Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


ilk motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk motosiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2016 Perşembe

Motosiklete yeni başlayanlara (başlayacaklara) kısa bilgiler, uyarılar.

   Merhaba motosiklete gönül vermiş ve ilk motosikletini alacak ya da yeni almış kişioğlu. 
Aşağıda yazacaklarım tamamen benim kişisel görüşlerimdir, ama yaz aylarının gelmeye başlamasıyla vicdanen de bir uyarı niteliğindendir. Birilerine bir faydası olursa ne mutlu.



   Bu yazıyı bana yazdırtan şey aslında bir başka yazıdır, aşağıdaki linkteki üzücü yazı, lütfen okuyunuz:
240 km ile yaptığım ilk kaza (kaynak MT sitesi)

Benzer bir yazı daha var ve bu linkin 12.sayfasında ağabeyin mesajı var mutlaka okuyun:
Üzücü bir haber ve bir ağabeyin yazdıkları


Moralinizi bozmak istemezdim ama bunlar gerçekler.

Şimdi başlayabiliriz.

- İlk kez motosiklet almaya niyetlendiyseniz, lütfen en azından bir kaç ay motosiklet sitelerinden, bloglardan "yeni başlayacaklara tavsiyeler" konulu başlıkları, "başlangıç motoru" başlıklarını iyice bir okuyunuz.

- İlk kez motosiklet almaya karar verdiyseniz, o motoru almadan önce başta Reşat Arbaş'ın Motosiklet Teorisi kitabı olmak üzere, benzer nitelikteki kitapları alıp okuyun. (ben Motosiklet Teorisi'ni okuyunca başlangıç için bir cruiser almaktan vazgeçmiştim mesela). Blogun Motosiklet Kitaplığı sayfasını da ziyaret ediniz.(Şurada: motosiklet kitaplığı )

- Motorunuzu almadan önce mutlaka kask, eldiven, mont, başta olmak üzere full giyim kuşamınızı almanızı tavsiye ediyorum. Doğru kıyafet seçimi için yığınla link var internette, üşenmeyin aratın.

- Daha önce hiç motosiklete binmediyseniz, kenara bütçe ayırın ve bir kurumdan eğitim almaya çalışın. Motosikletinizi almadan motosiklet ehliyetinizi de almayı ihmal etmeyin.

- Şayet siz henüz ilk motosikletini almış biriyseniz, ilk 1000 km motorunuzu tanımaya çalışınız, full ekipmanınızla binip ilk bir kaç hafta mümkünse trafiğe kapalı bir alanda idman yapınız. Doğru kullanım tekniklerini öğrenip, bu idmanlarda deneyiniz, kontra tekniği nedir, kombine fren nedir, sizin motosikletiniz bunlara nasıl tepki veriyor, deneyiniz.


- Yaz sıcağında da mont mu giyilir, kask mı takılır demeyiniz, ilk düşüşünüz de iyi ki giymişim dedirteceklerdir size.

 - Kendinizin ve motosikletinizin sınırlarını ölçmeniz için ilk 1000 hatta 5000 km çok önemlidir, asla gereksiz hız yapmayınız, gereksiz risk almayınız. esasında bunları hiç bir zaman yapmayınız.

- Kişisel görüşüm ve pek çok motorcunun da tavsiyesi motosiklete 250 cc ve altı bir motosikletle başlamaktır. Hatta ben abartıyorum ve diyorum ki mümkünse 150cc ve altı bir alet alınız ve bu aletin tipi bilhassa racing tarzında olmasın, zira doğru sürüş yetileri için "bence" commuter, naked tarzı motosikletler daha uygun modellerdir. Bu sebeple ilk motorunuzun gücünün bir önemi yoktur, bilhassa fazla güçlü olmamalı ki, hatalarınızı kolay tolere edebilsin. İlk motorum cbf150 ile pek çok hata yaptım ve hiç düşmedim, çünkü gaz tepkisi, devirlenmesi v.s. özellikleri, hataları kolayca tolere edebilecek özellikteydi.

- İlk motosikletinizin tipini umursamayınız, gücünü umursamayınız, yukarıda da yazdığım gibi en rahat kullanacağınız ve en hakim olacağınız motosikletler başlangıç için uygundur, bunlarda küçük cc motosikletlerdir. Kimsenin dediğine bakmayınız, siz doğru başlangıç için kolay yolu seçiniz, o kolay yol da küçük cc motosikletten geçer.

- Eğitim almış bile olsanız, 5000 km sürüş bile yapsanız, kendinize fazla güvenmeyiniz, her zaman temkinli olunuz, ne çok korkak olun ne de çok korkusuz, gözünüzü dört açıp, (TTOKU) TARA, TANIMLA, ÖNGÖR, KARAR VER, UYGULA adımlarına göre sürüş yapınız. Bu yazdıklarımın anlatıldığı Motosiklet Teorisi başta pek çok kitap ve video mevcuttur. Blogun ana sayfasında sağ taraftaki videolar arasında linkini verdiğim Güvenli Sürüş 1 ve 2 videolarını izleyiniz. Orada TTOKU gayet güzel anlatılmaktadır, internette de pek çok yazı mevcuttur.

 - 600cc bir racing başlangıç motoru değildir, olamaz, olmamalıdır. Sebebi yukarıda verdiğim 240 km ile kaza yazısında var zaten, bu konuyu uzatmayacağım.

- Lütfen ama lütfen size büyük cc ile başlama diyen ve sizden daha tecrübeli olan motorculara kulak veriniz, emin olun boşa konuşmuyorlar. "Ben 1000RR'la başladım hiç bi şey olmadı ustaa" diyen kişiden uzak durunuz, hasbelkader hayatta kalmış olabilir, ayrıca herkesin yeteneği farklıdır, sizde de aynısı olacak demek değildir. Kötü örnek, örnek değildir.

 - İlk motosikletinizde kendinize zaman tanıyınız, yavaş yavaş sürüp hazmede ede bu işi tecrübe ediniz, ki ileride keyifle ve uzun yıllar sürmenizin temellerini atmanıza fırsat vermiş olunuz. Bu sebeple ilk motosikletinizle en az 10.000 (on bin) km yapmadan büyük cc'ye geçiş yapmayınız.

- Mümkünse cc yükseltme işini sıra ile yapınız, 125(veya 150cc), 250cc, 400(veya 500cc), 600cc ..... şeklinde bir sıralama izlemek ve her bir motorla en az 10 bin km yapmak doğru bir ilerleme kaydetmek adına oldukça iyi bir yol olacaktır.


- Küçük cc motosiklet sadece başlangıç için değildir, rahatlıkla yıllarca kullanılabilir ve büyük cc lerle yapılabilen hemen her şey yapılabilir, ybr125 ile neredeyse dizlerini değdirecek kadar virajda yatabilen insanlar olduğunu biliyorum. Üstelik küçük cc'ler sürüş yetisi kazanmak için daha ekonomik ve düştüğünde az masraf çıkaracak aletlerdir. (Benim 6. motosikletim de bir 250cc, ilk beşi 150 - 250, 125cc, 150cc, 400cc idi. gerek ekonomik olarak gerekse gelişim olarak uzun yıllar büyük cc alacağımı da sanmıyorum. Siz öyle yapın demiyorum ama benim gibi örnekler de var diyorum. Büyük cc kullanmadım mı, zaman zaman kullandım ve sevdim, ama büyük cc benim kullanım amacım için efektif değildi, gerek ekonomik olarak gerekse mantık olarak o kadar parayı verip uğraşmak istemedim, trafik sigortaları ve büyük cc motora mutlaka gerekli olan kasko fiyatlarını bir araştırırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Yaşasın küçük cc diyorum bu yüzden, ki onda bile trafik sigortası feci durumda şu anda.)

- Motosikleti sürerken o an orada olunuz, kafanız doluyken, üzgünken, aşırı aceleniz varken motosiklete binmek faydadan çok zarar getirecektir.

- Motosikletinizle yolda iken aşırı yorulduysanız mutlaka mola veriniz. Temel kural şudur, sürüşten keyif almamaya başladıysanız sürmeyi bırakınız.

- Motosiklet otomobil gibi müzik dinlenerek sürülecek bir alet değildir, bunu yapacaksanız bile yeterli tecrübe edinmeden yapmayınız. Aynı şey telefon konuşmalarınız için de geçerlidir. O an orada olmak için kulağınıza kulak tıkacı takmanız en doğru yöntemdir, hem kulak sağlığınızı da korumuş olursunuz.


   Bunlar naçizane bazı tavsiyelerimdir, esasında tavsiyeden ziyade uyarıdır, bu uyarılar çoğaltılabilir bu sebeple yazının başlığına 1 dedim, 2.kısmı da ileride gelebilir. Normal şartlarda kimseye bilhassa böyle riski yüksek bir konuda tavsiye vermeyi sevmem ama son günlerde okuduğum, duyduğum bazı kaza haberleri gerçekten çok üzücü ve yine yaz geliyor pek çok hevesli aramıza katılacak, katılıyor, vicdanen yazmadan edemedim. Ve dediğim gibi bunları tavsiye değil, uyarı olarak alınız.

   Her zaman dikkatle ve gereksiz risk almadan sürünüz. Doğru mecralardan doğru bilgileri alınız. İyi bir okur değilseniz bile motosiklet konusunda mutlaka okuyunuz, okuyunuz, okuyunuz...

Sağlık ve keyifli sürüşler!


Güncelleme (Mart 2019): Yazıya minik bir güncelleme yazayım istedim.
   Şimdi bazı insanlar bu başlangıç cc'sinin küçük olması gerekliliğine karşı çıkıyor ve diyorlar ki, sizin yeterince bilinçli bir yapınız, olgun bir düşünce tarzınız ve eğitiminiz, hatta otomobille fazlasıyla trafik tecrubeniz de varsa gerekli eğitimi ve ekipmanı alarak istediğiniz motosikletle bu işe başlayabilirsiniz. Benim bu tip görüşlere çok net itirazım yok, ancak şöyle bir şey söyleyebilirim kendi fikrimce, ben başlangıç cc'sinin her şeye rağmen küçük cc olmasını düşünsem de, hani bir Honda Shadow ya da benzeri bir cruiser'la veya bir maxi skutırla başlamaya niyetli adam için -yukarıda yazdığımız bilinçli hal doğrultusunda - neden olmasın, diyebilirim ama aynını istediğiniz bilinçli hal olursa olsun hiç motosiklete binmemiş biri için racing tarzı bir motosiklet için söyleyemem ya da 1200 adv tarzı ağır ve yüksek bir alet için.
   Kısacası esasen küçük çaplı da olsa motosiklet eğitiminiz ya da deneyiminiz varsa ve hakim olabildiğinizi deneyip, test etmişseniz belki 250 cc üstü bir aletle de bu işe başlanabilir, ama benim bakış açımdan bu bir racing, ağır bir enduro ya da güçlü bir naked motosiklet olmamalıdır. Bilhassa da racing olmamalıdır. Yoksa cruiser bir motosikletin (diyelim ki Harley 883 Sportster) başlangıç motosikleti olabilme ihtimali neden olmasın. Veya 400 cc bir maxi skutır'ın. Ama her şeye rağmen onlarda bile daha önceden eğitim almak, iyi kötü birilerinden bu işi öğrenmiş olmak, en azından kapalı alanlarda bir süre sürüş yapmak, bolca okuyup bilgi edinmek şarttır. (Ekipmanları giyinmeden motora binmemek şartını söylememe bile gerek yok sanırım) Bunun ışığında her koyun kendi bacağından asılır dememe de gerek yok sanırım, blogun girişinde de yazdığım gibi, bu bireysel bir tercihtir, yaptığınız seçimler sizi iyiye güzele ya da acı deneyimlere götürecektir.

Güncelleme (Aralık 2019): Bir de başlangıç motosikleti ve motosiklete başlamak videosu hazırladım meraklısı için aşağıda.

3 Mart 2012 Cumartesi

Fuardan yine YBR deyip döndüm. (2012 Fuar İzlenimleri 1)

    Bugün içimden hiç gelmemesine rağmen, uzun bir aradan sonra İstanbul'un rezalet haftasonu trafiğini de göze alıp, eşimle birlikte 2012'nin sezon açılışı sayılan ilk motosiklet fuarına gittik. Açıkçası fuara gitmekteki tek amacım Honda'nın cbf150'den sonra bu yıl Türkiye'de kurye ve gariban küçük cc kullanıcısına sunacağı yeni modeli cb125e modelini görmekti. Aslında web'deki fotoğraflarından motosikletin fazlasıyla ybr 125'e benzediğini gözlemlemiştim ama yine de ileriye yönelik motosiklet arayışında biri olarak bi gidip yakından görmek isteğindeydim. Her zamanki gibi Honda Türkiye o sanal alemde gördüğümüz daha derli toplu olan cb125'i değil de devir sayaçsız, amortisör yayları gövdesinden farklı renkli, plastik kalitesi bir hayli düşük olan (ya da ucuz olup da bizimki gibi ülkelere layık görülen) modeli getirmişti.
    Fotoğrafladım tabii merakta kalmayın, yazı altına ekleyeceğim. Ama Honda'dan az sonra Yamaha standına da gittik, gördüm ki Yamaha'da zaten kasasını yenileyerek epey şekil hale getirdiği YBR125'i bir kez daha makyajlamıştı. Kişisel gözlem ve YBR125 kullanmış biri olarak gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, YBR 125 üç yüz beş yüz daha pahalı olmasına rağmen (ki görüntü ve malzeme kalitesiyle - kaldı ki motoru da kendini fazlasıyla ispatlamıştır - verdiğiniz paraya değer) CB 125' e ve hala cbf150'ye de tercih edilecek motosiklet olmayı sürdürüyor. Zaten Honda Türkiye'nin ülkemizde Yamaha'ya göre çok daha fazla tercih edilir ve gerek fabrikası gerekse bayii servis ağıyla yaygın oluşuna rağmen, özellikle küçük cc'de nasıl bu kadar acayip şekilsiz motosikletleri bize reva gördüğü de bir muammadır benim gözümde. Pazarlama taktiği ise şayet bu, en azından rakibin YBR125'e tercih edilebilecek görünümde bir motosiklet getir be kardeşim.
    Bana göre aşağıya resimlerini ekleyeceğim YBR ve CB125 arasında görüntü olarak da malzeme kalitesi olarak da YBR bir kaç puan öndedir. Egzostlarına bakmak bile bu farkı gösteriyor. CB125'i kullanma şansım olmadığı ve henüz birileri tarafından test de edilemediği içim motorunun kalitesi hakkında bir şey söylemem mümkün değil şüphesiz. Belki, şayet doğru ise (ybr'den 500 - 600tl ucuz olarak 3.550TL'ye piyasaya çıkacağı söyleniyor) daha uygun fiyatıyla bir çekim alanı oluşturur ve oluşturacaktır da; zira Cbf 150'de de aynısı olmuştu. Ama bugün gelinen nokta cbf150'nin yağ yakan motoru ve malzeme kalitesizliğiyle en azından motor bloğu olarak Yamaha YBR125 karşısında yenik düşmüşlüğüdür. YBR125 ise piyasaya girdiği günden bu yana tek tabanca olarak, rakiplerinin karşısına çıkardığı bir çok yeni modeli ekarte ede ede, hala ve üstüne de bir şeyler koyup gelişerek küçük dev motor efsanesine devam ediyor bir anlamda. (Şüphesiz bu benim görüşüm size göre CBF150 ya da bir başkası şahı merdan olabilir)

    Fazla konuştum YBR fanatikliği yaptım yine biraz galiba ama, cbf150 ve ybr 125 kullanmış biri olarak benim gönlümü 3. motosiklet olarak almama rağmen ybr kazanmıştır. Ve yine başlangıç motoru ya da 125cc segmentinde motosiklet almak isteyenlere ben halen Türkiye'deki en makul ve sorunsuz tercihin Yamaha YBR125 olduğunu söyleyebilirim hiç tereddüt etmeden. (Ve kanımca aradaki fiyat farkı da bu sebepten olabilir.  (Edit : cbf150 yeni fiyatıyla ybr'den epeyce pahalı hale gelmiştir, muhtemelen cb125'i sattırma taktiği olsa gerek, ki o da şu an biraz artmış.)

Fotoğraflar aşağıda. Önce Honda CB125E. (Hiç değilse cbf150'den daha iyi bir tipi var)

















Ve bi kez daha hafif makyajlanmış Yamaha YBR125.

















Bu kez siyah CB125E (Arka planda fiyatı artırılan ve muhtemelen emekli edilecek olan CBF150 var)


















Siyah YBR125 (CB125'le egzost ve genel dizayn farkına dikkat)

















CB125 gösterge paneli (Tabii ki devir saatsiz, Honda bunu hep yapıyor)

YBR125 gösterge paneli (İlk çıktığından beri devir saati var)

CB125 Ön far (Bu kafa fazlasıyla YBR'ye benzetilmiş)

YBR125'in farı ve uzun bir aradan sonra selesinde bendeniz, hala bu selenin üstüne binince aynı heyecanı duyabilmek güzel. Şu an bir motosiklet alsam, hiç düşünmeden yine bu fotodaki aleti alırım. Ve son rötuşlarla daha da çekici hale geldiğini eşim de itiraf etti görünce.

Son iki foto önce CB125. 
Siyah motorda kırmızı helezon yaylar ve depo üstündeki mavi çizgiler eşimin "Iyyy!" demesine sebep oldu. Cbf150'de olduğu gibi keyf için alanların kimisi, yine önce o stickerları sökecek, sonra yayları siyaha boyayacak...

Ve YBR (Bana göre hala commuter sınıfının en derli toplu aleti.)

    Karar sizin, benim kararımsa belli. Her şeye rağmen selesine oturduğunuzda, motosiklet denen alet sizi heyecanlandırıyorsa eğer, YBR, CB, CBF fark etmez, alın ve tadın bu heyecanı. Ben burada sadece görünüm olarak ve tamamen kendi bakış açımla değerlendirmeler yaptım ve oyumu yine eski dostum YBR'ye verdim. Ama siz yakından görüp, fırsat bulursanız test sürüşü yaparak tabii ki dilediğiniz motosikleti alın derim. Yukarıda da yazdığım gibi her şeye rağmen ve hangi model olursa olsun motosiklete binebiliyor olmak bile başlıbaşına bir heyecandır. Kaldı ki bu segment motorlar ekonomi olarak da sizi hiç üzmeden o heyecanı keyifle yaşamanızı sağlarlar emin olun.

    Fuar yazımın bu ilk kısmı burada sona eriyor. Bir sonraki yazıda fazla detaya girmeden genel ve umarım daha eğlenceli bir fuar izlenim yazısı yazacağım.







NOT: Normal şartlarda blogda fuar fotoğrafları ya da yazısı gibi her yıl yapılan etkinliklere girmek istemediğimden, şimdiye kadar hiç fuar yazısı yazmamıştım, bu bir ilk ve belki de son olabilir; zira gidenler bilir normalde fuarda  - benim bugün CB125'de olduğu gibi - ilginizi çekecek ve merak ettiğiniz yeni bir ürünü görmek ya da indirimli alış veriş yapmak gibi bir amacınız yoksa, bir süre sonra sıkıcı gelmeye başlayabiliyor fuarlar... Ve bir de benim gibi İstanbul'un Anadolu Yakasında oturuyorsanız, o kadar yolu her yıl birbirinin aynı olan organizasyonu görmek için tepmek işinize gelmeyebiliyor, bundan sebep şimdiye kadar blogda hiç fuar yazısı yayınlamadım.)







NOT 2 : Bu arada CB125 ve YBR125 karşılaştırmasını daha sağlıklı yapabilmeniz için aşağıya resmi sitelerdeki teknik özelliklerin linklerini verelim.
YBR125 Teknik Özellikler

CB125 Teknik Özellikler


Ve bir ekleme: Yanlış anlaşılmasın, her ne kadar ben YBR125'ten yana tercih yapsam da bu konuda o kadar da sert değilim esasen. Zira bu tip motosikletler (yani commuterler) ekonomi amaçlı aletlerdir bu sebeple fırsatını bulduğumda gidip bir CB125'de ilk gözağrım olan cbf150'de alabilirim fazla düşünmeden. Nitekim ben uzun süreli kullanım için YBR125 desem de, özellikle yeni başlayacaklar için (şayet kısa sürede artmazsa) fiyatını da dikkate alarak CB125 de tercih edilebilir tabii ki. (Yani YBR,CBF,TVS,CB kavgası yersiz ve de gereksizdir aslında, ama bazen motorcu muhabbetinde bu rekabet çok da tatlı muhabbet ettirir motorcuları ) Commuterler hep söylediğim gibi bir anlamda günümüzün eşekleridir, eskiden eşeklerin yaptığı pek çok işi de yaparlar rahatlıkla. Kısacası günlük kullanım ve şehir içinde ilaçtırlar. Bu sebeple tipini önemsememeye, o inanılmaz ekonomikliğe ve pratikliğe alışırsınız bi süre sonra ve büyük cc'ye geçseniz bile bu demir eşeklerden vazgeçemeyebilirsiniz... Bunca yazıya rağmen ilk gözağrım cbf150'yi bile her an satın alma eğilimindeyim yalan yok. Yani hiç bir motorun öyle fanatiği filan değilim aslında. Zira şu ara motosiklete fena halde açım.

7 Ağustos 2009 Cuma

İlk Göz ağrıma Veda


    İlk Vitesli motosikletim olan Honda cbf150'yi yaklaşık bir yıl ve 7300 km kullandıktan sonra sattım. Aslında şimdilerde düşündüğümde en azından bir 15 - 20 bin kilometre kullanabilirmişim diyorum. Ama o zaman ille de bir cruiser kullanma isteğiyle yanıp tutuşuyordum. Öncelikle motorumu satışa koydum. Sonra da 250cc'lik yeni bir motor arayışına girdim.

    İlk motor olarak Honda cbf150 bana çok şey öğretti, çok şey kazandırdı. Açıkçası acemi bir sürücü için yapılabilecek en doğru tercihlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ekonomik, yedek parçası ucuz, fiyatı ucuz, bir yerine bir şey olduğunda çok fazla canınızı sıkmayacak bir motor. Yani yeni başlayan biri için biçilmiş kaftan. Üstelik hatalarınızı da kolayca tolere edebilen bir makina. Bana 7300 km boyunca sorunsuzca arkadaşlık etti. Ve ben motorculuk hayatımın bu ilk kilometrelerinde hiç kaza yapmadan harika bir deneyim yaşadım.


    Satışa koyduktan sonra onunla, eşimi de alarak bir uzun yol daha yaptık, yine atalarımın topraklarına Sakarya'ya uzandık, orada bir gece konakladıktan sonra ertesi gün döndük. Bu gezi de ilk gözağrımla son uzun yolum oldu. Satışa koyduktan iki hafta sonra da satıldı. Bense daha onu satmadan gönlümü 250cc'lik bir cruiser'a kaptırmıştım bile, Hyosung GV 250 Aquila.

    Bundan sonraki bölümlerde ikinci motorumla kısa da olsa yaşadığım deneyimleri aktarmayı deneyeceğim. Ama ilk motosiklet mevzusunu kapatmadan önce bir kaç söz daha etmek istiyorum. Reşat Arbaş üstadımız Motosiklet Teorisi'nde der ki: "125 ya da 250cc bir motosiklet sadece başlangıç için değildir, bir ömür boyu kullanabileceğiniz bir alettir" ya da buna benzer bir cümle, üstadın affına sığınıyorum. Açıkçası cbf150 deneyimim bana bunun çok doğru bir cümle olduğunu öğretti, daha da açığı şu an bindiğim üçüncü motosikletim olan ve hali hazırda 13 ayda 13.000 kilometre yol yaptığım Yamaha YBR 125'im bunun neredeyse tam da böyle olabileceğinin ispatı gibi.


                                      (Motosiklete iyi bir başlangıç yapmamı sağlayan ilk motosikletim Honda cbf150)

    Motosiklet işinde ekonomik şartlarınızın da büyük önemi var şüphesiz. Ve ne yazık ki ülkemizde motosiklet kullanmayı tercih etmek şayet 250cc üstü bir motor almaya niyetliyseniz oldukça pahalı bir hobi haline dönüşüyor. Zira büyük cc motosikletlerin hem kendileri hem yakıt tüketimleri hem de servis ve yedek parçaları oldukça yüksek fiyatlara mal olmakta. Bu sebeple 125 - 250cc arası vitesli motosikletler, motosiklete gönül verip de bir otomobil fiyatına motosiklet alamayanların ya da bir motosiklete o kadar para vermeyi istemeyenlerin imdadına yetişiyorlar. Açıkçası kişisel olarak, şayet başlangıçta en az 500 cc bir motosiklet tercih etmeye kalksaydım sanırım ona sahip olabilmek için ya bankalara borçlanacaktım ya da hala para biriktiriyor olacaktım. Oysa ben bu süreçte hem üç farklı markayı hem de üç farklı motosikleti deneyimlemiş oldum, hem ekonomik açıdan sarsılmadım hem de neredeyse 25.000 kilometrelik bir motosiklet sürüş deneyimi edinmiş oldum. Yanı sıra lüks motosikletime bir şey olacak korkusuyla tedirgin davranmaktan da kurtarmış oldum. Bunlar benim kişisel fikirlerim tabii.

    Maddi durumunuz büyük cc'lere ulaşmaya elverişli bile olsa bence yine de ilk motorunuzun tercihini, hem kendi güvenliğiniz açısından hem de dilediğinizce (yani motorun bir yerine bişey olacak diye fazlaca sakınmadan) binebilmeniz açısından 125 - 250 cc arası bir motordan yana yapmanız yerinde bir davranış olacaktır. Küçük cc motosikletler gerek ağırlık, gerek güç, gerekse hızları bakımından acemilik döneminizdeki hatalarınızı çok daha kolay tolere ederler. Neredeyse bütün motosiklet eğitmenleri ve ustaları da bunun böyle olduğunda hemfikir gibidir. En azından benim tanıdığım duyduğum, bildiğim tüm üstatlar ve hocalar bunu savunuyorlar. Hatta Honda Güvenli Sürüş Eğitimindeki hocama cbf150'den sonra cbf500 düşünüyorum dediğimde, ikisi arasında bir süre bir 250cc kullanmamı tavsiye etmişti. Hem her cc'den bir motosiklete binersin hem de gücü yavaş yavaş kontrol etmeyi öğrenirsin diye de eklemişti. Onu dinledim. Aslında benim maddi imkanlarımın da bunda etkisi vardı tabii.
















Devam edecek...

 Sonraki Yazı: Motosikletli Sabahlara Uyanmak
Önceki Yazı: İlk Motorla Gezilere Devam







NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!