Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Ç.Ö.


7 Ağustos 2009 Cuma

İlk Göz ağrıma Veda




















    İlk Vitesli motosikletim olan Honda cbf150'yi yaklaşık bir yıl ve 7300 km kullandıktan sonra sattım. Aslında şimdilerde düşündüğümde en azından bir 15 - 20 bin kilometre kullanabilirmişim diyorum. Ama o zaman ille de bir cruiser kullanma isteğiyle yanıp tutuşuyordum. Öncelikle motorumu satışa koydum. Sonra da 250cc'lik yeni bir motor arayışına girdim.

    İlk motor olarak Honda cbf150 bana çok şey öğretti, çok şey kazandırdı. Açıkçası acemi bir sürücü için yapılabilecek en doğru tercihlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ekonomik, yedek parçası ucuz, fiyatı ucuz, bir yerine bir şey olduğunda çok fazla canınızı sıkmayacak bir motor. Yani yeni başlayan biri için biçilmiş kaftan. Üstelik hatalarınızı da kolayca tolere edebilen bir makina. Bana 7300 km boyunca sorunsuzca arkadaşlık etti. Ve ben motorculuk hayatımın bu ilk kilometrelerinde hiç kaza yapmadan harika bir deneyim yaşadım.


























    Satışa koyduktan sonra onunla, eşimi de alarak bir uzun yol daha yaptık, yine atalarımın topraklarına Sakarya'ya uzandık, orada bir gece konakladıktan sonra ertesi gün döndük. Bu gezi de ilk gözağrımla son uzun yolum oldu. Satışa koyduktan iki hafta sonra da satıldı. Bense daha onu satmadan gönlümü 250cc'lik bir cruiser'a kaptırmıştım bile, Hyosung GV 250 Aquila.

    Bundan sonraki bölümlerde ikinci motorumla kısa da olsa yaşadığım deneyimleri aktarmayı deneyeceğim. Ama ilk motosiklet mevzusunu kapatmadan önce bir kaç söz daha etmek istiyorum. Reşat Arbaş üstadımız Motosiklet Teorisi'nde der ki: "125 ya da 250cc bir motosiklet sadece başlangıç için değildir, bir ömür boyu kullanabileceğiniz bir alettir" ya da buna benzer bir cümle, üstadın affına sığınıyorum. Açıkçası cbf150 deneyimim bana bunun çok doğru bir cümle olduğunu öğretti, daha da açığı şu an bindiğim üçüncü motosikletim olan ve hali hazırda 13 ayda 13.000 kilometre yol yaptığım Yamaha YBR 125'im bunun neredeyse tam da böyle olabileceğinin ispatı gibi.





















(Motosiklete iyi bir başlangıç yapmamı sağlayan ilk motosikletim Honda cbf150)




    Motosiklet işinde ekonomik şartlarınızın da büyük önemi var şüphesiz. Ve ne yazık ki ülkemizde motosiklet kullanmayı tercih etmek şayet 250cc üstü bir motor almaya niyetliyseniz oldukça pahalı bir hobi haline dönüşüyor. Zira büyük cc motosikletlerin hem kendileri hem yakıt tüketimleri hem de servis ve yedek parçaları oldukça yüksek fiyatlara mal olmakta. Bu sebeple 125 - 250cc arası vitesli motosikletler, motosiklete gönül verip de bir otomobil fiyatına motosiklet alamayanların ya da bir motosiklete o kadar para vermeyi istemeyenlerin imdadına yetişiyorlar. Açıkçası kişisel olarak, şayet başlangıçta en az 500 cc bir motosiklet tercih etmeye kalksaydım sanırım ona sahip olabilmek için ya bankalara borçlanacaktım ya da hala para biriktiriyor olacaktım. Oysa ben bu süreçte hem üç farklı markayı hem de üç farklı motosikleti deneyimlemiş oldum, hem ekonomik açıdan sarsılmadım hem de neredeyse 25.000 kilometrelik bir motosiklet sürüş deneyimi edinmiş oldum. Yanı sıra lüks motosikletime bir şey olacak korkusuyla tedirgin davranmaktan da kurtarmış oldum. Bunlar benim kişisel fikirlerim tabii.

    Maddi durumunuz büyük cc'lere ulaşmaya elverişli bile olsa bence yine de ilk motorunuzun tercihini, hem kendi güvenliğiniz açısından hem de dilediğinizce (yani motorun bir yerine bişey olacak diye fazlaca sakınmadan) binebilmeniz açısından 125 - 250 cc arası bir motordan yana yapmanız yerinde bir davranış olacaktır. Küçük cc motosikletler gerek ağırlık, gerek güç, gerekse hızları bakımından acemilik döneminizdeki hatalarınızı çok daha kolay tolere ederler. Neredeyse bütün motosiklet eğitmenleri ve ustaları da bunun böyle olduğunda hemfikir gibidir. En azından benim tanıdığım duyduğum, bildiğim tüm üstatlar ve hocalar bunu savunuyorlar. Hatta Honda Güvenli Sürüş Eğitimindeki hocama cbf150'den sonra cbf500 düşünüyorum dediğimde, ikisi arasında bir süre bir 250cc kullanmamı tavsiye etmişti. Hem her cc'den bir motosiklete binersin hem de gücü yavaş yavaş kontrol etmeyi öğrenirsin diye de eklemişti. Onu dinledim. Aslında benim maddi imkanlarımın da bunda etkisi vardı tabii.


Devam edecek...

 Sonraki Yazı: Motosikletli Sabahlara Uyanmak
Önceki Yazı: İlk Motorla Gezilere Devam







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginize teşekkürler!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!