bir minibüs, şerit değiştirerek - adeta ölümüne - sürüyor ve içlerinden biriyle çarpışıyor, maalesef çarptığı motorcu hayatını kaybediyor. Ölen motorcu bir motosiklet kulübü üyesi, belli ki bu işi kuralı kaidesiyle yapan, kasklı korumalı biri. (Ve anlaşılan o ki grup sürüşü yaptıkları için kaçacak fazlaca bir yeri yokmuş). Ama ne oluyor, karşıdan gelen bir dört tekerli nasıl bir hatayla, dalgınlıkla ya da her ne haltla geliyorsa duramıyor, şerit değiştiriyor ve karşı şeritteki düzgünce ilerleyen motorcuların üstüne kırıyor. Habere göre minibüsçünün kaza sonrasındaki savunması da artık bizim memlekette çokça duyduğumuz türden "frenler tutmadı". Oysa minibüs kaza sonrası çekiciye alınırken frenlerinde bir sorun tespit edilmediği de yazılıyor aynı haberde.
    Klasikleşmiş, ama saçmalığı da bir o kadar klasikleşmiş, olayı gerçekleştirenin yalanlarına kadar klasikleşmiş bir manzara. Ve bir aymazın, aymazca trafikte bulunması yüzünden aklı başında, kurallı kaideli motosiklet kullanan biri, hayatını kaybediyor. Böyle bir durumda insanın tepesi atıyor ister istemez. Ne yazık ki bizim memlekette bir şeylerin ehliyetini almak o kadar kolay ki önüne gelen atıyor kendini trafiğe. Ciddi bir zeka ve yetenek araştırması yapılsa belki de pek çok sürücü trafikten men edilecek kadar zeka ve ruhsal problemli çıkacaktır.

    Kişisel düşüncem, motosiklet kullanmak belli bir zekanın altında yapılabilecek iş değildir, yaparsanız da motosikletin üstünde fazlaca kalamazsınız zaten. Eğitim seviyesi her ne olursa olsun motosiklet kullananlar, kafası çalışan, psikomotor ve bedensel yetileri iyi durumdaki insanlardır, böyle olmayanlar da zaten kısa sürede motosiklet işine veda etmek zorunda kalırlar. Oysa dört ve üstü tekerli diğer karayolu taşıtlarını kullanmak için zekanızın (en azından bizim memlekette) pek bir önemi yoktur, ipini koparan tepesine biner ve atar kendini yollara. Zaten özellikle otomobil, para kazanmaya başlayan büyük bir kitlenin ulaşmak istediği ilk şey olduğu için, ipini koparan kavramı, çok da uygun düşmektedir yaşanan duruma.

   Sonrasında trafik, trajik hale gelir. Bu memlekette oldukça güç yetişen, aklı başında insanlarsa, sadece motosikletli yaşamı tercih ettikleri için, ne yazık ki bu ip koparanlarca, adeta katledilircesine öldürülürler trafik cehenneminde. Empati denilen kavramdan bihaber insanlar güruhu ne yazık ki motosiklet kullanıcısının da bir insan olduğunu, onun da bir can taşıdığını unutuverir, motosiklet kullanıcısının kendileri gibi bir çelik kafesle korunmadığını düşünmez, daha doğrusu bunu akıllarına bile getirmezler. Ve kazalar sonrasında hep aynı mavraları duyarız, okuruz: "Frenlerim tutmadı, motorcuyu görmedim v.s. v.s."

  Hep yazılıyor, çiziliyor, anlatılıyor motosiklet sitelerinde, kitaplarda, eğitimlerde: "Korumasız, eğitimsiz motosiklet kullanmayın" deniliyor. Tamam, bunu anladık, öyle de yapıyor aklı başında ciddi* motorcular zaten. Özellikle son yıllarda internetin de katkısı ile epeyce bir motorcu, akilane kullanmanın ne demek olduğunu fark etmeye başladı, etmeyenler ya da bunu önemsemeyenler hakkında neler düşündüğümü bir önceki yazıda belirtmiştim zaten. Ben onları motorcu olarak da göremiyorum ne yazık ki. Ancak bu ciddi motorcu dediğimiz insanlar da maalesef ciddi aymazlar tarafından tehdit altındalar. Yaşananlar bunu açıkça ortaya seriyor. Şüphesiz diğer taşıt kullanıcıları arasında pek çok aklı başında, kurallı kaideli kullanan sürücü var, zaten sözümüz onlara değil, onların yazdıklarımızı üstlerine alınacaklarını da sanmıyorum. Motosiklet sürücülerinin de (ben de dahil) pek çoğu aynı zamanda otomobil kullanıcısı zaten. Ama yaşananlar gösteriyor ki diğer taşıt kullanıcıları arasında pek çok trafik katliamcısı var ve ne yazık ki bunun kökünde de eğitimsizlik ve sürücü ehliyetine çok kolay ulaşabilmek yatıyor. Hiç motosiklet kullanmadıkları için empati yapamama, motorcunun kazalarda ağır yaralanmasının ya da ölmesinin daha kolay olduğunu algılayamama yatıyor.

    Ciddi motosiklet kullanıcıları yukarıda anlattığımız durumlar yüzünden her ne yaparlarsa yapsınlar trafikte büyük tehdit altındadırlar. Ve ne yazık ki bu işlerin düzeleceği yönünde de fazlaca umut beslenecek bir gelişme görünmüyor ufukta, işte asıl ona yanıyor insan...




*Ciddi motorcu'dan kasıt, motosikleti hayatının bir parçası yapmış ve kurallı kaideli, korumalı, eğitimli kullanan sürücülerdir.

Yazının devamı olan Peki ya diğer araç sürücüleri 2 başlıklı yazı için tıklayın!

21 Ağustos 2009 Cuma

Bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?

Bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?*

    Hayatınız kaç para eder Türkiye yollarında? Bir motosiklet sürücüsü iseniz üstüne üstlük bir de.
   Sorarım size hayatınız kaç para eder düzenbazlar düzeninde? Ya da size verilen değer nedir İstanbul trafiğinde bir motosiklet sürücüsü olarak? Cevapların bazılarını biliyorum ben aslında.
    Hayatında hiç motosiklet kullanmamış, rüzgarı bedeninde hiç hissetmemiş insanların sizin için biçtikleri elbisenin adı nedir biliyor musunuz, "çapulcu". Evet sizi otomobiliyle ezip, sonra da asfalt üstünde kaderinize terkedenlerin sizin için biçtiği gömlek çapulculuktur, kendi zavallı ve cahil beyinlerinde.
    Bir motorcunun, böyle bir ülkede bu imajı değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu anlayabiliyor musunuz? Zor değil mi? Evet çok zor gerçekten de. Benim pek çoklarına göre kısacık motorculuğumda az çok algıladığım ve anladığım şey bu, yani motosiklete hiç binmemiş ve belli bir bilince sahip olmayan insanın bir motorcuyu anlamasının neredeyse imkansız olduğu. Motorcu serseridir, çapulcudur, ne işi vardır motorcunun o iki tekerli aletle trafikte, zaten motosiklet de şeytan icadı bir makinedir ve onu kullanan adamdan da hayır gelmez.
    Motosiklete ve onu kullanana yaklaşımın bu olduğu bir memlekette de, "taksici motorcu gence çarptı durmadan kaçtı", "emniyet şeridindeki motorcuya çarpan araç sürücüsü, biz şeritte duruyorduk o bize çarptı, dedi", "kırmızı ışıkta geçen araç motosikletli çifti ezdi" gibi haberleri sadece üçüncü sayfa haberi olarak okur geçeriz gazetelerde, televizyon bültenlerine ise girecek değerde bile bulunmaz bu tür haberler genellikle, girenleriyse "sarhoş kurye Beşiktaş'ta kaza yaptı" gibi haberlerdir. Yani "motorcu serseri" imajını pekiştirir cinsten olanlarıdır haberlerin.

    Pek çok ciddi motosiklet sürücüsü, dikkatsiz, bilinçsiz ve de cahil sürücüler tarafından katledildi (evet bu tabiri bilinçle kullanıyorum), katledilmeye de devam ediyor. Bu işe el atacak bir mercii aramayı geçtim, henüz motorcuların kendi arasında bile bu konulara yeterince duyarlılık gösterildiği söylenemez. Bunu bu uğurda yapılan toplantılarda, gidilen mahkemelerde de görmek mümkün. Ama olayın boyutu Türkiye'deki motosiklet kültürünün emekleme döneminde olduğunu da düşünürsek motorcuları duyarsızlıkla suçlayamayacağımız kadar da farklı yerde henüz. Bu sebeple asıl olması gereken öncelikle diğer taşıt sürücülerine, daha ehliyet alırken verilmesi gereken bilinç. Belki lise mezunu olmayana ehliyet verilmemesinin kanunlaşmış olması bir aşamaydı, ama memleketteki lise ve üniversitelerde hangi kalitede öğrenci yetiştirildiği gerçeğini de düşününce bunun istenilen bilinçte sürücüler yetişmesine yeterli olamadığı da apaçık ortada.
    Aslında her şeyin gelip dayandığı nokta yine ülkedeki genel eğitim seviyesi ve de kalitesi. Tabii bu durum mevcut insan kalitesini de doğrudan etkileyen bir unsur olduğundan, dolaylı olarak (hatta doğrudan da desek yeri) bilinçli ve kaliteli sürücü sayısını da etkiliyor.

    Tüm bunların sonrasında başta sorduğumuz soruyu daha da genelleştirerek sorma eğilimine girebiliyoruz, "Hayatınız kaç para eder Türkiye'de?" Ya da daha açığı "bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?"

    Dileriz günün birinde yeterince dürüst, yeterince kaliteli, yeterince bilinçli, yeterince kendi dışındaki insanların da yaşama ve dahası trafikte taşıt kullanma hakkı olduğunu düşünen insanlardan oluşan bir ülke oluruz. Ve dileriz bu daha fazla motorcunun ve hatta her türden sürücünün ölmesinden önce gerçekleşir; bu konuda hiç bir ciddi umut ışığı görünmese de ufukta.

Çağrı "Cloud" Ö.
2008 Kadıköy


*Bu yazı Sarp Erem özelinde trafikte diğer taşıtlar yüzünden kazaya uğrayarak hayatını kaybeden tüm motorculara ithaf edilmiştir.




NOT:
Sarp Erem, bir gece motosikletiyle evine dönerken bir alt geçitte, taksinin biri tarafında ezilmiş ve hayatını kaybetmiştir. Mahkeme sürecinde Sarp Erem Davası motorcular arasında sembol bir dava olmuştur.




(Bu yazıdaki fotoğraf internet ortamından alınmıştır... )


Devam Edecek... 

 Sonraki Yazı: Üç Noktanın Ardını Keşfetmeye
Önceki Yazı: Yaz Geliyor İşte







NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!