Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


Dominar 400 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dominar 400 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2019 Pazartesi

Başlangıç Motosikleti ve Motosiklete Başlamak (Videolu yazı)

   Merhaba.
   Midnight'ı sattık ama bir kaç zamandır biriken videoları da MotoHayat'da paylaşmaya devam edeceğiz illa ki. Sonrası da Robo ile devam olacak.
   Geçmiş haftalarda motosiklete başlangıç mevzusu üzerine ben de bir kaç kelam eylemiştim, ama bir türlü yayınlamaya fırsat bulamadım, şimdi bugün itibariyle Dominar üzerindeki son videolardan birini yayına koydum.
   Başlangıç motosikleti ve motosiklete başlamak mevzusunda benim düşüncelerim. Buyrun efenim :


Bu arada motosiklet işine yeni başlayacak ya da başlamışlara da zamanında naçiz blogumuzda yazı kaleme almıştık, meraklısına link şuradaydı:

Not: Yakında Dominarla son, Robo ile ilk sürüşün bir arada olduğu bir videonun da müjdesini vereyim buradan meraklısına. Artık kim merak edecekse😊

6 Kasım 2019 Çarşamba

HOŞÇA KAL MIDNIGHT!

Merhaba!
11.760 kilometre ve 1.5 yıl sonra maalesef uzun yıllar için aldığım Midnight'la ayrıldık, bugün satışını yaptım. Evet, takip edenler şaşıracaktır, çünkü ben bile şaşkınım, satışa koyduktan 1 hafta sonra, neredeyse aldığım fiyata sattım diyebilirim. Midnight gerçekten çok temizdi, en ufak bir kaza v.s. yaşamadım. Bu süre zarfında tek yakındığım yanı ilk 5000 km orjinal dişli ile vibrasyon problemiydi, onu da 42T arka dişli ile çözünce epeyce iyi anlaşmaya başlamıştık, bir sürü aksesuar v.s. derken... Bir kaç küçük rahatsızlık yaşadım sağlığımla ilgili, eşim zaten Midnight'ı (Dominar400) alırken bana hep "maxi skutır al rahat et, sadece işe gidip geliyorsun" diyordu, ama ben bu iki teker sevdasına vitesli motosiklet kullanacam diye başladığım için yiğitliğe ot sürdürmüyordum. Üstelik ben Dominar'ı alırken 250cc skutırların fiyatları da çok yüksekti, hala da yüksek. Ama bu zaman zarfında bir kaç sürüş denemesi, bir kaç inceleme, benim motosiklete ve motorlu hayata bakış açımın epeyce bir değişmesi v.s. derken kafamda ufak ufak maxi skutır'a yeşil ışık yanmaya başladı.
Kullanım amacımı düşününce (ki %90 işe gidiş geliş ve şehir içi işlerimi halletmek) ben esasen tam da skutır profiline uyuyordum. İşe gidip gelirken bir yığın giyim kuşam takıp takıştıran biri olarak da, bagaj ihtiyacım fazla oluyordu. Ayrıca yakın zamanda iş yerimin evimden biraz daha uzaklaşacağını da bildiğim için artık (hiç sevmesem de) yağmurda ya da kışın soğukta da binmem gerekebileceği için, bir an evvel bir maxi skutır alsam mı demeye başlamıştım, ama kimselere de söylemiyordum. Taa ki, 1 hafta önce eşim "hazır borç harç yokken alsana bir skutır" diyene kadar. Önce şaşırdım "sahi mi yahu, tamam diyorsun yani motoru değişmeme" dedim. "Sadece maxis kutır alacaksan, tamam diyorum" dedi. Kadınların bir kısmında (buna annem ve eşim de dahil) nedense skutırın daha güvenli olduğuna dair bir kanı var, oysa risk aynı, sadece skutırlar daha rahatlar, orası kesin.
   Her neyse, o gazla hazır motorumda hala temizken ben de bu vitesli motosiklet sevdasına ileride dönmek üzere bir ara verme kararı aldım (tam 13 yıl sonra) ve Midnight'ı satışa koyduğumun haftasında satıldı. Görmeye gelen arkadaş görür görmez notere gidelim dedi. 😂
   Ve bugün biraz hüzünle de olsa, bunca yıl sonra vitesli motosikletlerimin sonuncusu olan Midnigt'ı satmış bulunuyorum.
   Ne mi alacağım?
   Muhtemelen yeni kasa bir Yamaha xmax 250 ile yola devam edeceğim. Bloğu okuyanlar bilir geçen yıllarda kısa bir test sürüşü yapmış ve oldukça beğenmiştim, ki Dominar'dan önce ciddi ciddi almak isteğindeydim, ama kısmet bugüneymiş, iyi de oldu, okumalarım, izleyip araştırmalarım yeni kasasının hem Fransa üretimi  hem de eskisinden çok daha iyi olduğunu gösterdi bana, Domi'den önce alsam eski kasayı alacaktım, şimdi son versiyonu alacak gibiyim.
Bir kaç gün sonra belki bir hoş geldin yazısı da onun için yazabilirim.

   Ne diyeyim, Dominar 400'le düşündüğümden çok daha kısa beraber olduk, umarım alan arkadaş keyfini çıkartır. Ben de kim bilir belki yıllar sonra burada bir başka vitesli motosikleti aldığımı yazarım.

   Sözün özü dostlar, şimdi bir maxi skutır arası...😊

   Herkese sevdiği, alabildiği motorla güzel günler, alamayanlara da en kısa zamanda daha iyilerini dilerim.


NOT: Tabii ki blog ve MotoHayat'da ikiteker ve hayata dair deneyimleri paylaşmaya devam edeceğim.

NOT 2: Konuyla ilgili detaylı bir de video çekmiştim, meraklısı mevzuyu oradan da izleyebilir.

10 Eylül 2019 Salı

MIDNIGHT İLE 10.000 KM. (DOMİNAR 400 10 BİN BAKIMI)

   Merhaba.
   Dün itibariyle Dominar 400'umle de ilk 10.00km'yi devirdim, hem de tam servisin kapısından bakım için girdiğimde takometre tam 10.000 km gösteriyordu. 😃
    Açıkçası bakımın kendisinden çok fiyatı etkiledi beni. 2019 Eylül ayı itibariyle 390 tl'cik verdim periyodik bakıma. Eskiden otomobil bakımlarına bu paraları verirdik, şimdi motosiklete verir olduk ki otomobilde iki katı oldu bu rakamlar hatta markaya göre 3 katı filan da oluyor otomobilde.

Neyse bakımda klasik şeyler oldu,
- Yağ
- Yağ filtresi
- Yağ süzgeci
- Hava filtresi değişti (ki değişmedi henüz çünkü servislerde de fabrika da da filtre yokmuş, 1 aya gelecek ve değişecez)
- Zincir temizleme yağlama
- Zincir bolluğu kontrolü.

Klasik şeyler yani.


10.000 km sonra Dominar'la aram nasıl, bir sorun var mı?

   Midnight'ın en ufak bir sorunu yok, hala memnun olarak kullanıyorum. Açıkçası titreşimi dışında da olumsuz denebilecek bir yanı yok, ki titreşimi de artık beni çok etkilemiyor alıştık sanırım.

   Bir sonraki 10.000'e kadar (yani 20k'ya) sanırım artık teknik bir şeylerden filan bahsetmeyeceğim.
Dominar sıkıntısızca beni işe götürüp getirmeye devam ediyor.
   5000km'den bu tarafa ekstra olarak sadece orta sehpa taktım motora. Çok da iyi iş görüyor.

   Uzatmayayım, Dominarla hala mutlu mesut bir beraberlik yaşamaktayız.
   Darısı olmayanların başına...

Nice Yollara!

                                                 Meraklısına bir de videomuz var konu ile ilgili:

2 Eylül 2019 Pazartesi

BAJAJ DOMINAR 400'DE TİTREŞİM (VİBRASYON) AZALTMA / Benim yaptıklarım / VİDEO

DOMINAR 400'DE TİTREŞİM AZALTMA TAKTİKLERİ.
İŞE YARIYOR MU, YOKSA HİKAYE Mİ? Dominar 400'de malum titreşim (vibrasyon) var.
Ben kendi çapımda neler yaptım ve işe yaradı mı, youtube kanalımda onu anlatmaya çalıştım.

Buyrun:

10 Ekim 2018 Çarşamba

Dominar D400, 5000 bakımı ve küçük bir analiz daha...

 

   Merhaba.
   Bugün Midnight'ın (Dominar D400) 5000 km periyodik bakımını yaptırttım. 2018 Ekim ayı itibariyle maliyeti 195tl tuttu. Yağ ve filtresi değişti, tüm somunlar kontrol edilip sıkıldı, zincir ayarı yapıldı ve yağlandı. Zaten 2800 km civarında bir ara yağ değişimi yaptırmıştım, o zaman serviste olmayan ön tur camını kendim halletmiştim, hatta okuyanlar bilir Biadil cam kaskıma kaskıma rüzgarı verince değişip, GP Kompozit almıştım. Yanı sıra arka dişliyi 42 T yapıp titreşimi ve genel anlamda motor yıpranmasını biraz daha azaltmaktı niyetim, o zaman dişli de yoktu serviste, maalesef bugün de yoktu, ama geldiği anda haber verecekler ve gidip dişli değişimi yapacağım. Açıkçası bir ara ciddi ciddi bu haline alıştım, dişliyi hiç değişmesem mi, demiştim ama, yine de geceleri iş dönüşü o aynalardaki titreşim kaynaklı görüntü bozulması hiç de hoşa gidecek gibi değil diyerek ve hem benim hem motorun yorgunluğunu azaltmak adına değişme kararımı kesinleştirdim. Maalesef benim debriyaj müşürü de sizlere ömür, görevini iyi yapmıyordu, bu sebeple yan ayaklık kapalı ve motor 1.viteste iken debriyajı çekince çalışan motor, bir süredir çalışmaz olmuştu, Baymoto garanti kapsamında onu değişelim dedi, aynı zamanda dişli de sipariş edelim aynı anda değişelim dedim ben de. Yani müşür garantiden, dişli ise cepten değişecek.😃 Bakalım en kısa zamanda haber verecekler.
Bu iki işlemi de yapınca bu yıl için hatta gelecek kışa kadar benim Midnight'ın herhangi bir eksiği kalmıyor. Sadece lastikleri daha iyi hamurlu bir lastikle değişmem lazım ama, onları da kışın motoru kullanmayacağım için gelecek kışa erteledim, zira memleketin ekonomik durumu bizim de az buçuk belimizi bükmeye başladı, şu an bakıma bile verdiğim paraya acırken 2000 tl'ye yakın bir parayı bir çift lastiğe vermek hiç işime gelmedi doğrusu. İşin acayibi orjinal lastikler de şimdiye kadar gayet iyi idare etti, hatta dün gece iş dönüşü yeşil ışıktan geçmek üzere iken solumdan kırmızıda geçen bir polis otosu(yanlış okumadınız Polis otosu) az kalsın beni ezecekti ki, orjinal lastiklere rağmen çok ama çok az bir arka kayması ile zınk diye durdurabildim motoru, hızım da fazla değildi ama yine de şaşırttı beni lastikler. Normalde kullanım tarzım da agresif değildir, çok nadiren yüksek hız ihtiyacında olurum, genelde trafik akış hızlarında sürerim ya da bir tık üstünde. Kalkışlarda gaza asılmam, mesela Domi için hep söylenen, kalkışlarda arka tarafın drifte gelme olayı bende hiç olmadı 5000 km'dir, ki test motorunda ben de yaşamıştım bunu.

   Haa bu arada unutmadan, daha rodaj bakımında yaptırmak istediğim dörtlü flaşörü, servisim led sinyallere yapılamayacağını söylediği için yaptıramamıştım. Geçtiğimiz Cumartesi günü, internet ortamından tanıdığım bir arkadaşın vasıtasıyla Zafer Akkuş adlı elektrik elektronik üstadı bir arkadaşa gidip yaptırttım, üstelik hızı da istediğiniz gibi ayarlanabiliyor sinyal ve dörtlülerin. Orjinal haline yani 4'lüsüz haline istediğiniz zaman geri dönme şansınız da var. Yani motorun orjinalinde kablo kesme vesair bir şey yapmıyor, sadece bir aparatı değişiyor ve bağlantıları hallediyor (ki kendisinin de bir Dominar'ı var) bu yüzden gayet iyi iş çıkartıyor, ellerine sağlık diyorum buradan bir kez daha. Böylece en çok yaptırmak istediğim şeylerden biri olan (Geronimo'da rodaj sonrası hemen yaptırmıştım) 4'lü işini de hallettim. Üstelik Zafer arkadaşım sağ olsun oldukça da makul bir fiyata yaptı bu işi.
   Kısacası D400 neredeyse gelecek sezona da hazır gibi.
   Kışın 10 derece ve altındaki soğuk havalarda, yer kuru bile olsa motor sürmeme kararım Dominarla en ufak bir yağmurda da sürmemeye dönüştüğü için, orjinal lastikler beni idare ediyor, etmek durumunda. Böylesi çok daha rahat, hem risk azalıyor hem ben vapur keyfi yaparak işe gidebiliyorum, hem hastalanma ihtimalim düşüyor. Kısacası kim ne derse desin, tatlı su motorcusuymuş, yok şuymuş buymuş, bunların benim nezdimde hiç bir kıymeti harbiyesi yok cancağızım.😊 (Ulan ne cümle kurarmışım be, sankim paşa dedem konuştu, yok yok dede de paşa değil, muhtardı 😊 )

5000 km içinde Dominar D400'e taktığım aksesuarlar ve yapılan işlemler.
- Gidon Yükseltme aparatı
- Elciklere rüzgar koruma
- Uzun Tur camı
- Arka çanta demiri ve 45 lt. topcase
- Daha yüksek ve geniş aynalar
- Depo üstü yeni ped
- Depo yan koruma pedleri
- Telefon tutucu
- Dörtlü Flaşör


5000 km sonra memnuniyet v.s.
   Açıkçası ilk zamanlardaki negatif düşüncelerim Dominar'ı kullandıkça azalmaya başladı, zira gayet iyi performans sergiliyor, en çok şikayet ettiğim titreşimine bile epeyce alıştım gibi. 😊
İnsan kullandıkça hemen her türden motosiklete alışıyor gibi sanki. Benim de son dönemde Domi hakkındaki fikirlerim olumlu yönde değişti, yok yok bunda felaket zamlanmış olmasının etkisi yok, valla yok yav.😜
   Titreşim yüzünden ilk zamanlar "ulen hata mı ettik Geronimoyu satmakla?" derken, şimdi iyi etmişim diyorum, çünkü Domi açık ara insana daha fazla güven veriyor, dengesi, gidişi çok daha sağlam, malzeme kalitesi, işçiliği ve sağlamlığı da daha üst düzey gibi. Pek çoklarının dediği gibi bu paraya(yani benim aldığım parayı kastediyorum, ben Nisan 2018'de 18bin tl civarına almıştım) alınabilecek bu donanımda başka motosiklet yok gerçekten.
   Sırf Bosch marka ön arka abs sitemi ve Bybre fren kaliperleri bile yeterli bence, ki çok iyi çalışıyor fren sistemi, tüm aydınlatma sisteminin led oluşu v.s. gibi özellikleri de cabası.
 

   Yani dostlar benim Dominar hakkındaki bir kaç yazı önceki gerçekçi analizim halen geçerli olsa da o analizdeki bazı konularda da düşüncelerim biraz daha yumuşamış durumda.
   Önümde emekliliğime ve İstanbul'u terk eylemeye bir 5 yılım var, hayat ve ömrümüz vefa ederse Dominar'ı bu süre zarfında kullanmak azmindeyim. İstanbul'daki son motosikletim olacak umuyorum, zaten o amaçla almıştım, umarım 5 yılı sorunsuzca çıkartırız. Bu 5 yıl için hedefim de 40 ila 50 bin km yapmak. Bakalım zaman bize neler gösterecek, yine de bir vade ve takvim koymak doğru gelmiyor motosiklet işinde, hayat sürprizlerle dolu, motosiklet denilen alet de hayat gibi sürprizlere gebe bir alet, umarım bu hedefi tuttururuz ne diyeyim. Şu anda 25 bin km yapmış sorunsuz binen arkadaşlar var, bizzat biliyorum. Belki ben de 40 - 50 binli km'leri görüp burada paylaşırım zamanı gelince.

  Yani son söz olarak şunu diyebilirim, Dominar D400, alınmayacak bir motosiklet değil, parasının hakkını gayet güzel veren bir alet, artık net olarak bunu düşünüyorum kendisi hakkında. Benim yaptığım gibi üzerinde bazı küçük tefek değişikliklerle, lanse edildiği gibi sport tourer bir alet haline gelebiliyor. Hatta son dönemde Bajaj Dominar kullanıcıları ile birlikte pek çok etkinlik düzenliyor, İstanbul'a yakın yerlere sürüyorlar, umarım ben de bir tanesine katılır ve buradan paylaşırım en kısa zamanda.


   Herkesin daha iyilerine, daha güzellerine kavuşmasını dilerim.


   Nice yollara!







                 Bir de video çektim, amatörce de olsa meraklısına canlı canlı bir anlatım da burada:

18 Eylül 2018 Salı

Kurt Bir Gün - Konu Dışı (2)

Konu dışı belki de tam da içi bir hikaye aktarayım da durulayım, ben de zamanında bir dergi de okumuştum, zaman zaman anlatırım dost meclislerinde.


   Kurdun biri bir gün ormanda bir köpekle karşılaşır. 
"Selam" der "ben ormanda yaşayan bir Kurdum". 
Köpek de onu selamlar, "Ben de şu aşağıdaki çiftlikte yaşıyorum". 
Bunun üzerine Kurt, "Ormanda yiyecek bulmak oldukça zordur, bazen aç yattığım bile oluyor, sanırım senin durumun daha iyidir, ne de olsa bir çiftlikte yaşıyorsun" der. 
Köpek, "Tabii, sahibim bana her gün çok güzel yemekler verir, bana iyi bakar" der. 
Kurt, bu sözleri duyunca heyecanlanır, "Ben de çiftliğe gelsem, sahibin bana da öyle güzel yemekler verir mi?" der. 
Köpek "Tabii" der, "Hadi gidelim hemen". 
Kurt takılır köpeğin arkasına, yürümeye başlarlar. Artık çiftliğe varmak üzere iken Kurt, köpeğin boğazındaki yara izini fark eder ve sorar: 
"Senin boğazına ne oldu?
Köpek: "Sahibim bana çok iyi bakar, çok güzel de yemekler verir, ama her akşam da beni bağlar" der, "Bu iz o yüzden"
Bunu duyan Kurt, hiç bir şey söylemeden koşarak ormana geri döner.


Siz de zaman zaman benim gibi bu motosiklet mevzusundan sıkılıp bıkmıyor musunuz? İşte öyle anlarda ben kafamdan sanki hiç motosikletim yokmuşcasına bu metayı çıkartıp başka mevzulara dalıyorum. Başka yazılarda da yazdım son dönemde, motosiklet benim için artık neredeyse sadece bir ulaşım aracı, arabama alternatif olduğu için kullanıyorum. İstanbul'dan göç ettiğim gün belki yeniden zevk için kullanmaya, ağırlıkla keyfi gezi amaçlı kullanmaya başlarım, niyetim de var buna. Ama İstanbul'un kaos ortamında içimden zevk için gezi yapmak pek gelmiyor , kendimi şu günlerde buna biraz zorlamak istiyorum ama ı-ııh olmuyor. Bu sebeple zaman zaman blogda da böyle konu dışı mevzulara yer vermek niyetindeyim, çok sık olmayacak tabii bu, bakalım deneyeceğiz...


GÜNCEL NOT: Mevzuyu bir de sesli dinlemek isteyenler için youtube kanalımızda amatörce seslendirdik. Kusurumuz varsa affola:

4 Eylül 2018 Salı

Vallaha bu motor son motorum olabilir demiştim...

Merhaba.

   Bizim Bajaj Dominar 400 son motosikletimiz olacak galiba.
Dün dedikodusu yayılmıştı internette, bugün gerçek oldu ve Bajaj feci bir zam yaptı.
İnanılır gibi değil ama daha 4 ay önce ben bu aleti "ulan bu kadar para verilir mi acaba?" diye diye 17.900'e aldıydım, şimdi 29.765tl olmuş 2018 modeli ise 33.000 (yazıyla otuz üç bin) tl, olmuş durumda. Gerçekten inanılır gibi değil.

   Anladık ülkede ekonomik kriz var, anladık dolar aldı başını gidiyor, yuro, altın uçtu filan ama bu kadarı da fazla değil mi yahu?

    Bajaj'ın sitesinde de artık yeni fiyatlar görünüyor. Türkiye'de motosiklet sektörü de, kullanımı da bitecek anlamına geliyor gibi bu fiyatlar,  zira Bajaj bizler gibi orta alt gelir seviyesine hitap eden bir marka idi, bu fiyatlarla artık bizler gibi olanların ulaşması imkansızlaştı demektir. Aynı eskisi gibi zengin oyuncağı olacaktır motosikletler. Garibanlar da Çin malı külüstürlere devam ederler, o da iş güç için eşek yerine kullanmak için.

   Tabii bu durum sebebiyle Bajaj'a o paralar verilmez deyip o paraları ikinci el Japon ya da avrupa markalarına vermeye de yönlendirebilir tüketiciyi. Böyle bir durumda da Kuralkan ben Bajaj'ı bıraktım diyebilir. O zaman da Bajaj,  Hyosung'ların durumuna düşecektir.

   Kimi aklı evveller, ulan yaşadık bizim motorlara 10 bin lira zam gelmiş filan diye seviniyor olabilirler, ama şunu hesaba katmıyorlar, böyle bir zamlanma karşısında  Bajaj ve diğer bazı markalar ülkeden çekilirse motosikletleriniz elinizde patlar haberiniz ola.

   Umarım dediğim gibi olmaz ama olma ihtimali epeyce yüksek görünüyor, şayet memleket ekonomisi çok kısa vadede düzelmezse.

   Motosiklete binmenin özellikle alt ve orta gelir gurubu için giderek hiç bir ekonomisi ve mantığı kalmamaya başladı.

Umarım güzel günler görürüz diyecem ama bunu demekten de dilde tüy kalmadı. Ne diyeyim.

Şu linkte'de Bajaj Satış ve Pazarlama Müdürü Ekrem ATA'nın konuya dair mesajı mevcut:
http://www.motosiklet.net/forum/moto-sohbet/192794-bajaj-sonunda-zamlarini-acikladi.html


Bu da ilgili fiyat linki: 

http://satis.kuralkan.com.tr/bajaj.aspx



12 Ağustos 2018 Pazar

Yok yok satmadım hala Midnight'layım.... :)



Merhaba.

   Yok yok satmadım, hala Midnight (Bajaj Dominar 400) ile beraberim.
İlk aldığımda rodaja kadarki 500 km boyunca Dominar bana epeyce bir garip gelmiş, titreşiminden kaynaklı biraz şikayet edeyazmıştım.
   500 rodaj bakımı sonrası bir nebze rahatladı ve giderek birbirimize alışmaya başladık. Şimdilerde 3300 km’ye doğru yaklaşmışken, bir ara ciddi ciddi “Yapamıycam mı lan ben bu aletle, erkenden satsam mı acep?” derken, şimdilerde onunla devam ediyorum hala ve bi aksilik olmazsa da satmak niyetinde değilim.
   En son 3000 km’de bir yağ değişimi ve servisinde yeni yazılım yüklettim Dominar’a. Sanırım bu 2018’lerde mevcut olan ve 2017 modeller için de güncelleme için atılan bir yazılım. Yaptıranlar motorun ara sıra boğulma hissi yaşadığı devirlerde artık rahatladığını söylüyordu, ben 2800 km ve sonrasında sadece birkaç kez çok hafif bu hissi yaşamıştım. Yazılım sonrası gerçekten de motor rahatladı, genel gidişi de sanki daha iyi hale geldi, daha kolay hızlanıyor gibi. Bajaj’ın bu güncellemeyi garanti kapsamında yapması da takdire şayan. Yakın zamanda 45T olan arka dişliyi 42T ile değişeceğim, onu yaptıranlar da bilhassa titreşim konusunda motorun epeyce rahatladığını söylüyorlar. Aynı zamanda bir de uzun tur camı taktıracağım. Aslında bu ara yağ ve yazılım bakımında yaptıracaktım bunları ama serviste dişli de cam da yoktu, geldiğinde haber verecekler ve onları da halledeceğim. Bunları yaptıktan sonra belki bir kış rüzgarları için elcik koruma alıp takacağım, keyfe keder belki bir sis farı.(sis farı şart değil ama dörtlü yapılamadığı için dörtlü gibi yanıp sönecek ön ve arkaya bir sistem ekletmek istiyorum esasen. Böyle bir şey bulabilirsem yapacağım.) Ve tabii kış öncesi bir lastik değişimi de gerekebilir, havalar soğuduğunda lastiklerden alacağım geri dönüşe göre.
Başkaca bir şeye gerek yok sanırım, hani ne olur, en fazla bir sele kılıfı, sele yıpranmasın diye o kadar.

   3300 km’ye dayanmışken Dominar’dan şimdilik memnun olduğumu söyleyebilirim. Evet titreşim önceki motorumdan fazla, evet belki biraz daha rahatsız ama, aynı km/hız’ları daha alt devirlerde ve çok daha çabuk yapabiliyor oluşu, araç sollarken daha kolay hızlanması gibi etkenler önemli, ön arka çift disk ABS, kayıcı debriyaj v.s.’yi saymayayım tekrar.

   Kısaca Dominar 400, bu özellikleri daha üstün denilebilecek markalarda alamayacağınız fiyata size veriyor. Eksik yanları tabii ki var, yukarıda saydık. Ama benim gibi otobandan işe gidip gelen biri için ihtiyacı fazlasıyla karşılıyor, ufak tefek dokunuşlarla daha iyi hale getirilebiliyor. Yani ilk baştaki hayal kırıklığım epeyce azalmış durumda. Zaman içinde motoru sürdükçe, huyunu suyunu, gidişini tanıdıkça, sanırım alışıyor insan, titreşim de eskisi gibi gelmemeye başlıyor, başka şeyler de.
Malum memlekette 250cc Japon motosikletleri fiyatça uçmuş durumda, Dominar bile ben aldıktan sonra iki kez zam yedi. Yani bugün olsa Dominar da alamazdım. Bu sebeple elimizdeki malın değerini bilip işimizi gördüğü müddetçe kullanmak sanırım bugünkü halde yapılabilecek en sağlıklı şey. Dominar muhtemelen ilk söylediğim gibi en ez 3 yıl daha benimle olur. Şartlar ekonomik anlamda değişirse, belki İstanbul’u terk eylemeden önce bir motosiklet daha alırım, olmadı Domi ile İstanbul’a son noktayı koyar gitmeden önce de satarım.

   Bakalım hayat ve günler ne getirecek.
Çünkü memleketimiz sürprizlere çokça açık bir memleket, net konuşturamıyor insanı.

   Herkese sağlıklı sürüşler, nice yollara.

17 Mayıs 2018 Perşembe

Dominar 400 ile rodaj bakımı sonrası izlenimler...

 
(Eskiden burada  Pulsar NS150 nam- ı diğer Geronimo duruyordu.)

   15 Mayıs Salı günü Midnight'ın(Bajaj Dominar 400) rodaj bakımı vardı.
   Servisim Baymoto'da sağ olsunlar oldukça detaylıca ilgilendiler motorumla. Yan ayaklıktaki müşür işe yaramıyordu, onu düzelttiler artık düzgün çalışıyor. Soğutma sıvısı biraz azdı, onu da tamamladılar. Ön maşadaki boşluk hissi halledildi. Yağ değişti. Vidaları kontrol edildi. Benim gidon yükseltme aparatını takarken yanlışlıkla çıkarttığım ve üstünkörü sabitlediğim km kablosu doğru şekilde yerine oturtuldu. Motorla ilgili şikayet ettiğim gidondaki ve aynalardaki titreşim için gidonda ufak ayarlamalar yapıldı. ayrıca arka çanta demiri de takıldı ve eve dönünce elimdeki 45 lt. arka çantayı taktım. Motor oldukça kalıplı olduğu için Pulsar NS150'de biraz büyük duran çanta daha kalıplı bir motosiklet olan Dominar'da sırıtmadı ve güzel durdu. Servisin taktığı yüksek arka çanta demiri de gayet iyi durdu, bana göre görüntüsünü çok fazla bozmadı motorun.
   Tüm bunların sonunda bugün (yani dün) ilk kez işe gidip geldim Midnight'la, yani siftahı yaptık, onunla sezonu açtık diyebilirim.
   Bakım sonrası titreşimde bir nebze azalma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, özellikle bugün TEM üzerindeki sürüşümde bunu hissettim, bakımın hemen sonrası eve gelirken sanki o kadar iyi gelmemişti, ama bugün işe gidip gelirken daha hoşuma gitti. Ayrıca aynalardaki titreşimin özellikle 80 km ve üstünde arkayı - hele de gece - seçilemeyecek kadar kötü göstereceğini düşünüyordum ama 110 km'ye çıkana dek titreşim olsa da arkadaki araçlar rahat seçiliyor. 110km civarında ise görüntü de bozulmalar başlıyor. Bu konuyu kendi yöntemimle gidon yükseltici ile gidon arasına yalıtım malzemesi koyarak iyileştirmeyi düşünüyorum, hatta ilgili malzemenin siparişini de verdim. Aynı malzemeden sele altına, şasi borularına da uygulamayı düşünüyorum. Gidondaki ve seleden gelen vibrasyonu biraz daha azaltabilirsem Midnight tadından yenmez olacak çünkü.
   Bugün bakım sonrası ilk kez işe git gel yapınca kendisine daha çok ısındım. Motorun özellikle ivmelenmesi ve ara hızlanmaları çok iyi. Gazı açtığınız anda uzamaya başlıyor ve insana böyle gidecekse titresin varsın dedirtecek kadar sıkı gidiyor. İşte o titreme işini de hem kendi uygulamamla hem de belki 2000 küsur km sonra servisimin de önerdiği gibi arka dişliyi 42T ile değişerek daha da iyi hale getirebilirsem, gerçekten de Midnight ile uzun süreli beraber olabiliriz. Ki onu alış nedenim 4 - 5 yıl civarında kullanmaktı. Vibrasyon biraz fazla olunca önce ufak bir hayal kırıklığı yaşadım açıkçası, bu haliyle uzun süre kullanabilir miyim diye düşüneyazdım, ama dün rodaj sonrasındaki izlenimim bu haliyle bile işe git gel de çok fazla yormayacağı oldu. Hele iyileştirme yapılırsa bu iş tamamdır.

(Arka çanta demiri ve padok efektif kullanım için gerekli.)

   Bu arada iş dönüşü ilk kez gece sürüşü yaptım, Dominar'ın farları bugüne kadar sürdüğüm motorlar içinde en iyi aydınlatan farlar diyebilirim rahatlıkla. Sanki otomobil farı gibi aydınlatıyor yolu. Çok beğendim. Aynı şekilde led sinyaller ve arka stoplar da çok uzaktan bile fark edilecek kadar iyi yanıyorlar.

   Dominar, 100 km hız üstüne çıkılınca kulağa hoş gelen bir motor sesi veriyor. Gaz verdikçe zevk alıyorsunuz bu sesten.

   Kısaca, 600 küsur km sonra Midnight'la yaptığım ilk iş günü sürüşü düşündüğümden çok daha güzel geçti. Titreşimi dert ediyordum ama o kadar yormadı beni 33 km gidiş ve 33 km dönüş boyunca. Motorun gidişi, dengesi, virajı, gaz tepkisi, müthiş farları ve gece çok net görünen göstergesi v.s. gibi iyi özellikleri, titreşimi unutturdu açıkçası ve ciddi ciddi kafaya takmaya başladığım titreşim konusunda moralimi yükseltti bugün Midnight. Yapacağım iyileştirmeler sonrasında sanırım bunu dert etmeden sürüşün keyfine varmaya odaklanacağım.

   Dominar 400'ün rodaj döneminde, yani ilk 500 km'lik kullanımımda, ortalama 100km'de 3.5 lt. benzin tükettiğini söyleyeyim. Bu esnada 80 km hızı geçmeden ve genelde şehir içi kullanımı yaptığımı belirteyim.


   Şimdilik bu kadar, çok bile yazmışım. Ama bugün gerçekten kafamdaki endişelerimi epeyce gidermeme neden oldu Dominar 400. Sanırım onunla bugün, ilk 600 km'nin sonunda işe gidiş geliş yolunda daha iyi bir dostluk kurmaya başladık.

   Ne diyeyim yeni bir sezon ve yine yeni bir motosiklet, keyifli ve heyecan verici bir durum bu motosikletseven için. Üstelik Midnight benim satın aldığım 250 cc üstündeki ilk sıfır motosikletim, enjeksiyonlu, su soğutmalı ve abs'li ilk motosikletim de oluyor kendisi aynı zamanda.

   Daha önce de söylediğim gibi sizler daha iyilerine sahip olursunuz umarım.

Nice yollara!




11 Nisan 2018 Çarşamba

Dominar 400 ile 10 dakika. (Kısacık denemeden izlenimler)


Biraz önce (test demeyeyim de) 10 dakikalık deneme sürüşünden geldim.



 Bu kısacık turlamadan izlenimlerim:

   Açıkçası üzerine ilk binip çalıştırıp sesini duyduğumda oldukça hoşuma gitti, tok bir ses, sanki performans egsoz var gibi gaz verince kükrüyor. Tork çok iyi, ancak dikkat edilmezse ve gaza biraz yüklenilirse ilk kalkışlarda, ışıklarda filan arka taraf direkt dirfte geliyor (üstündeki stok lastiklerin de etkisi vardır, benim fazla gaz açmamında), motor ağır ve dengeli olduğu için gazı kesip debriyajla direkt düzeliyor, bir kez ışıklarda arka taraf yanladı, gazı azaltınca düzeldi, ama acemiye gelmez, feci çarpar gibi bir tork ve güç hissettirdi bana. Sonraki ışıklarda daha nazik dozajlayınca efendi gibi kalktı yürüdü, bunu da söyleyeyim. 
Motorun hızlanması müthiş, benim 17 hp'lik ns 150'den sonra hakikaten eşşekle at farkı gibi bir hissiyat var arada. Malzeme kalitesi ve görüntü hiç fena değil, gayet iyi görünüyor, ben de mürdüm rengini beğenmiştim ama bindiğim lacivert motorun rengi de hiç fena gelmedi gözüme. Pegler ve gidon Pulsara göre daha önde geldi bana hatta kullanıcılardan forumlarda, egzostan ayaklara sıcaklık geliyo diyen arkadaşlar egzosa basıyor olabilirsiniz, ben de ilk bindiğimde önce egzosa bastım sonra pegi buldum :) 
Gidon tutuşu ileride ama benim hoşuma gitti, sanki harley sportster'a biniyor gibi bir hissiyatı oldu bende, cruiser bir motor gibi ya da bobber gibi bir oturuş tarzı var. 
Motor (hele hele Pulsardan sonra) inanılmaz sağlam gidiyor, ayıptır söylemesi "köpek gibi gidiyor" desem yeri var, alt devirlerdeki ivmelenme inanılmaz. Sele konforu Pulsardan net olarak daha iyi, oturuşu da öyle ve sürerken verdiği hissiyat da. İnip benim NS150'ye binince, kendi motorumu epeyce naif buldum açıkçası, fazla efendi imiş meğerse. :)



   Benim için hayal kırıklığı ya da eksi diyebileceklerim:(test motoru olmasının da mutlaka eksisi vardır) 

Hayal kırıklığı olan ilk şey gidonda düşük viteslerde birazcık gaz verildiğinde bile titreşimin epeyce hissedilmesi oldu, hatta hiç beklemiyordum ama hızlandıkça aynalarda da titreşim var, hani vites atmak için azıcık gaz vereyim de vitesi yükselteyim deyince gidon epey bir kıpraşıyordu. Bu konuda test motorudur diyenler mutlaka olacaktır, ama ben Pulsar ns150'yi test ettiğimde aynalarda hiç titreşim yoktu ve 18bin km'dir kullandığım kendi NS150 motorumda da aynalarda 120 ile gitsem bile titreşim olmuyor arkayı gayet rahat gösteriyor. Eğer bu durum normal sıfır alacağımız motorda da olacaksa benim için önemli ve sevmediğim bir eksidir. Ayaklıklarda ya da seledeki titreşim o kadar etkili değil ama gidonda ciddi anlamda titreşim vardı bindiğim dominarda. uzun yıllar hani 5 yıl bineceğim diye kredi ile filan ödeyeceğim bir motoru bu şekilde 5 yıl kullanabilir miyim, epeyce düşündürdü beni. Bayii de "bu test motorudur, hırpalanıyor haliyle siz rodajını filan düzgün yapınca bu kadar titreşim olmaz" dedi ama deneme yanılma yoluyla bunu görmek o kadar para verdikten sonra, benim biraz canımı sıkar mı, bilemedim. 
Hani şu yukarıda yazdığım feci uzayıp gidişi, "ulan böyle gitsin ama varsın titresin" dedirtti bi an bana, ama sonrasında bunu uzun vadeli düşününce canımı sıkarsa n'aparım demedim değil hani. Neticede az bi para değil verilecek olan.



   Gidon yükseltme takan arkadaşlarda bu titreşim mevzusu öncesi ve sonrasında fark etti mi ya da gerçekten test motoru diye mi bu kadar titriyordu bilemedim bunu birinci elden kullanıcılarla görüşeceğim bu motoru alma kararı verirsem. Bu benim için önemli bir kriter çünkü. NS 150'yi memnuniyetle kullanmamın sebeplerinden biri mesela katlanılabilecek kadar bir titreşimin olmasıydı, üzmüyordu. GV250 Hyosungu ise satma nedenlerimden biridir bu aynadaki aşırı titreşim. Çünkü gece azıcık hızlı sürerken arkada araç farlarından ışıkla boyama dışında bir şey görünmezdi hatta aynanın biri sürekli gevşerdi.

   Bu arada motordan vites geçişlerinde bilhassa küçülttükten sonra çok fazla çat çut sesi ve zırıltı tarzı sesler geliyordu, vites yükseltince de gazı açtıktan sonra tak diye bir kaç kez ses geldi, sanki vites geçmemiş de gaz verince yerine oturmuş gibi, hoş bu taz sesleri BMW motosiklette de duymuş biriyimdir. Bir başka arkadaş da bunun büyük cc lerde olası bir durum olduğunu söyledi, çokça bilimsel gelmese de bana. Gerçekten 4000 küsur km'deki bu test motoru çok mu hırpalanmış bilemedim. Genellikle test motorlarının hor kullanıldığı doğrudur, gerçek veriler satın alıp kullananların motosikletlerindedir çoğunlukla. Düşündürdü açıkçası.






   Velhasılı kelam 10 dakikada iyi de kötü de şeyler hissettirdi bana Dominar. Açıkçası almaya değer mi, 5 yıl binilebilir mi? Biraz kararsız kaldım ne yalan söyleyeyim. Sürüşü çok zevkli ama, evet işte tam da budur aradığım diyemedim bu kısa sürüşte. Oysa NS150'de 15 dakika sonra neredeyse yüzde 80 tamamdır, budur demiştim.





   Şunu da eklemeden geçmeyeyim, geçen yaz 1 saat kadar KTM duke 250ABS yi denemiştim, o motordan inip NS150'ye binince oh be dünya varmış demiştim. Kısa süreli binmiş olsam da Dominar'dan Ns150'ye binince böyle düşünmedim, Dominar açıkçası KTM'den çok daha konforlu geldi bana, hakkını vereyim. KTM'de sele adeta simitçi tablası gibydi, Dominarda çok daha konforlu. Ve üstünden inip NS150'ye binmek bir nebze koymadı desem yalan olur. :)




   Bilemedim, epeyce bir kararsızlığa gark eyledi beni Dominar 400, öyle bir gidişi var ki, ilk gaz verdiğiniz anda cezbediyor, hele hele benim gibi küçük cclerle uzun zaman geçiren biri iseniz. Ama özellikle o gidondaki titreşim mevzusu biraz düşündürmedi değil. Hani gidonda bu olmasa motor tadından yenmez modunda olabilirmiş F/P açısından. 

   Her şeye rağmen artıları oldukça fazla ve benim düşündüğümden çok daha iyi hissettiren bir motosiklet imajı verdi bana açıkçası.

   Alınabilir mi? Memlekette malum büyük marka dediklerimizin 250 cc motosikletleri bile 400 cc dominardan daha pahalı hale gelmişken, neden olmasın?


NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!