Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


Motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2020 Çarşamba

ELVEDA

Nitelikten çok niceliğin önemli hale geldiği günümüzde, mazruf değil zarf önemli artık. Benim ise mazruflarımı koyacak allı pullu zarflarım yok ne yazık ki hala...
 

   
   Muhtemelen ve yeniden devasa bir hevese kapılmazsam bu yazı bloğun son yazısı olacak. Zaten birkaç paylaşımdır “ufak ufak artık dükkanı kapatsam mı?” demeye başlamıştım. İyiden iyiye keyfim de kaçık bu aralar, korona virüsler, ekonomik bunalımlar, motosiklet, pazar, market uçan fiyatlar, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, magandalar, mafyalar, ahlaksızlar, inanç simsarları, aymazlar, düzenbazlar, hainler, şeref haysiyet yoksunu olup kendini en şerefli gibi gösterenler, adilikte sınır tanımayıp en dürüst adamı oynayanlar, güce tapınanlar, güçsüzü adamdan saymayanlar, parayı bulunca adam olduğunu sananlar, para için adam satanlar, insana da hayvana da eziyet eden insan olamamış mahlukatlar, aynaya hiç bakmayanlar, dünyayı kendi etrafında dönüyor sananlar, en acısı da üzerine çoktan karlar yağmış olan güvendiğimiz dağlar, daha sayamadığım bilumum çirkeflik, yozluk, yobazlık, bazı şeyleri yazmayı, anlatmayı epeyce anlamsız kılmaya başlamıştı benim için son zamanlarda. Blogda da epeydir youtube kanalındaki videoları paylaşır olmuştum. Hatta “reklam yapıp gideyim” diye yazdım geçenlerde, o yazıda henüz net değildi kararım, sonrasında “son bir” deyip İhtarname çektiğimde bile çok netleşmemişti kafam, ama artık nokta koyma zamanıdır sanırım. Boşa diretmenin de bir yerden sonra anlamı yok.
   
   125, 250 cc motosiklet bile, şundan kısa bir süre önce otomobil alabildiğimiz rakamlara çıkmışken, motosikleti keyif için yazıp çizmek, anlatmak, hatta sürmek bu memlekette ne kadar anlamlıdır artık? Benim için artık zevksiz, tatsız, anlamsız bir hal aldı orası kesin gibi. Son aldığım motorumu bile scooter olarak seçtim, ki sadece ulaşımımı sağlıyor. (Son üç motorum neredeyse tamamen sadece ulaşımımı sağlıyor zaten.) Motor kullanmaktan vazgeçeceğimi sanmıyorum, hele hele İstanbul’da yaşadıkça büyük kolaylık sağlıyor, ama çokça anlamlı gelmeyen hobi, zevk ya da keyif paylaşımlarını bitiriyorum artık. Ne içimden gidip bir motosikleti test etmek geçiyor, ne de açıp motosiklete dair bir şeyleri okumak, izlemek, takip etmek. Ha, sanmayın ki başka şeylerde bu durum farklı, genel olarak memleketimin hali gibi bir haleti ruhiye içindeyim. Benim için uzun zamandır otomobil de, motosiklet de sadece birer ulaşım aracı, ki otomobil zaten baştan beri öyleydi, motosiklet de giderek o hale geldi.  Fabrikasyon herhangi bir ulaşım aracına tapınmayı zaten baştan beri kabul etmedim, etmeyeceğim de. Motosiklete de otomobile de gereksiz anlamlar yüklediğimizi ve gereksiz önemli bir yere koyduğumuzu düşünüyorum, ben de yaptım. Ama dünyada yaşamak bunca acımasızken, bu gibi şeyleri öncelik sıralamamda artık çok ama çok aşağılara koymuş vaziyetteyim. Bundan sonra da önceliğim olacaklarını pek sanmıyorum. Sadece birer araç hepsi bu.
   
   Motosiklet dediğin de neticede bir ulaşım aracı işte, hele hele benim gibi bu işe ayırabileceğiniz bütçe de kısıtlı ise bunu bir keyif ve baş hobiniz yapmaya debelenmek epeyce bir boşa çaba haline geliyor zaman içinde. (Ki maddi gücünüz de buna yetmiyor zaten. Hoş yetip yapanlara da şaşarak bakıyorum, gücüm olsa da hobim olmayacak bir araç artık benim için.)
    
   Kişisel olarak zaten çokça uğraşmış olsam da, artık serviste periyodik bakımını yaptırıp işe gidip gelmek dışında motosikletin bilumum tantanasıyla da uğraşma arzum pek kalmadı. Belki de yaşın artık elliye bir kalmış olmasının da bunda etkisi var, bilemiyorum. “Hayat gailesinde çok daha önemli gereksinimler, çok daha hayati konular varken motosiklet de ne ola ki bunların yanında?!” deyip durur oldum. Korona virüsün en patlamış olduğu dönemde, motosiklet sitelerinde depo üstü çanta derdine düşüp, konu başlığı açabilen insanlara hayretle bakar oldum. Şu ana kadar 6000’e (yazı ile altı bin, ki o da resmi rakam, hala kanıtsız) yakın insan hayatını kaybetmiş durumda iken benim motosiklet derdinde olmam, başka bir derdimin olmaması filan, en azından benim yapabileceğim iş değildir. Hayat akıp gidiyor, ama ben sadece kişisel kazanımlarına odaklanıp gerisi tufan diyenlerden değilim, huyum kurusun, genetik mirasımın da neticesi bu biliyorum; belki de bu yüzden babam abilerinden önce kanser olup öldü, belki de bu yüzden o şiir defterlerini doldurdu, belki ben de bu mirası devraldığım için, onlarca deftere, bu gibi mecralara yazdım çizdim. Sanırım bu bir genetik miras, belki de kimilerine göre lanet. Bilemiyorum, artık çokça umursamıyorum da…
   Kaldı ki şu an itibariyle memlekette Dolar 7 tl, Euro 8 küsur tl, altının gramı 460 tl iken, otomobil, motosiklet, elektronik gibi bilumum ithal malın fiyatı eskinin 3, belki 4 katına çıkmışken, daha şurada 2015’de 51 bin tl'ye aldığım sıfır otomobilimin, bugünkü sıfır fiyatı üç katına çıkmışken, ne motosikleti, ne hobisi, ne yazısı, anlatması alla sen.(Dünyanın en uzun cümlesi bu değil, onu girişte saydırırken kurdum sanırım. J  )
    Buna rağmen youtube kanalını çok sık olmasa da kullanmaya devam edip video paylaşacağım, ama orada da konu sadece motosiklet olmayacak, o yüzden adı Fayda-sız, hayattan da bahsedeceğim. Ki belki de zamanla hayata dair daha fazla bahis olacak. Ama orayı da nadasa bırakma kararındayım bir süre, en azından motosiklet videoları anlamında. Nitelikten çok niceliğin önemli hale geldiği günümüzde, mazruf değil zarf önemli artık. Benim ise mazruflarımı koyacak allı, pullu zarflarım yok ne yazık ki hala...
   
   Velhasılı kelam, yazmayı, uzun uzun yazmayı seven biri olarak artık bitireyim, bitireceğim için de uzun uzun yazıyorum ya zaten.
   Daha önce de dediğim gibi blogu kapatıp gitmiyorum, blogger yaşadıkça bu blog da hiç paylaşım yapmasam da duracak. Kim bilir belki bir gün yeniden paylaşım da yaparım. Ama fırsat buldukça o işi youtube’a bırakacağım.
   Sık sık yazar, söylerim, uzun yazınca (zaten okumayan milletin çocukları olarak) hiç okunmuyor, uzun video bile izlenmiyor. Gerek memleket, gerekse tüm dünyada acayip zamanlardan geçiyoruz. Bilgi, teknoloji arttıkça, sanki paralel olarak bilgisizlik, yozluk, cehalet ve utanmazca cehalete övgü de artıyor. Böyle olunca suya yazı yazmak gibi oluyor amatörce yapılan her bir şey, tıpkı benim amatör bloğum ya da youtube kanalım gibi.
   
   Her şeye rağmen bu bir kırgınlık, küsüp gitme yazısı değildir, evet bir vedadır ama kim bilir belki bir gün geri dönüş kapısı da açık bırakılan bir veda. 10.yıl yazısında yazmıştım yineleyeyim, bugüne kadar bu mecraya gelip, okumuş, izlemiş, beğenmiş beğenmemiş ama buraya bir hit bırakmış herkese bin teşekkür. Birilerine bir kırıntı faydam olduysa ne mutlu, ben de buralarda debelenirken çok şey öğrendim. Hem yazma arzumu tatmin ettim, hem eğlendim, hem bilgilendim.
   
   Ama artık zamanıdır vedanın…
   
   Hoşça kalın! Nice Yollara!
   
   Kusurum olduysa affola!

  Çağrı Ö.

NOT: Her son yeni bir başlangıç değildir, bazen son, sadece sondur.



10 Temmuz 2020 Cuma

REKLAM YAPIP GİDEYİM. (Yazın Beni yoğa gayri)

 

   Bir süredir bir youtube kanalım var, orada at koşturmayı deniyorum, bu sebeple blog'a da eskisi gibi yazı yazmak yerine oradaki videoları anlatan yazı ya da bildirimler ekliyorum. Blogda çokça yazmama kararındayım, zira bunca yılda yazdıklarım çok az ilgi gördü, okumayı sevmiyoruz, sebepleri bilumum ama pek çok yerde girdim, derin derin girmeyeyim o konuya. Zaten 10 yılı aşkındır bu kanalda motosiklet mevzusu üstüne söyleyebileceğim pek çok şeyi de söyledim.
   Bir arşiv niteliğinde devam edecek tabii burası, zaman zaman yine yazacağım da, ama muhtemelen çok daha az olacak bu yazma işi. Bu bir küskünlük filan da değil, o niyetle yazmıyorum bu satırları, sadece artık bu işlere eski hevesim pek yok gibi, hem de okumak yerine izlemeyi tercih eden bir dünyadayız (ne yazık ki) ben de sıklıkla olmasa da bu hevesimi video yapmaya çalışarak gidereceğim.

   Artık beni Moto&Hayat youtube kanalından takip edebilirsiniz. Dediğim gibi gerekli gördükçe bloga yine yazacağım, ama sürekli bu mecradan kanala eklediğim videoların reklamını yapmak tatsızlığı yerine, sizleri direkt oraya yönlendireyim dedim. Bir süre böyle, sonrasına bakacağım... (Ki kanala da kısa zamanda çokça video yükledim, orada da biraz nadas durumu olacak, suya yazı yazmadığımı anlarsam belki devam edeceğim, şu salgın durumları da biraz geçerse youtube'a daha fazla yoğunlaşmak azmindeyim.)

Takip eden herkese selamlar.

Nice Yollara

Çağrı Ö.


NOT: Şuraya bir kaç da şarkı bırakayım, bazı şeyleri benden iyi anlatıyorlar babalar :)














25 Haziran 2020 Perşembe

XMAX 250'Yİ ACİL DURUMDA ÇALIŞTIRMAK / ANAHTAR KAYBOLDU, PİLİ BİTTİ, MOTORU NASIL ÇALIŞTIRIRIZ?

   Xmax'ımızın uzaktan kumandasının pili biterse ya da kumandayı (yani anahtarı) kaybedersek motorumuzu nasıl açacak ve çalıştıracağız? Videoda anlatmaya çalıştım. Bu konuda farklı videolar var, ancak ben bir nebze daha detaylı anlatmayı denedim, umarım faydası olur.
NOT: Videoda anlatılan acil durum anahtar kodunuzu kimseyle paylaşmayın, bu kod numarasını öğrenen bu yöntemle motorunuzu çalıştırabilir. Kodun bir kopyasını acil durumlar için yanınızda taşımayı da unutmayın!!!

5 Haziran 2020 Cuma

14 Yıl vitesli motosiklet sonrası maxi scooter'a geçmek

Tam 13.5 yıldan sonra ilk kez 2019 Kasım'ında Yamaha Xmax 250 ile scooter kullanmaya başladım. Bu konuda neler hissediyorum, iyi mi oldu kötü mü, vitesli motor mu, scooter mı, hangisi favorim, bunları anlatmaya çalıştığım video yayında.

21 Mart 2020 Cumartesi

MASKE NASIL KULLANILIR? (AKUT VİDEOSU)

Ülkemizi ve Dünyayı kasıp kavuran Coronavirus Salgını nedeniyle herkese faydası dokunacak bir videoyu AKUT paylaşmış. Önemine binaen buraya da koymak istedim.
Umarım memleketimiz de, Dünya da bu işi en kısa zamanda atlatır. Lütfen paniğe kapılmadan yetkilileri ve işin uzmanlarını dinleyerek hareket edelim. Gerekmedikçe dışarı çıkmayalım, bir süre sosyal ilişkilerimize kısıtlama getirelim.
Herkese sağlıklı günler ve uzun ömürler dilerim. 


13 Ocak 2020 Pazartesi

AOKIGAHARA ORMANI YA DA AĞAÇLAR DENİZİ'NİN HİKAYESİ / Konu Dışı

MotoHayat youtube kanalımda yayınladığım bir başka motosiklet üstü hikaye, The Sea Of Trees ya da Aokigahara Ormanı'nın hikayesi.
BEĞENEN KANALIMA ABONE OLSUN!
BEĞENMEYENİN DE CANI SAĞ OLSUN! :)

20 Aralık 2019 Cuma

YAMAHA XMAX 250 KEYLESS, KUMANDA KULLANIMI, AÇMA - KAPAMA / BUZZER & ANSWERBACK ON - OFF

Yamaha Xmax 250 (2019)'nin anahtarsız çalıştırma mevzusu birazcık muammalı. Bu sebepten ben de internette Türkçe bir kaynak bulamayınca, bu video ile anlatmak istedim. - Uzaktan Kumanda açma/kapama - Otoparkta uzaktan motorun yerini bulma (answer back) özelliğinin aktif ya da pasif hale getirilmesi. - Keyless go genel kullanımı hakkında öğrendiklerimi, benim gibi yeterli bilgilendirilmemiş kullanıcılar için paylaşmak istedim.

Buyrun videoya:

10 Aralık 2019 Salı

Xmax 250'nin rodaj bakımını yaptırdım.

 
 









 


   Robo'yu aldıktan aşağı yukarı 1 ay sonra, bugün servise gittim, 957 km yol yapmışım, ilk 1000 km rodaj bakımı için girdik padok'a.
   Neler yapıldı?
   Motorun motor yağı ve şanzıman yağı değiştirildi, yağ filtresi değiştirildi. Tapa conta dedikleri yağ contaları değişti. Lastik havalarına bakıldı. Benim isteğim üzre, gidon en ileri kademeye alındı ve dolayısıyla biraz da yükselmiş oldu.
   Ne ödedim?
   İşçilik v.s ile birlikte 2019 Aralık ayı itibariyle 260 tl ödedim.
   Neler oldu?
   Dönüş yolundaki hissiyatım motorun rahatlamış olduğuydu, daha bir akıcı gider oldu doğal olarak, zira rodaj yağı yerine artık normal motor yağı (yarı sentetik Yamalube) konulmuştu. Orjinal haliyle gidon bana biraz yakın ve aşağıda geliyordu, malum boyum ve kollar biraz uzun. Kitapçığında ileriye ve az daha yukarı kademeye gelebildiğini okumuştum, bunu yaptırttım ve sürüşte kollarımın daha rahat ettiğini gözlemledim. Sanırım sırtımın ağrıması da bu sebeptenmiş ki, dönüş yolunda sırtımda hiç ağrı hissetmedim. Gidon biraz da cruiser bir hal almış oldu sanki.
   Şimdilik daha uzun uzadıya bir şey yazmayayım, bir de video hazırlıyorum, ilk fırsatta onu da MotoHayat aracılığıyla buraya eklerim.

Herkese bir kez daha çok daha iyilerini alabilmesini dilerim.

Selam ve sevgilerimle.

                                               












                                           Çok kaliteli bi çekim olmasa da video da yayında:



3 Aralık 2019 Salı

TRAFİKTEKİ AYMAZLAR / Sis farı, Zenon far, Abartı egsoz ve bilumum magandalık.


Dominar'ın tepesinde çektiğim son bir kaç videodan biri daha.
Trafikteki magandaları, aymazları, arsızları, bencil, egoist, psikopat, ruh hastası, empati nedir bilmeyenleri, gereksiz sis farı kullananları, orjinal olmayan zenon farlarla gözleri kör edenleri, abartı egsozla kafa ütüleyenleri, kendinden başkasına saygısı olmayanları, insanlıktan nasibini alamamışları gömdüm. Buyrun cenaze namazına. :)



Buna benzer videolar ve daha fazlası için müdüriyet😏: MotoHayat






11 Kasım 2019 Pazartesi

Başlangıç Motosikleti ve Motosiklete Başlamak (Videolu yazı)

   Merhaba.
   Midnight'ı sattık ama bir kaç zamandır biriken videoları da MotoHayat'da paylaşmaya devam edeceğiz illa ki. Sonrası da Robo ile devam olacak.
   Geçmiş haftalarda motosiklete başlangıç mevzusu üzerine ben de bir kaç kelam eylemiştim, ama bir türlü yayınlamaya fırsat bulamadım, şimdi bugün itibariyle Dominar üzerindeki son videolardan birini yayına koydum.
   Başlangıç motosikleti ve motosiklete başlamak mevzusunda benim düşüncelerim. Buyrun efenim :


Bu arada motosiklet işine yeni başlayacak ya da başlamışlara da zamanında naçiz blogumuzda yazı kaleme almıştık, meraklısına link şuradaydı:

Not: Yakında Dominarla son, Robo ile ilk sürüşün bir arada olduğu bir videonun da müjdesini vereyim buradan meraklısına. Artık kim merak edecekse😊

9 Kasım 2019 Cumartesi

HOŞ GELDİN ROBO

   - Baba bu robota benziyor, ismini buldum "Robotiki" ama sen ona kısaca "Robo" diyebilirsin. 


Şu tepedekinin aynısı bizim Robo.

   Eveeet, yine çok hızlı oldu ama, benim gibi - kimi zaman - epeyce tez canlı olan adama da bu yakışır. Şakası bir yana, Dominar 400'ümü (Midnight) satışa koyduktan 6 gün sonra sattım. Ve 1 gün sonra da gidip bir Yamaha xmax250 aldım. Çok mu hızlı oldu? Valla biraz öyle oldu, ama motoru neredeyse sadece işe gidiş geliş, ulaşım amaçlı kullandığım için mobilize olmamaya fazla dayanamazdım zaten, gerek iş yerimin uzaklığı, gerekse benim iki tekere çok alışmış olîmam ve tabii daha da önemlisi alacağım aletin fiyatının her geçen gün uçup gidiyor oluşu gibi faktörler beni daha fazla beklemeden satın almaya yöneltti. (Zaten bir kaç senedir bekleyip hüsrana uğramış, ötv indirimini filan kaçırıp ağlanmıştım.😭 ) Fiyatını ise hiç sormayın, ben de bu parayı verdiğime biraz üzgünüm, ama hani psikolojik sınır altına aldım diyebilirim, mevcut liste fiyatının altına kampanyalı fiyattan aldım. Pek çok bayii ile pazarlık etmeme rağmen Yamaha Türkiye satış politikası yüzünden hiç biri inemeyeceğini söyledi, ama dediğim gibi yine de liste fiyatının altında bi fiyat. (Lütfen daha fazla kurcalamayalım, canım sıkkın zaten bu konuda, geçen yıl ötv indirimi olmuş biz yan basmışız.😤 ) Bu kadar para bir 250cc motora verilir miydi? Verilmezdi belki, ama şimdi almazsam muhtemelen asla alamayacaktım, çünkü Domi'nin satış fiyatının üstüne benim için karşılayabileceğim kadar bir miktar eklediğim için çok zor olmadı ödemek. Açıkçası Dominar'ı da istediğim bir rakama satabildiğim için, üstüne koyduğum rakam biraz daha bütçeme uygun oldu. Zaten elimde o para olmasa toptan tüm fiyatı karşılamam imkansıza yakındı.
   Neden Xmax 250 sorusunun cevabını aslında az çok geçmiş yazılarda verdim sayılır, burada uzun uzadıya anlatmayayım. Tamamıyla kullanım amacım ve küçük tefek fiziki rahatsızlıklar baş sebep, ikinci sebep de eşimin ve annemin gerekirse biz destekleriz, gidip otomatik vites yağmur çamurda daha rahat edeceğin bir şey al baskıları oldu. Eh madem birileri maddi manevi destekliyor o zaman ben de tabii ki bir Japon ürününe niye sahip olmayayım dedim. Normalde şu ara motosikletimi değişme gibi en ufak bir düşüncem yokken, eşimin gazı ve desteğiyle değişiverdim.
Bu arada yeni kasa xmax'lerin Fransa üretimi olduğunu ve eskisiyle, yani Endonezya üretimi olanla görüntü harici epeyce bir farklı olduğunu, pek çok yerden okuyup izlemiştim, oldukça iyi yönde geliştirmişler aleti diye öğrenince daha da bir güvenle aldım açıkçası.
 
   İlk izlenimim, 13 yıl sadece vitesli motosiklet kullanmış, çok kısa skutır deneyimi olan ve Dominar 400 gibi biraz hantal bi motordan sonra, xmax bana kuş gibi geldi, orjinal orta sehpaya motoru almanın bu kadar kolay oluşu bile o saat konforlu bir şey satın aldığımı gösterdi bana. Ama şunu da söyleyeyim sürüş dinamikleri açısından motosiklet başka bir şey, maxi skutır başka bir şey, adeta iki tekerli otomatik otomobil gibi. Motosikletteki o dinamizm ve sportiflik skutırda yok gibi.
Detaylı inceleme videosu çekeceğim için daha fazla girmeyeyim bu konuya.

   Şaşkınım çünkü Dominar çok çabuk satıldı, şaşkınım çünkü birisi, "2019 bitmeden Yamaha Xmax alacaksın" dese, gülüp geçerdim. Hayat acayip bir şey ve sürprizlere gebe. Tabii ki maddi imkanlar elvermezse zor iş, ama açıkçası biraz madden zorlanarak da olsa, gün bugündür demedikçe de bir şeye sahip olunamıyor bizim memlekette. Hele benim gibi, geçmişte bir bisiklete bile sahip olabilmenin ne kadar zor olduğunu yaşamış bir insansanız, şimdi bunları yaşıyor olmak oldukça şaşırtıcı olabiliyor. Dedim ya hayat işte, hiç bir zaman umutsuz olmamak, çalışıp çabalamaya devam etmek ve vazgeçmemek gerekiyor.

   Her neyse duygusala bağlamayalım, bu konularla ilgili detaylı muhabbeti zaten MotoHayat'da çok yakında yaparım. O sebeple iyice uzatmayayım, zaten okuyan az. 😏

   Bu arada yeni motorumun ismini de 6 yaşındaki kızım koydu, "Baba bu robota benziyor" dedi, "ismini buldum, Robotiki ama sen ona kısaca Robo" diyebilirsin.😃
(Hakikaten xmax'ın bana izlenim olarak yaşattığı robot gibi olduğu, 13 yıl vitesli motosiklet sürüp sonra böyle bir alete binince "Robot gibi lan bu, neredeyse kendi kendine gidiyor" demedim değil hani. 😊 )

   Eh bana da hoş geldin Robo demek düştü, biraz geç geldin ama olsun...


  Herkese çok daha iyilerini alabilmesini dilerim.
  Ve yine eklemeden geçmeyeyim, içinde bulunduğunuz zaman diliminde satın alabildiğiniz motor en iyi motordur, onun keyfini sürün... Sonrası... Hayat işte, sürprizlere açık.

Nice yollara.

Ç.Ö.

NOT: Konuyla ilgili detaylı bir de video çekmiştim, meraklısı mevzuyu oradan da izleyebilir.

NOT 2: 2017 XMAX 250 yazım :

https://mymotorcycleexperience.blogspot.com/2017/04/?m=0

6 Kasım 2019 Çarşamba

HOŞÇA KAL MIDNIGHT!

Merhaba!
11.760 kilometre ve 1.5 yıl sonra maalesef uzun yıllar için aldığım Midnight'la ayrıldık, bugün satışını yaptım. Evet, takip edenler şaşıracaktır, çünkü ben bile şaşkınım, satışa koyduktan 1 hafta sonra, neredeyse aldığım fiyata sattım diyebilirim. Midnight gerçekten çok temizdi, en ufak bir kaza v.s. yaşamadım. Bu süre zarfında tek yakındığım yanı ilk 5000 km orjinal dişli ile vibrasyon problemiydi, onu da 42T arka dişli ile çözünce epeyce iyi anlaşmaya başlamıştık, bir sürü aksesuar v.s. derken... Bir kaç küçük rahatsızlık yaşadım sağlığımla ilgili, eşim zaten Midnight'ı (Dominar400) alırken bana hep "maxi skutır al rahat et, sadece işe gidip geliyorsun" diyordu, ama ben bu iki teker sevdasına vitesli motosiklet kullanacam diye başladığım için yiğitliğe ot sürdürmüyordum. Üstelik ben Dominar'ı alırken 250cc skutırların fiyatları da çok yüksekti, hala da yüksek. Ama bu zaman zarfında bir kaç sürüş denemesi, bir kaç inceleme, benim motosiklete ve motorlu hayata bakış açımın epeyce bir değişmesi v.s. derken kafamda ufak ufak maxi skutır'a yeşil ışık yanmaya başladı.
Kullanım amacımı düşününce (ki %90 işe gidiş geliş ve şehir içi işlerimi halletmek) ben esasen tam da skutır profiline uyuyordum. İşe gidip gelirken bir yığın giyim kuşam takıp takıştıran biri olarak da, bagaj ihtiyacım fazla oluyordu. Ayrıca yakın zamanda iş yerimin evimden biraz daha uzaklaşacağını da bildiğim için artık (hiç sevmesem de) yağmurda ya da kışın soğukta da binmem gerekebileceği için, bir an evvel bir maxi skutır alsam mı demeye başlamıştım, ama kimselere de söylemiyordum. Taa ki, 1 hafta önce eşim "hazır borç harç yokken alsana bir skutır" diyene kadar. Önce şaşırdım "sahi mi yahu, tamam diyorsun yani motoru değişmeme" dedim. "Sadece maxis kutır alacaksan, tamam diyorum" dedi. Kadınların bir kısmında (buna annem ve eşim de dahil) nedense skutırın daha güvenli olduğuna dair bir kanı var, oysa risk aynı, sadece skutırlar daha rahatlar, orası kesin.
   Her neyse, o gazla hazır motorumda hala temizken ben de bu vitesli motosiklet sevdasına ileride dönmek üzere bir ara verme kararı aldım (tam 13 yıl sonra) ve Midnight'ı satışa koyduğumun haftasında satıldı. Görmeye gelen arkadaş görür görmez notere gidelim dedi. 😂
   Ve bugün biraz hüzünle de olsa, bunca yıl sonra vitesli motosikletlerimin sonuncusu olan Midnigt'ı satmış bulunuyorum.
   Ne mi alacağım?
   Muhtemelen yeni kasa bir Yamaha xmax 250 ile yola devam edeceğim. Bloğu okuyanlar bilir geçen yıllarda kısa bir test sürüşü yapmış ve oldukça beğenmiştim, ki Dominar'dan önce ciddi ciddi almak isteğindeydim, ama kısmet bugüneymiş, iyi de oldu, okumalarım, izleyip araştırmalarım yeni kasasının hem Fransa üretimi  hem de eskisinden çok daha iyi olduğunu gösterdi bana, Domi'den önce alsam eski kasayı alacaktım, şimdi son versiyonu alacak gibiyim.
Bir kaç gün sonra belki bir hoş geldin yazısı da onun için yazabilirim.

   Ne diyeyim, Dominar 400'le düşündüğümden çok daha kısa beraber olduk, umarım alan arkadaş keyfini çıkartır. Ben de kim bilir belki yıllar sonra burada bir başka vitesli motosikleti aldığımı yazarım.

   Sözün özü dostlar, şimdi bir maxi skutır arası...😊

   Herkese sevdiği, alabildiği motorla güzel günler, alamayanlara da en kısa zamanda daha iyilerini dilerim.


NOT: Tabii ki blog ve MotoHayat'da ikiteker ve hayata dair deneyimleri paylaşmaya devam edeceğim.

NOT 2: Konuyla ilgili detaylı bir de video çekmiştim, meraklısı mevzuyu oradan da izleyebilir.

25 Ekim 2019 Cuma

YAĞMURDA MOTOSİKLET SÜR(ME)MEK (MOTOHAYAT VİDEO)

Yağmurda motosiklet sürmeyi sev(e)medim gitti, videoda bu konuyu ve kendi yöntemimi anlatmayı denedim. Kimseye aldırış etmeyin, ön yargılara kulak asmayın, siz de benim gibi düşünüyorsanız bu işin riskini azaltmak elinizde...



7 Ekim 2019 Pazartesi

SİNYAL NE YANA DÜŞER USTA? (video)

   Trafikte hepimizin yakındığı sinyal kolunu unutanlar, hiç kullanmayanlar, hatalı kullananlar hakkında youtube kanalımda ben de bir kaç kelam eyledim, üstelik çekim esnasında tesadüfen bir de trafik kuralını ihlal eden ticari araç sürücüsü görüntüledim.
Sinyal kolunun ne olduğunu bilmeyenler, bilip de kullanmayanlar izler umarım, izleyenler izlemeyenlere izletsin diyeyim. :))
Zor ama umarım bir gün bu memlekette herkes trafikte akıllı hareket edebilir.


30 Eylül 2019 Pazartesi

V Weekend Motoring 2019 Etkinliğine katıldık.

Pazar günü Intercity İstanbul Park'da V Weekend Motoring 2019 Etkinliğine katıldık. Çokça beğendiğimizi söyleyemem. Giriş ücretsizdi ama otopark 20 tl. İçeride yeme içme de fahiş fiyattan. Ayrıca otopark'a o parayı vermeyenler için yürüme mesafesi biraz fazla ama sonradan öğrendik ki, giriş kapılarında shuttle minibüsler işliyor, neyse ki dönüşte bindik de, çocukla filan iyice rezil olmadan aracımıza ulaştık.
Yine de bir günü değişik geçirmek için gitmek isteyene gitme diyemeyiz. Kısaca gezdik gördük, biz bi daha gider miyiz? Hayır gitmeyiz. Birazcık zengin işi festival kısacası. Gidemeyenler üzülmesin devasa bi kayıp değil. :)) Meraklısı için de bu video ile paylaşalım dedik, kaçırdım diye üzülmeyin sıkıştırılmış videomuzu izleyin😉
Beğenirseniz bi çıtır aboneliğinizi alalım, yok beğenmezseniz de canınız sağ olsun, bi abonelik sizden kıymetli değil.😊

17 Eylül 2019 Salı

MotoHayat

    Merhaba.
    Bu yıl bu bloğun 10.yılı, kutlama yazısını takip edenler okumuştur.
    Son yıllarda eskisi kadar faal olmadığımı, çokça yazmadığımı da eskiden takip edenler farkediyordur.
    Gerçekten de son zamanlarda neredeyse sanal aleme harcadığım zamanın (ki bu çok kısıtlı bir zaman hala) tamamını youtube kanalıma ayırarak geçiriyorum. Youtube kanalımın adı en başta bloğun adıyla aynıydı, sonra baktım ben sadece motosikletten bahsedersem sıkılacağım, motosiklet ve deneyimler yaptım, ama baktım ki hala orada kocaman motosiklet yazıyor, oysa ben hem motosikletten hem de hayatın her alanından aklıma estikçe paylaşımlarda bulunma hevesindeyim, bu sebeple son olarak (ve umarım kalıcı olarak) kanal ismini değiştirdim, artık youtube kanalımın adı:  MotoHayat
    MotoHayat dememin sebebi, hem motosikletten hem de hayattan bahsedecek olmamdır, o sebeple kanala Motosiklet Üstü Hikayeler diye bir dizi koydum, motosiklet selesinden ama motosiklet dışı hikayeler anlatmaya çabalayacağım çünkü. O sebeple Gezdik Gördük diye bir bölüm var mesela, motosikletsiz gezilerden ufak ufak paylaşımlar koymak için. Belki daha ileride, hani işi biraz daha amatörlükten çıkarabilirsem, oturup kamera karşısında bir şeyler de anlatabilirim ama sanırım daha o aşamaya gelene dek çoook ekmek yemem lazım. Hep dediğim gibi amatörce ve acemice denemelerle ilerliyorum, içeriği dolu tutmaya çalışacağım, saçma sapan boş muhabbet yapmamaya özen göstereceğim. Umarım beceririm.

    Bundan böyle bu blogdaki paylaşımlarımın da geneli kanaldakilerle koşut olacak gibi.
    Bu sebeple buradan da duyurmadan edemedim. Daha önce de değindiğim gibi youtube'da şimdilik sadece amatörce bir şeyler yapmayı deniyorum, takip eder beğenirseniz, kimbilir belki abone filan da olursanız, benim de heves ve azmim sürerse devam ederim, beğenmeyenin de canı sağ olsun.

    Gelsin bakalım MotoHayat, hayata ve motosiklete dair benim bakış açımdan paylaşımlarla yürüyelim...

Nice Yollara.


10 Eylül 2019 Salı

MIDNIGHT İLE 10.000 KM. (DOMİNAR 400 10 BİN BAKIMI)

   Merhaba.
   Dün itibariyle Dominar 400'umle de ilk 10.00km'yi devirdim, hem de tam servisin kapısından bakım için girdiğimde takometre tam 10.000 km gösteriyordu. 😃
    Açıkçası bakımın kendisinden çok fiyatı etkiledi beni. 2019 Eylül ayı itibariyle 390 tl'cik verdim periyodik bakıma. Eskiden otomobil bakımlarına bu paraları verirdik, şimdi motosiklete verir olduk ki otomobilde iki katı oldu bu rakamlar hatta markaya göre 3 katı filan da oluyor otomobilde.

Neyse bakımda klasik şeyler oldu,
- Yağ
- Yağ filtresi
- Yağ süzgeci
- Hava filtresi değişti (ki değişmedi henüz çünkü servislerde de fabrika da da filtre yokmuş, 1 aya gelecek ve değişecez)
- Zincir temizleme yağlama
- Zincir bolluğu kontrolü.

Klasik şeyler yani.


10.000 km sonra Dominar'la aram nasıl, bir sorun var mı?

   Midnight'ın en ufak bir sorunu yok, hala memnun olarak kullanıyorum. Açıkçası titreşimi dışında da olumsuz denebilecek bir yanı yok, ki titreşimi de artık beni çok etkilemiyor alıştık sanırım.

   Bir sonraki 10.000'e kadar (yani 20k'ya) sanırım artık teknik bir şeylerden filan bahsetmeyeceğim.
Dominar sıkıntısızca beni işe götürüp getirmeye devam ediyor.
   5000km'den bu tarafa ekstra olarak sadece orta sehpa taktım motora. Çok da iyi iş görüyor.

   Uzatmayayım, Dominarla hala mutlu mesut bir beraberlik yaşamaktayız.
   Darısı olmayanların başına...

Nice Yollara!

                                                 Meraklısına bir de videomuz var konu ile ilgili:

2 Eylül 2019 Pazartesi

BAJAJ DOMINAR 400'DE TİTREŞİM (VİBRASYON) AZALTMA / Benim yaptıklarım / VİDEO

DOMINAR 400'DE TİTREŞİM AZALTMA TAKTİKLERİ.
İŞE YARIYOR MU, YOKSA HİKAYE Mİ? Dominar 400'de malum titreşim (vibrasyon) var.
Ben kendi çapımda neler yaptım ve işe yaradı mı, youtube kanalımda onu anlatmaya çalıştım.

Buyrun:

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!