Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


400 cc motorcycle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
400 cc motorcycle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2018 Salı

42 DİŞLİ SORUNSALI…

(Dikkat! Yazı sonundaki güncellemeyi de okuyunuz)


      Dün nihayet Dominar’ıma 42T arka dişli takıldı serviste. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, fark en azından titreşim anlamında devasa değil.(EDİT: Bu akşam sürüşümde tam anlamıyla gözlemim şu, 120 km hıza kadar aynalar gayet net gösteriyor, sürüş de ciddi anlamda rahatladı.10.11.2018) Peki, nerede fark var? Anlatalım.
   Efenim, bilenler bilir, aldıktan kısa bir süre sonra Dominar 400’deki titreşimi gidermek, en azından azaltmak maksatlı sele altına yalıtımdı v.s. idi bazı işlemler yapmış idim. Asıl yapmak istediğimse yapıp memnun olanların önerdiği arka dişlinin 42T’ye düşürülmesi idi. Bir süredir servise dişli gelmesini bekliyordum. Bu arada bizim Midnight’la da 5000 km’yi devirmiştim, şaka maka titreşimine de alışmıştım. Eskisi kadar yakınmıyordum bu titreşim mevzusundan. Sanırım motor açılmaya başladıkça titreşim de bi nebze azaldı. Ama yine de kafamda acaba 42T dişli ile sonuç ne olacak düşüncesi duruyordu.
Nihayet dün taktırdım 42 dişliyi. Servis dönüşünde ilk hissettiğim, “ulen bu titreşim eskisinden de fazlalaştı mı ne?” duygusu oldu.
   Bugün işe gelirken otobanda daha yüksek hızlarda ise titreşimin devasa bir azalma göstermediğini ama sanki aynalarda bi nebze azaldığını hissettim.
   İyi de neyi değiştirdi bu dişli küçültme işi?
   Bariz olarak vites aralıklarını artırdı, her viteste en az bir 10 km daha üst hıza çıkabiliyor motor artık. Ve eskiden yaptığı hızları da bir 500 dev. daha altta yapabiliyor. Mesela eskiden 5000 dev./dk. da 90 km. hız yaparken, artık 4500dev./dk. da yapıyor. Eskiden 6000dev./dk. da 110 km hız yaparken, artık 5500’de yapabiliyor. Motoru rahatlattığı kesin. Bir de torku düşürdüğü hissediliyor diyenler vardı, açık  söyleyeyim ben tork düşüklüğü anlamında neredeyse hiç fark hissetmedim bu ikinci sürüşümde de. Zaten hesaplandığında tork sadece %7.1 düştü ve 35nm olan tork 32,5 nm gibi bir orana indi. Benim gibi aşırı devirli ve yüksek hızda kullanmayan biri için bu fark neredeyse hiç fark edilmiyor, yani motor tork kaybetmiş gibi gelmiyor bana. Ve daha rahat gidiyor gibi burası kesin.
   Ama dediğim gibi titreşim olarak şimdilik en azından aynalarda küçük bir fark var gibi ama çok net titreşimi azaldı diyemem. (EDİT:  Titreşim yine var ama sürüşte ciddi bir rahatlama da var.10.11.2018)
   Hani bunu nasıl anlatsam, sanki orijinal dişli ile motoru ilk aldığımda hissettiğim titreşim geri gelmiş gibi hissettim. Bilimsel olarak böyle bir şey var mı bilmiyorum ama 45 dişlide zamanla titreşimi daha az hissetmeye başlamıştım, bunda da (henüz sıfır aşınmamış bir dişli neticede) zamanla daha bir rahatlama olur mu bilmem. Şimdilik fark devasa değil. Hani benim gibi aşırı hız tutkunu biri değilseniz, bu değişim yapılmasa da olur diyecem ama bunu demek için daha çok erken, biraz daha kullanayım bakalım. (Orijinal dişlimi de geri aldım servisten, çünkü ileride lazım olabilir belki.)
   Kısaca ilk iki günün izlenimi, motor rahatladı, hızı arttı bu net ama titreşim harika oldu denilecek gibi bir fark henüz hissedemedim.
   Bu arada yaptıracaklara bir de uyarı zincirden 2 bakla sökülüyor, sökmeden yaptım diyenler var ama o durumda zinciriniz bollaşınca sıkmaya payınız epeyce bir azalacağı için zincir ömrünüzün daha kısalacağını hatırlatalım.
   Ben bu değişimi yaptım, artık geri döner miyim orijinal dişliye, sanmıyorum, çünkü hiç değilse motor rahatladı bağırmadan aynı hızlara daha düşük devirde çıkıyor, bir de zırt pırt deneme tahtası gibi motorun ayarı ile oynamayı sevmeyen biriyim, ilk kez bu motorda böyle bir modifikasyon yaptım. Bu şekliyle yola devam edeceğim. Ancak dişli değişimi gerektiğinde belki elimde olan orjinale dönebilirim, o değişimi gelene kadar da kim bilir belki de Midnihgt’la yollarımızı ayırmış oluruz.
   Bundan böyle 42 dişli ile yola devam… 


GÜNCELLEME (13.11.2018): Dün gece iş dönüşünde, motorda ciddi anlamda bir rahatlama olduğunu gözlemledim, hem gidişi hem titreşimi gerçekten fark etmeye başladı, eski haliyle özellikle aynalarda gece arkamdaki görüntünün 90 km/h'larda bozulduğunu görürdüm, şimdi neredeyse 120 km/hıza kadar arkası gayet net görülüyor. Eh bu da benim gibi 90 ila 120 km hızlarda sürüş yapan biri için güzel sonuç. Titreşim tabii ki tamamen bitmiş değil ama motorun gidişindeki rahatlama hissediliyor. Eskiye göre daha az bağırıyor ve daha akıcı bir sürüşe izin veriyor. Bütün bunları dikkate alınca yukarıda yazdığım yazıya bir güncelleme şart diyerek bu yorumu da eklemek istedim.

GÜNCELLEME (02.01.2019):  Dişli izlenimimiz için bir de video çektik, aşağıdan izleyebilirsiniz.   


12 Ağustos 2018 Pazar

Yok yok satmadım hala Midnight'layım.... :)



Merhaba.

   Yok yok satmadım, hala Midnight (Bajaj Dominar 400) ile beraberim.
İlk aldığımda rodaja kadarki 500 km boyunca Dominar bana epeyce bir garip gelmiş, titreşiminden kaynaklı biraz şikayet edeyazmıştım.
   500 rodaj bakımı sonrası bir nebze rahatladı ve giderek birbirimize alışmaya başladık. Şimdilerde 3300 km’ye doğru yaklaşmışken, bir ara ciddi ciddi “Yapamıycam mı lan ben bu aletle, erkenden satsam mı acep?” derken, şimdilerde onunla devam ediyorum hala ve bi aksilik olmazsa da satmak niyetinde değilim.
   En son 3000 km’de bir yağ değişimi ve servisinde yeni yazılım yüklettim Dominar’a. Sanırım bu 2018’lerde mevcut olan ve 2017 modeller için de güncelleme için atılan bir yazılım. Yaptıranlar motorun ara sıra boğulma hissi yaşadığı devirlerde artık rahatladığını söylüyordu, ben 2800 km ve sonrasında sadece birkaç kez çok hafif bu hissi yaşamıştım. Yazılım sonrası gerçekten de motor rahatladı, genel gidişi de sanki daha iyi hale geldi, daha kolay hızlanıyor gibi. Bajaj’ın bu güncellemeyi garanti kapsamında yapması da takdire şayan. Yakın zamanda 45T olan arka dişliyi 42T ile değişeceğim, onu yaptıranlar da bilhassa titreşim konusunda motorun epeyce rahatladığını söylüyorlar. Aynı zamanda bir de uzun tur camı taktıracağım. Aslında bu ara yağ ve yazılım bakımında yaptıracaktım bunları ama serviste dişli de cam da yoktu, geldiğinde haber verecekler ve onları da halledeceğim. Bunları yaptıktan sonra belki bir kış rüzgarları için elcik koruma alıp takacağım, keyfe keder belki bir sis farı.(sis farı şart değil ama dörtlü yapılamadığı için dörtlü gibi yanıp sönecek ön ve arkaya bir sistem ekletmek istiyorum esasen. Böyle bir şey bulabilirsem yapacağım.) Ve tabii kış öncesi bir lastik değişimi de gerekebilir, havalar soğuduğunda lastiklerden alacağım geri dönüşe göre.
Başkaca bir şeye gerek yok sanırım, hani ne olur, en fazla bir sele kılıfı, sele yıpranmasın diye o kadar.

   3300 km’ye dayanmışken Dominar’dan şimdilik memnun olduğumu söyleyebilirim. Evet titreşim önceki motorumdan fazla, evet belki biraz daha rahatsız ama, aynı km/hız’ları daha alt devirlerde ve çok daha çabuk yapabiliyor oluşu, araç sollarken daha kolay hızlanması gibi etkenler önemli, ön arka çift disk ABS, kayıcı debriyaj v.s.’yi saymayayım tekrar.

   Kısaca Dominar 400, bu özellikleri daha üstün denilebilecek markalarda alamayacağınız fiyata size veriyor. Eksik yanları tabii ki var, yukarıda saydık. Ama benim gibi otobandan işe gidip gelen biri için ihtiyacı fazlasıyla karşılıyor, ufak tefek dokunuşlarla daha iyi hale getirilebiliyor. Yani ilk baştaki hayal kırıklığım epeyce azalmış durumda. Zaman içinde motoru sürdükçe, huyunu suyunu, gidişini tanıdıkça, sanırım alışıyor insan, titreşim de eskisi gibi gelmemeye başlıyor, başka şeyler de.
Malum memlekette 250cc Japon motosikletleri fiyatça uçmuş durumda, Dominar bile ben aldıktan sonra iki kez zam yedi. Yani bugün olsa Dominar da alamazdım. Bu sebeple elimizdeki malın değerini bilip işimizi gördüğü müddetçe kullanmak sanırım bugünkü halde yapılabilecek en sağlıklı şey. Dominar muhtemelen ilk söylediğim gibi en ez 3 yıl daha benimle olur. Şartlar ekonomik anlamda değişirse, belki İstanbul’u terk eylemeden önce bir motosiklet daha alırım, olmadı Domi ile İstanbul’a son noktayı koyar gitmeden önce de satarım.

   Bakalım hayat ve günler ne getirecek.
Çünkü memleketimiz sürprizlere çokça açık bir memleket, net konuşturamıyor insanı.

   Herkese sağlıklı sürüşler, nice yollara.

23 Nisan 2018 Pazartesi

Hoş geldin Midnight!


(10 gün önce burada Geronimo duruyordu)

   21 Nisan 2018 günü nihayet yeni motosikletimle kavuştuk. 5.motosikletim Bajaj Dominar 400.
13 Nisan'da Pulsar NS 150'yi (nam - ı diğer Geronimo) sattığım gün, Bajaj yetkilileriyle temasa geçip Dominar 400 için fiyat istemiştim. 2017 modelinin sıfırı için iyi bir fiyat alınca satın almaya karar verdim. Bir, iki gün içinde maddi imkanları ayarladım. Sonrasında motosiklet şehir dışı bir bayiiden geleceği için bir süre beklemek durumunda kaldım ve Cumartesi sabahı motosikleti Tuzla Orhanlı'daki bir depo'dan teslim aldım. İlk gün ve ilk sürüş 18 km civarında oldu ve 65 km'yi geçmeyecek şekilde ben önde, eşim ve kızım arkada arabada bana eskortluk ederek eve geldik.
   Dominar'ın deneme sürüşünü "gece yarısı mavisi" denilen renkte olanıyla yapmıştım ve açıkçası yakından görünce o rengi beğenmiştim, o rengi aldım. Bu renk mevzusundan dolayı da ona hemen ismini taktım "Midnight" diyeceğim bundan sonra ona.(Yani Gece yarısı). Bundan sonraki yazılarda Dominar 400'ümden Midnight olarak bahsedeceğim yani.



   Şimdilik çok fazla yazacak bir şey yok, çünkü 18 km'lik heyecanlı bir sürüş dışında fazlaca bir izlenimim yok. Sadece şunu söyleyebilirim, gerçekten bir kez daha iyi ki bu rengini almışım dedim, motosikletin bu gece yarısı mavisi denilen rengi geri kalanıyla bütünlüklü duruyor. Ve deneme sürüşünde olduğundan da rahat kullanımlı bir motosiklet olduğu izlenimi uyandırdı bende bu kısacık ilk heyecanlı sürüş.
   En kısa zamanda aynaları elimdeki TVS aynaları ile değişeceğim, çünkü aynalar maalesef Pulsarla aynı aynalar ve yine verimsizler. Bugün bir gidon yükseltme aparatı sipariş ettim ve onu da gelir gelmez takacağım, çünkü Geronimo'dan alıştım yüksek gidona, çok daha rahat olacağı kesin. İlk bakıma gittiğimde de servisimde uzun ön cam ve arka çanta demirini taktırmayı düşünüyorum.



   Rodaj dönemimiz başladı Midnight'la. Bundan sonrası için ufak tefek değerlendirmeleri yazıp çizmeye çalışacağım. Geronimo'daki gibi canlı analizlerle dolu uzun uzadıya bir günlük tutabilir miyim bilmem ama ara ara mutlaka duramayıp yazıp çizerim Midnight hakkında da.

   Şimdilik bu kadar. Her şey çok hızlı oldu biliyorum, ama şimdi almasam bir daha uzun bir süre motosiklet değişemeyecektim. Ve İstanbul'daki son motosikletim olacağı için de 400 cc tercih ettim. umarım en az Geronimo kadar memnun kalırım Midnight'tan da.

Darısı olmayanların başına. Daha iyileri sizlerin olsun.

Nice Yollara!

NOT: Yine dayanamayıp bir de not döşeneceğim. Açık ve net ifade edeyim, Bajaj da dahil motosiklet fiyatları bütün markalarda oldukça yüksek, hemen tüm modeller aslında verdiğimiz o paraları etmezler. Şunu unutmayalım ki, memleketimizdeki ekonomik kriterler göz önüne alındığında, yüksek vergilendirme, yüksek döviz kurları, yüksek faizler, yüksek yakıt fiyatları ve tabii bunları da bu hale getiren son bir kaç yılın henüz tam anlamıyla hissedilmiyor gibi duran ekonomik krizi gibi faktörler, hemen her şeyin maliyetini de olması gerekenin neredeyse 2 - 3 katına çıkartmış durumda. Benim Dominar 400 almamdaki önemli sebeplerden biri de bu faktörlerdi aslında, zira 400 cc bir motosikletten daha yüksek parayı 250cc olana vermek istemedim. Çokça yazdım, söyledim, NS150'den sonraki amacım başta 250 cc bir Japon markası almak olmasına rağmen, pek çok yönden onlara eş,, hatta bazı özellikleriyle daha önde görünen ve hepsinden fiyat olarak daha avantajlı bulduğum için, hiç hesapta yokken, hiç düşünmezken aynı NS150'de olduğu gibi Dominar'ı aldım.
NS150'yi de almadan önce neredeyse yeniden Honda CBF150 almak üzereydim, ama maliyetini ve bana vaat ettiklerini düşündüğümde, o paraları (Çin'de üretilmesine rağmen) sırf Japon markası diye cbf150'ye vermeye acıdım açıkçası. O yüzden Bajaj almıştım ve sürerken de 17.650 km boyunca hep "iyi ki bunu almışım" dedirtti bana. Benzeri sebeplerle şimdi de Dominar 400 aldım ve onunla niyetim, NS150'nin yaptığı km'nin en az iki katını yapmak. Umarım Dominar'da da "iyi ki daha fazla para verip bir Japon 250cc almamışım" derim. Bu arada Dominar'ı tercih etmemin bir başka önemli sebebi de, 2017 model sıfır km'lerindeki kampanya idi, ki ben o kampanya fiyatlarının bile oldukça altında güzel bir fiyata aldım aleti, bu sebeple şehir dışı bir bayiiden aldım. Yani bazen bir malı alırken tercihlerinizi etkileyen bilhassa fiyat ve performansa bakılınca ortaya çıkan sürpriz unsurlar olabiliyor. Benim için Dominar 400 tam olarak öyle oldu.
Neticede maddi imkanları belli seviyelerin altında ve kısıtlı biriyim, bu sebeple bir şeyi satın alırken elimden geldiğince kendi kullanım amacım için en optimum tercihleri yapmaya çalışan biriyim, şimdiye kadar bu tercihlerimin artıları eksilerinden fazla oldu hep, umarım Dominar400'de de öyle olur. Yaşayıp göreceğiz bakalım.

Ve hep dediğim gibi, bu tercih başkaları tarafından eleştirilebilir, ama benim tercihimdir, hani Sinatra'nın şarkısındaki gibi "bu benim yolum" ve iyi ya da kötü yanlarıyla sonuçları beni bağlar.

Neyse biz dinleyelim de durulalım:

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!