Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2018 Salı

Kurt Bir Gün - Konu Dışı (2)

Konu dışı belki de tam da içi bir hikaye aktarayım da durulayım, ben de zamanında bir dergi de okumuştum, zaman zaman anlatırım dost meclislerinde.


   Kurdun biri bir gün ormanda bir köpekle karşılaşır. 
"Selam" der "ben ormanda yaşayan bir Kurdum". 
Köpek de onu selamlar, "Ben de şu aşağıdaki çiftlikte yaşıyorum". 
Bunun üzerine Kurt, "Ormanda yiyecek bulmak oldukça zordur, bazen aç yattığım bile oluyor, sanırım senin durumun daha iyidir, ne de olsa bir çiftlikte yaşıyorsun" der. 
Köpek, "Tabii, sahibim bana her gün çok güzel yemekler verir, bana iyi bakar" der. 
Kurt, bu sözleri duyunca heyecanlanır, "Ben de çiftliğe gelsem, sahibin bana da öyle güzel yemekler verir mi?" der. 
Köpek "Tabii" der, "Hadi gidelim hemen". 
Kurt takılır köpeğin arkasına, yürümeye başlarlar. Artık çiftliğe varmak üzere iken Kurt, köpeğin boğazındaki yara izini fark eder ve sorar: 
"Senin boğazına ne oldu?
Köpek: "Sahibim bana çok iyi bakar, çok güzel de yemekler verir, ama her akşam da beni bağlar" der, "Bu iz o yüzden"
Bunu duyan Kurt, hiç bir şey söylemeden koşarak ormana geri döner.


Siz de zaman zaman benim gibi bu motosiklet mevzusundan sıkılıp bıkmıyor musunuz? İşte öyle anlarda ben kafamdan sanki hiç motosikletim yokmuşcasına bu metayı çıkartıp başka mevzulara dalıyorum. Başka yazılarda da yazdım son dönemde, motosiklet benim için artık neredeyse sadece bir ulaşım aracı, arabama alternatif olduğu için kullanıyorum. İstanbul'dan göç ettiğim gün belki yeniden zevk için kullanmaya, ağırlıkla keyfi gezi amaçlı kullanmaya başlarım, niyetim de var buna. Ama İstanbul'un kaos ortamında içimden zevk için gezi yapmak pek gelmiyor , kendimi şu günlerde buna biraz zorlamak istiyorum ama ı-ııh olmuyor. Bu sebeple zaman zaman blogda da böyle konu dışı mevzulara yer vermek niyetindeyim, çok sık olmayacak tabii bu, bakalım deneyeceğiz...


GÜNCEL NOT: Mevzuyu bir de sesli dinlemek isteyenler için youtube kanalımızda amatörce seslendirdik. Kusurumuz varsa affola:

21 Ağustos 2009 Cuma

Hani Sormuştun Ya Bana...


   Uzun zaman önceydi, çook uzun zaman önce. Belki de unutmamamız gerektiğini hatırlatacak kadar yakın bir zaman önce.
    Bir gece yataklarımızdan delicesine sarsılarak uyanmıştık hani, hatırlarsın sen de benim gibi. Ben, tek başımaydım o Ağustos gecesi İstanbul'da, en derin uykumuzdan bizi uyandırdığında o heyula.
Nereye koşacağımı şaşırmıştım önce, sonra üstümü giymiş hala sarsılırken dört bir yan, sığınmıştım bir duvarın kenarına. Durduğunda fırtına, hemen sarıldım ben de herkes gibi telefona. Haber verecektim taa Adapazarı'na, "İstanbul'da çok büyük deprem oldu, merak etmeyin ama her şey yolunda ana" diyemedim tabii hattı kesilmiş telefona. Attım kendimi sokağa, insanlar yürüyordu deniz kenarına. Nasıl ulaşmalıydı anaya, babaya, kardeşe, nasıl iyiyim demeliydi eşe dosta?
İndiğim zaman iskeleye, bir otomobilin etrafına toplanmış insanlar görmüştüm, olanı biteni veriyordu oto radyosundan bir kanal. "Burası Adapazarı yollara savrulmuş cesetler görüyorum" dediğinde muhabir, hani ben de kulak kabartarak yaklaşmıştım otomobilin yanına.
    "Adapazarı mı dedi?" diye sorunca, "Asıl orada olmuş abi deprem" demişti ya direksiyondaki adam bana. İşte o anı hiç hatırlamak istemesem de, hiç ama hiç unutamadım, geçen güne kadar da kimselere anlatamadım. Anam, babam, kardeşim vardı orada. "İyiyim merak etmeyin" demek isterken telefonda, nasıl öğrenebilirdim şimdi onlar ne durumda?
    "Yollar kapalıymış" dediler, gidilemezmiş arabayla. Eee nasıl varmalı peki şimdi oralara?
Gün ağarana kadar iskele kenarında elimde telefon beklemiştim ya hani, hani sana da söylemiştim sonradan o gün yaşadıklarımı.
    Birisi dedi ki o zaman bana, "Bizim falanca ile filanca motosikletle gitmeyi başarmışlar oraya".
    Keşke şimdi bir motosikletim olsaydı diye ilk o zaman hayıflanmıştım galiba.
   İkinci günü varınca Adapazarı'na , çöken eve rağmen yaşıyor bulunca sevdiklerimi, anlatamamıştım 24 saat boyunca içimde biriktirdiklerimi. Her biri benden çok ama çok büyük acılar yaşamıştı aynı 24 saatte çünkü.
    Hani sormuştun ya bana, motosiklete binmenin sebebi nedir aslında? O 24 saattir galiba. Ah bir motosikletim olsaydı da ulaşabilseydim ben de hemen yanlarına, anama, babama, kardeşime, dediğim an.

    Şimdi her şey sütlimanken düştüğünde aklıma, daha iyi anlıyorum neden motosiklete bindiğimi. Motosiklet otomobilin gidemeyeceği yolu gidecek araçtı o anda bana ve motosiklet falanca ile filancayı ulaştırmıştı işte bir şekilde oraya.

    Artık neden motosiklet diye sorma bana, anlattım işte hallarımı sana. Her binicinin bir sebebi yoktur aslında, benimki de sırf meraktı çocukken belki de ama, ihtiyaç da olduğunu o Ağustos gecesi anlattı bana.

Çağrı "Cloud" Ö. - 9 Kasım 2008
(17 Ağustos 1999 gecesi hayatları depreme uğrayanlara...)
















Devam Edecek... 
 (Sonraki Yazı: Ben Motosikleti Seviyorum Be Arkadaş)
(Önceki Yazı: Özgür Bir kurt Ya Da...)



Motosiklet Özgürlük Tutkusudur


Motor sevdası arttıkça gelişen eski yazılardan biri daha.


Motosiklet Özgürlük Tutkusudur...

    Ben bir motosiklet kullanıcısıyım.
    Henüz bir motorcu oldum mu? Kanımca hayır. Ama motorcu olma yolunda ilerlemekteyim. İyi bir motorcu olabilir miyim? İçimdeki özgürlük ve rüzgar sevdasını öldürmezsem olabilirim sanırım.
Bir üstadım, "40.000 kilometre motosiklet kullandıktan sonra hayatının geri kalanında motosiklet kullanıp kullanmayacağına karar verirsin, 100.000 kilometre sonrada motorcu olursun" demişti bana. Aslında kilometrelerde mi motorcu ruhu, yoksa o kilometrelerin nasıl yapıldığında mı? Benim görüşüm daha çok nasıl yapıldığında. Ben her motora binişimde içimde bir aşkla biniyorum. Sanki bir taşıma aracıyla değilde, canlı bir varlıkla ilişkiye geçiyorum yol boyunca. Motosikletim sanki bir küheylan, bu yüzden küheylan adını taktım ona. Demir At diyorlar ya. Tam öyle işte.

    Motosiklet inanılmaz bir özgürlük hissiyatı veriyor insana. Hiç bir dört tarafı kapalı ve rahat koltukta oturularak kullanılan araç bu hissi vermez insana. Motosiklet sadece gaza bastığınızda gidebilen bir taşıt da değil, bir sürü incelik istiyor sürücüsünden, bir sürü ihtimam ve çokça da tutku istiyor. Belki de motosiklet kullanımını tam tanımlayacak şey budur: TUTKU.
    Belki de bu yüzden bir tutkuya dönüşüyor zamanla kullanıcılarında. Bir süre ara da verseniz, günün birinde yeniden alevleniyor içinizde o tutku. Vazgeçilmez bir şeye dönüşüyor motosiklet. Günlük düşünce ve konuşmalarınızda mutlaka en az bir kez geçmeye başlıyor. Hayatınızın bir parçası oluyor. Kimisi virüs diyor motosiklete. Bulaştığı zaman bir daha kurtulmanızın çok zor olduğu bir virüs.

    Aslında atalarımızdan bize miras gibi motosiklet. Onların atı vardı, bizim motosikletlerimiz, demir atlarımız var. Pek çok yönden benzeşiyor at ile motosiklet. Her ikisine de soldan biniliyor örneğin. Ata soldan binilmesinin sebebi sol tarafa takılan kılıçtanmış diye okumuştum bir yerlerde ve motosiklete de bunun etkisi ile soldan biniliyor yazıyordu aynı yerde. Her ne sebeple olursa olsun oturuş biçimi, kullanımı benzeşiyor işte kanlı canlı bir at ile. Bir ata biner gibi doğada dolaşıyorsunuz, rüzgarı hissederek motosiklette. Rüzgar da bir anlamda özgürlük, o da bir başka tutku, sizin motosiklet tutkunuzu tetikleyen.

    Motosiklet kullanan insanların aslında serseri imajından daha çok naif yönleri ağır basıyor kanımca. Her ne kadar toplumun genelinde serserilikle bağdaştırılsa da, bence motorcular içlerinde naif bir ruh taşıyorlar. Yolda kalmış diğer motorcuya hiç tanımasa da yardım etmekten tutun da, birlikte motor sürmenin keyfine varmak, motorcu kardeşliğinin tadına varmak için yapılan toplu sürüşlere kadar büyük bir duyarlılığı barındırıyor motorcular içlerinde. Toplumsal olaylarda bile ilk tepkiler onlardan gelmeye başladı son yıllarda. Doğaya da daha fazla sahip çıkar motosiklet sürücüsü, çünkü doğa yok olursa onun motosiklet süreceği, şehirden kaçıp özgürleşeceği ortamlar kısıtlanacak, yeşillikler arasında, çiçek ve çam kokularında motor süremeyecek demektir bunu yapmazsa. Bu yüzden otelden çok çadırda konaklar, genelin rahatsız bulduğu şeylerden o keyif alır. Zaten belki de bunca konfordur keyfini kaçıran beton yığınları arasında.

    Motosiklet Özgürlük Tutkusudur kısacası dostlar, özgürlüğe, rüzgara aşık olmak ve hatta nikah kıymaktır onlarla. Kimin ne dediğine aldırış etmeden yoluna devam etmek, hiç bitmesini istemediğin yollarda, tutkuyla sürmektir motorculuk. Yanında seninle aynı cesareti göstererek yola düşmüş dostlarının olduğunu bilerek gaz açmaktır özgürlüğün vaadettiklerine doğru. Ve bir gün motosiklete binemeyecek kadar -ki bu çok geç olur dilerim- yaşlandığında elinde anlatılabilecek kalitede yüzlerce hikayeyi bulundurmaktır motosiklet tutkusu.

Özgürlük sevdanız hiç bitmesin, motosiklet tutkunuz da öyle.


Çağrı "Cloud" Ö.
Kadıköy 2007





NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!