Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


kawasaki rouser ns150 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kawasaki rouser ns150 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2016 Perşembe

Bazı sorularım var be abi, bi el atsana köşesi (2)...


   Bazı konuları daha önceki Bazı Sorularım var başlıklı ilk yazıda yazmıştık. O yazı şurada idi: Bazı sorularım var be abi, bi el atsana köşesi (1)...

   
  Şimdi yeni sorular olduğunu okudum forum ortamlarında kendi deneyimim ve bilgim dahilinde onları da yazayım, yeni başlayan ve PulsarNS150'yi yeni alanlara belki bir faydası dokunur.


Motor 3000 devir civarında takılı kalıyor devir aşağı düşmüyor ne yapayım?
- Genellikle PulsarNS150'ler servisten 2000devir civarı bir rölanti ayarı ile çıkıyorlar, motosikletinizin sol altında jiklenin az berisinde kalem gibi siyah bir rölanti ayar vidası göreceksiniz motor sıcakken rölantisini 1500 devir civarına düşürünüz (ki kitapçıktaki aralık da 1400 - 1500dev/dk.dır), bir daha böyle bir takılmayı yüksek ihtimal yaşamazsınız, ben yaptım oradan biliyorum.


7000 - 7500 devir civarında giderken motor öksürür gibi, gaz keser gibi oluyor?
   Benim motorumda bahsi geçen olay çok nadiren olduğu için bunu sorun etmiyorum. Ama sizde sürekli oluyorsa karbüratör ya da hava ayarınızla alakalı bir sorun olabilir, şayet motorunuzu yeni almışsanız ilk fırsatta servisinize giderek bunu anlatıp sorunu hallettirin derim. Garanti kapsamında "hava emme borusu burcu" denilen bir parça takılıp sorunun giderildiği söyleniyor, sorunu yaşayanlarca. Servisinize giderek durumu anlatınız

EDİT: (Güncel Aralık 2016) Bu sorun tam olarak tekleme olarak olmasa da bende de oldu ve aynen o plastik burç garanti kapsamında takılınca düzeldi ve bu parçanın takılması 15 dk. sürdü. garanti kapsamında Kuralkan motosikletin arkasında durdu anlayacağınız.)


Frene bastığımda cızırtı gibi bir ses geliyor?
-  Fren balatalarınızdan gelmesi muhtemel bu sesin ana sebebi tozlanmış balatalardır, bir fren balata temizleyici spreyle temizlediğinizde ses azalacak ya da kesilecektir. Kesilmemişse balatalarınız bitme noktasına gelmiş de olabilir. Yalnız fren balataları öyle 700 – 1000 km gibi kilometrelerde bitmez. Kimi motosiklet servisleri balata kalitesinden kaynaklı olduğunu, sert balata kullanıldığını filan söyleyip balatalarınızı değiştirmenizi tavsiye edebilir, bence motorunuz henüz çok az km yapmışsa buna yanaşmayın. Öncelikle bir balata spreyi kullanın. Aynı şekilde arka tambur içinden de zaman zaman arka frene basıldığında ses duyulabilir nemlenme ya da tozlanma gibi sebepler orası için de geçerlidir.


Arka frene bastığımda fren lambasının yanmadığını fark ettim ne yapam?
- Pek çok sıfır NS150'de farkına varılmayan "arka frene basınca fren lambalarının yanmıyor oluşu"nu ben de geç fark ettim ve hemen arka fren pedalının yanındaki vidalı müşür kablosundaki plastik vidadan ve yaydan ayarladım. Kendi ellerimle kolayca arka fren lambasının yanmasını sağladım. Yani bozuk ya da arızalı değil, servislerin (muhtemelen aceleden bunu kontrol etmemesi ya da düzgün monte etmemesinden.) Bahsini ettiğim bölgede plastikten kontra vidalı bir ayar kablosu ( müşür ) göreceksiniz, onunla oynayınca gerilip gevşiyor, ayar yaptıkça pedala basıp arka lambanın yanıp yanmadığını kontrol edin.


Motorumdan zırıltı sesi geliyor?
-  Zırıltı sesi ne hikmetse benim motorumda 4100km’dir yok.
Zırıltıdan kasıt normal motor sesi haricinde motordan gelen bir ses ise servisinize danışınız, ancak kişisel gözlemim Pulsar Ns 200 de dahil motorların genel karakteristiğinde özellikle hızlanınca tiz bir ses çıkartma özelliği var gibi geliyor bana. Ama durduğu yerde çalışırken ya da düşük hızlarda benim motorumda öyle bir ses yok. Küçük cc motorların bazılarında genellikle patırtı sesine eşlik eden inceden bir ses duyulabiliyor duyduğunuz sesin bir anomali sonucu olmaması muhtemeldir. Motor dışında başka bir aksamdan geliyorsa bunu da tam olarak nereden geldiğini tespit ederek çözebilirsiniz ya da servis çözebilir diye umuyorum. Kimi kullanıcılar bu sesin öndeki minik rüzgarlıktan geldiğini fark edip o kısmı yalıtıp sesi çözdüğünü belirtiyor.


Hızlanınca, 100 km üstünde gidon aşırı titriyor bi de tankslapper mı yapıyor nedir?
- Vallahi benim motorumda her nedense bu da yok, 100 km üzeri hıza çıktı diye hiçbir motorda tankslapper durup dururken olmaz, hele hele motorun genel karakteristiğinin böyle olması imkansız gibi bir şey, bu durumda motor hatalı üretim demektir. Ancak rüzgara, zemine de bağlı olarak gidonunuzun stabil durmadığını hissetmeniz mümkündür, bunun sebeplerinden biri gidonu aşırı sıkı tutmaktır, bunun çözümü kendinizi kasmamak ve dizlerinizle depoyu sıkıp kollarınızı rahat bırakmanızdır, zaten gidonu sıkmayı bıraktığınızda motorun daha stabil gittiğini kendinizin de daha rahat sürdüğünüzü göreceksiniz.
Muhtemelen ilk motoru olan arkadaşların kullanımlarına da bağlı olarak böyle şeyler yaşadıklarını düşünüyorum. Şahsen kullandığım hiçbir motorda 100 km’ye çıktım diye tank slapper benzeri bir durum yaşamadım. Titreşime gelince benim motorumda 100 km gibi bir hızda aşırı derecede artan bir titreşim yok sadece o hız ve üstünde giderek belirginleşen bir titreşim var, daha önce de yazmıştım sele altında vızıltı şeklinde, sağ ayak peginde hissedilir derecede ve gidonda da aşırı rahatsız etmeyecek derecede. 125 - 150 cc motorlarım oldu hepsinde 100km üstüne çıktığımda titreşim belirgin şekilde artıyordu hele de uzun süre o hızlarda sürersem. Normal şartlarda 3 haneli hızlar için çok da elverişli olmayan bu cc'ler için devir ve hız yükseldikçe titreşimin artmasını ben normal karşılıyorum. Ancak hiç birinde sürüşe ve aynalardan arkayı görüşe engel bir titreşim olmadı, Pulsar'da da yok.(En azından benimkinde yok)
EDİT: Çok ilginçtir, bir kaç gündür ısrarla 100km üzerinde deneyip tekrar tekrar bakıyorum, rüzgar altında dahi benim Pulsar NS 150'im de böyle şeyler olmuyor.



Vites geçişlerim çok fena, bir türlü boşu bulduramıyorum, yağı değişsem mi?
-  Genellikle servisler bizim NS150’lere castrol 15w50 yağ koyuyorlar. Ben 2500km  ara yağ değişiminde de fiyatı oldukça uygun olduğu için kendim castrolün aynı yağını alıp koydum ve boşu buldurmak gibi devasa sorunlarım yok, ara sıra olmuyor mu oluyor ama hiç bulamadığım olmuyor, bir iki denemede buluyorum. Motul yağı tavsiye edenler var, bu motorda henüz denemedim 5000 bakımında deneyeceğim bakalım gerçekten devasa fark yaratacak mı? Benim motorumda castrol yağ ile de vites geçişleri sorunlu değil açıkçası. Yine de Motul daha rahat vites geçişleri sağlayabilir, denemedim ama deneyenler öyle olduğunu söylüyor. Motosikletlerde zaman zaman boş vitesi bulduramamak durumu yaşanabiliyor, bunu kullandığım tüm motorlarda zaman zaman yaşadığım oldu. Bence çok önemsenmeyecek bir konudur. Bilhassa yeni kullanıcılar zaman içinde vites olayına alışınca bu durumu da hallediyorlar.


Yeniyim, yokuşlarda motoru kaldırmakta zorlanıyorum?
 -  Öncelikle yokuşlarda (yani yokuş yukarı iken) arka freni kullanmanız gerektiğini bildiğinizi umuyorum. Sonra ise diyelim ki yokuşta durdunuz ve yeniden kalkacaksınız, burada benim yöntemim (ki eğitimlerde de önerilen yöntemdir) durduğumda sağ ayağım arka frende, sol ayağım yerde ve hafif hafif gaz vererek bekliyorum (tabii ki sol elimde debriyajda, hatta ara ara kavrama noktasını yokluyor), böylece yol açılıp kalkmam gerektiğinde motor stop etmeden kalkıyor, kalktıktan sonra da yokuşun eğimine göre gaza yüklenmeye başlıyorum ki stop etmesin, 1.viteste motor bağırsa bile stop etmemesi asıl mesele bunu unutmayın, zaten yol açıksa az sonra üst viteslere çıkacaksınız. Kimi zaman yokuşta çok yavaş akan bir trafikte bile bu hafif hafif gaz vererek ve yarım debriyaj desteği de kullanarak ilerleme yöntemi, frene gerek kalmadan, ayağımı yere koymadan ilerlememi sağlıyor. Tabii buna alışmak için zaman ve sürüş deneyiminin artması da gerekiyor. (Önceden Sürüş Eğitimi aldığımı da belirteyim, size de tavsiye ederim, bunların hepsini öğretiyor, anlatıyorlar. Ben Honda’dan eğitim almıştım)



Jikle açık mı kapalı mı bilemiyorum, motor stop ediyor o yüzden?
-  Şimdi, motorunuzu teslim alırken aklı başında bir bayii size jikle açık, bin git demez, jikle ile motoru ısıtır ve nereden açıp kapatacağınızı da gösterip öyle teslim eder. Haa diyelim ki siz ikinci el ve ilk moturunuzu aldınız ya da bayii bu dediğimi size göstermedi. O halde açık jiklenin ilk belirtisi motorun rölantide iken normalden çok daha fazla sesle gaz veriyormuşsunuz gibi ses çıkartmasıdır ki zaten jikle bir anlamda otomatik olarak motora gaz veren bir sistemdir, zengin yakıt karışımı ile daha kolay ve stabil şekilde motor ısınsın diye. (zaten rölantinizin de yükselmiş olduğunu görürsünüz sayacınızda oradan da anlarsınız) Açık mı kapalı mı durumu ise motorunuzun sol alt kısmındaki kelebekle yapılır. Motorun sol altında eğilip bakınca görülebilen metal bir kol ya da küçük bir tabela gibi görünen bir kelebek vardır. Kendinize çekerseniz jikle açılır, motora doğru iterseniz jikle kapanır. Ben motoru Nisan ayında aldım ve hiç jikleye ihtiyacım olmadı, hep tek marşla, hava biraz soğuksa da hafif hafif gaz vererek çalıştırdım. Yaz sıcaklarında zaten gaz bile vermeden çalışıyor. Kışın da ilk çalıştırmada jikleyi açıp marşa basılıp bir süre motoru ısıtıp rölanti ve motordan gelen ses bi nebze stabil bir hal almaya başladığında jikle kapatılıp yola çıkılabilir. Zaten motor yeterince ısınmamışsa jikle kapanınca stop edecektir. Bu durumda ısıtmaya devam. Kimisi jikle açıkken hemen yola çıkar, yolda ısınır diye, ben bunu hiç uygulamadım, hele hele NS150'de durmadan, sürüş esnasında o jikle kolunu kapatmak oldukça güç.


Bu aletin lastik ölçüleri bi acayip bulamadık lastik napacaz?
 - Şu anda Continental markasında birebir ölçüler var (www.motolastik.com'da gördüm). Ayrıca "Michelin Street taktım gayet memnunum" diyenler var, sanırım orada ön lastik ölçüsü biraz farklı, arka aynısı var. Michelin de yanlış görmediysem yanak yüksekliği farklı. Birebir ölçüleri farklı markalarda bulanlar varsa, burayı da okuyorsa, lütfen yorumla yazsınlar ki herkese faydası olsun.

Orjinal ölçüler aşağıda(motosikletin üstünden de kontrol edilmiştir):

Ön lastik: 80/100 17"
Arka lastik: 110/80 17"

EDİT: Lastik konusunda bir düzeltme yapalım. motolastik.com'da da ön lastikte birebir ölçüler yok ancak 1 ay sonrasına getirtiyorlar. Bu arada ben Michelin Pilot Street Lastik taktım. Ön lastiğin yanak genişliğini 1 ölçü düşük aldım yani 80/100 değil, 80/90 aldım. Bu ölçü ile motorun yere basan alanı değişmemiş oldu sadece lastik yanak yüksekliği yarım cm kadar azaldı hepsi o. Zaten normalde commuterlerde genelde ön lastik ölçüsü bu, bu alet commuter sınıfı sayılmasa da 150cc alet ve michelindeki bu ön lastik ölçüsü ile de gayet iyi kullanılıyor, arka ölçüsü zaten var. Bu arada yeni lastikleri henüz 2 gün kullandım ama epeyce sürüş farkı oldu, çok daha güven veriyor Michelinler.



   Bilgimiz dahilinde naçizane yazmaya çalıştık, yeni başlayan arkadaşlara faydası olursa ne mutlu bize.


Sağlıklı sürüşler!

24 Nisan 2016 Pazar

Hoş geldin Geronimo!

     Takip edenlerin bildiği gibi nihayet 4.motosikletimi aldım. Önceki yazıda bu alım sürecini anlatmayı denemiştim, şimdi de birazcık motosikletin kendisinden dem vurayım dedim. Onu daha almadan ismini koymuştum, Geronimo. Neden Geronimo? Bilenler bilir Geronimo, son Apaçi savaşçısı, savaş şamanı Goyathlay'ın  kök söktürdüğü Meksikalılar ve Amerikalılarca bilinen adıdır. Bu adı ona daha Amerikalı beyazlardan önce savaşmaya başladığı Meksikalılar vermiştir. Geronimo'nun ailesince verilmiş ve daha az bilinen adı olan Goyathlay'ın anlamı ise "Esneyen" dir. Yani her duruma ayak uydurabilen, her tehlikeden sıyrılan da diyebiliriz. Geronimo'nun neredeyse savaşmak ve direnişle geçen hayatı da neredeyse bir sıyrılmalar, içinde bulunduğu her durumdan kaçıp kurtulup savaşa devam etmelerle dolu geçmiştir. (Esasında iyi bir motorcunun tanımına da uyar bu "esneyen" kavramı, her duruma ayak uydurabilen, esnek davranmayı becerebilen motorcu daha az sorunla karşılaşacaktır şüphesiz.)


                                                       Son Apaçi savaşçısı Geronimo
 
   Şimdi bütün bunları okuyunca yani bu kadar acaip bir motosikletin mi var diyecek olursanız, yok daha çok yeni deneyimlemeye başladığım motosikletimi övmek, çok sağlam, her şarta gelir demek gibi bir abartı içine girecek değilim. Motosikletime Geronimo adını vermemin sebebi, bilhassa bu motosiklete karar verme aşamasında araştırmalarıma, test sürüşlerime işe gidiş gelişlerime devamdayken, Geronimo'nun hayat hikayesini romanlaştırıp anlatmış olan Forest Carter'ın Dağlardan Sorun Beni kitabını okuyor oluşumdur. Ben neredeyse bu kitabı metroda, otobüste okuyup bitirene kadar geçen süreç içinde bu motosikleti almaya karar verdim ve aldım diyebilirim. Evet açık söyleyeyim bu öyle çok  da kısa bir süreç sayılmazdı, ama kitabı da çok kısa sürede bitirdiğim söylenemez, çünkü sadece işe gittiğim zamanlarda, metro ve vapurda okuyordum. Hatta kitabın son sayfasını okuduğum gün bayiye motosikletin ne zaman geleceğini sormaya gitmiştim. Ve o gün öğleden sonra geldi motor bayiye. Yani gerçek Geronimo'nun hikayesini bitirdiğim yerden onun adını verdiğim motosikletim Geronimo'nun hikayesine başladım.
   Geronimo'nun hikayesi o kadar çarpıcı ve güzeldi ki bazen kendimi kaptırıp motosiklet, hayat, şu, bu tamamen unutup, o hikayenin içine dalıyordum, metroda olduğumu, vapurda işe gittiğimi unuttuğum oluyordu. Hani adettendir kimilerimiz motosikletine isim takar ve ona bir canlı varlık muamelesi yapar, ben de ikinci kez aldığım bir motosiklete isim veriyorum. Daha önceki 3 motosikletten sadece Yamaha ybr125'e isim vermiştim, bilenler bilir aziz dostum Karakarga'yı. Şimdi yeni yol arkadaşım Bajaj Pulsar NS150'ye de Geronimo dedim, bundan böyle yazılarımda onu bu adla anacağım.


                                            Bu da benim Geronimo, Pulsar NS 150 (ilk günü)

   Geronimo bayide bir hafta geçirip, benim plaka ruhsat işlemini halletmemi bekledi ve nihayet geçtiğimiz hafta sırtına bindim. Birlikte sahil yolundan eve kadar sakin sakin denizin kokusunu, esen rüzgarı güneşin sıcağını asfalttan yansıyan yakıt ve balata kokularını tada tada geldik. Motosikletin bu yönünü çok özlemişim gerçekten, bu kokular bile burnumda tütüyordu. Ciddi ciddi heyecan yaptım, heves yaptım sürerken, müthiş zevk aldım bu ilk sürüşten. İyi ki almışım dedim. Özlemişim motosiklet sürmeyi.

   Geronimo ile henüz çok kısa bir süredir birlikteyiz bu sebeple çok derin analizlere girişemem, ama bu kısa sürede bana verdiği intiba sürüşünün çok zevkli olduğudur. Hoş bendeniz bunca yıl aradan sonra moped bile alsam sürüşünden zevk alırdım o da ayrı konu :) . Bundan sonrası için elimden geldiğince, becerebilirsem foto ve videolarla motorun özellikleri, sürüş kalitesi v.b. gibi deneyimlerimi yazmaya çalışacağım. Bajaj Pulsar NS150'yi merak eden, almayı düşünen ve yolu bir şekilde benim bloğuma düşenlere de belki küçük bir katkı olur yazdıklarım. Tabii önce rodaj dönemi var bunu tamamlayıp gerçekçi verilerle konuşmak gerek.

  Onunla ilgili henüz üç günlük 165km'lik bir sürüş deneyimim var, bu deneyimden sürüş hakkında değilde küçük tefek teknik özellikler hakkında bir kaç şey paylaşmak isterim.
   Motosikletin güzel yerlerinden biri gösterge paneli. Benim gibi yolda giderken saate bakmak isteyenler için gösterge panelinin dijital kısmında saat olması çok iyi bir özellik bence. Ayrıca iki farklı sürüşü kaydedebilmek için trip 1 ve trip 2 diye kısım var. Yan ayak açıksa göstergede side stand uyarısı çıkıyor. Motosikletin hızı yine dijital kısımda yer alıyor. Devir sayacı ise analog olarak panelin ortasında, o analog göstergenin içinde dijital olarak yakıt göstergesi mevcut. Panelin sol kısmında ise, boş vites, akü, yağ ve sinyal göstergeleri var. Ayrıca uzun far uyarısı da yine sol tarafta. Bu arada gece görüş açısından önemli bir özellik motorun elciklerindeki tüm butonlar için işaretler mavi ışıkla görünüyor. Sol elcikte flaşör, korna, sinyaller ve uzun-kısa far. Sağ elcikte ise marş butonu ve kill switch (yani acil stop düğmesi) bulunuyor, ki bazı küçük cc lerde bu da yok, bence olması gereken bir butondur.

   Unutmadan ekleyeyim fotoda da görünüyor zaten, sağ üstte RPM LIMIT yazan bir lamba var, motosiklet redline'a girdiği 9,500dev.dk. ya geldiğinde bu lamba yanıyor ve size redline'a girdiğinizi hatırlatıyor. Benim motorum rodajda olduğu için onu hiç yaktırmadım ama test ettiğim motorda yaktırdığımda titreşimin bariz arttığını gözlemlemiştim. Sürekli redline sürmeyeceğimize göre oradaki titreşimin bize çokça etkisi yok ama böyle bir hatırlatıcının olması iyi bir şey.


   Motosikletin jiklesi sele altında sol tarafta ve güzel iş gören bir jikle diyebilirim. Yani öyle jikle açıkken gaz da verilecek gibi bir mantık(sızlık) yok. Sele iki bölmeli ve artçının oturacağı kısım kontak anahtarı ile açılıyor altında acil durumlar için küçük bir alet çantası sabitlenmiş durumda.
Göstergede side stand uyarısı var demiştim, bunun sebebi, pek çok büyük cc de olan bir özelliğin Pulsar'da da bulunması. Şayet motosiklet viteste ve yan ayakta ise, marşa bastığınızda motosiklet çalışmıyor, vitesi boşa almalısınız. Aynı şekilde çalışırken yan ayağı açarsanız da motor stop ediyor, bilhassa acemiler için güzel bir özellik. Yani bu motoru boşa almadan çalıştıramazsınız, çalışır durumda iken boşa almadan yan ayak açarsanız da stop eder. 
   Bu arada motosikletin bana göre en olumsuz yanı daha önce test yazısında da yazdığım gibi aynalar. Orjinal aynaların görüş açısı da kendileri de küçük. Bu sebeple sanal alemde daha önce pazara girmiş olan abisi NS200'ü alıp kullananlarca TVS Apache RTR aynaları öneriliyor. Nitekim ben de test sürüşünde bu aynalarla uzun süre devam edilemeyeceğini fark edip daha Geronimoyu almadan aynalarını sipariş etmiştim ve ikinci sürüşümde aynaları TVS aynaları ile değiştim, hem tam oturdu hem de çok daha kaliteli bir görüş elde ettim.

   Benim şimdilik aklıma gelenler bunlar, dediğim gibi bilhassa rodaj sonrası daha detaylı anlatmak için bir test yazısı yazacağım. Belki bir video da eklerim o yazıya.

   Sadece şunu söylemeden geçmeyeyim, bu motosiklet bazı ülkelere Kawasaki Rouser NS150 diye satılmakta, nitekim Bajaj'ın Kawasaki Ninja modellerini ürettiğini ve KTM'nin de %39 ortağı olup, Duke125 - 250 VE 390'ları da ürettiğini biliyoruz, ki Pulsarların bazı özellikleri Duke'lara benziyor denilebilir. Yani Bajaj Duke'lardan edindiği deneyimle Pulsarları geliştirmiş de denilebilir bir anlamda. Şayet Türkiye Bajaj Distribütörü Kuralkan Motorlu Araçlar bu işi düzgün yaparsa, Bajaj Türkiye'de de sevilen bir marka olacak gibi görünüyor. Ki şahsi gözlemim şimdiden ticari kullanıcılar başta olmak üzere İstanbul'da pek çok Bajaj motosikleti (Bilhassa PulsarNS 200 başta olmak üzere) görmek mümkün. Sanırım insanlar küçük cc'de uygun fiyatlı, düzgün görünümlü ve kaliteli modellere hasret kaldığı için bu tip görünüm ve kalitesi hiç de fena olmayan bir ürün görünce ilgi göstermeye başlıyorlar. Benim kişisel seçimimde de bunların önemli etkisi oldu doğrusu. 


   Haydi bakalım Geronimo yollar bizi bekliyor...






NOT: Meraklısına son Apaçi savaşçısı, hatta beyazlarla savaşan son Kızılderili olan Geronimo'nun hayat hikayesi şurada:

NOT2: Bajaj Pulsar NS150'yi merakta olanların ise aradığı link şu:
http://www.bajaj.com.tr/turkce/modeller/motosikletler/pulsar/pulsar-ns-150/genel-bak%C4%B1%C5%9F/

NOT3: Kawasaki rouser videosu:




Meraklısına şurada Bajaj Hindistan Satış ve Pazarlama Müdürü ile ve aynı videoda Bajaj Türkiye satış ve pazarlama müdürü Ekrem Ata ile yapılmış bir röportaj bulunuyor,
videonun 17.dakikasından itibaren röportajlarıı izlemek mümkün. Bajaj'ın KTM125 - 250 ve 390'ları da Hindistan'da ürettiğini bu röportajdan öğrenmek mümkün.



Geronimo'nun aldıktan 7,5 ay sonraki hali aşağıda, şu an tam 6800 km'de kendisi ve üzerinde gidon yükseltme aparatı, ön turing cam, arka çanta demiri ve topcase ile küçük bir enduro - turinge dönüştü kendisi:


NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!