Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


Sürüş Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sürüş Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2018 Salı

Eğitim Sürücünün Kaskosudur! (videolu yazı)

   Motosiklet Eğitimi üzerine daha önce yazdık, çizdik, bu kez de hani youtube kanalı da açtık diye video olarak da bir kaç kelam eyledik. Aşağıya o videoyu ekliyorum. Video yine cep telefonu ile amatörce çekildi ama içerik olarak maksadımızı arz ediyor sanırım. Bu konu üzerine kişisel olarak ne düşünüyorum ondan dem vurdum.
   Buyrun:




(Cep telefonu çekimi olduğu için araya mesaj sesi karışmış kusura bakmayın. İçeriğin önemine binaen paylaşıyoruz. Youtube kanalımız blog'a göre çok daha yeni ve amatör, denemeler yapıyoruz, ileride tamamen kanala adapte olabilmek için şimdiden ufak ufak çalışıyoruz.😓. Videonun çekimini olmasa bile içeriği beğenirseniz like'layın efemm😊)

21 Ağustos 2009 Cuma

Bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?

Bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?*

    Hayatınız kaç para eder Türkiye yollarında? Bir motosiklet sürücüsü iseniz üstüne üstlük bir de.
   Sorarım size hayatınız kaç para eder düzenbazlar düzeninde? Ya da size verilen değer nedir İstanbul trafiğinde bir motosiklet sürücüsü olarak? Cevapların bazılarını biliyorum ben aslında.
    Hayatında hiç motosiklet kullanmamış, rüzgarı bedeninde hiç hissetmemiş insanların sizin için biçtikleri elbisenin adı nedir biliyor musunuz, "çapulcu". Evet sizi otomobiliyle ezip, sonra da asfalt üstünde kaderinize terkedenlerin sizin için biçtiği gömlek çapulculuktur, kendi zavallı ve cahil beyinlerinde.
    Bir motorcunun, böyle bir ülkede bu imajı değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu anlayabiliyor musunuz? Zor değil mi? Evet çok zor gerçekten de. Benim pek çoklarına göre kısacık motorculuğumda az çok algıladığım ve anladığım şey bu, yani motosiklete hiç binmemiş ve belli bir bilince sahip olmayan insanın bir motorcuyu anlamasının neredeyse imkansız olduğu. Motorcu serseridir, çapulcudur, ne işi vardır motorcunun o iki tekerli aletle trafikte, zaten motosiklet de şeytan icadı bir makinedir ve onu kullanan adamdan da hayır gelmez.
    Motosiklete ve onu kullanana yaklaşımın bu olduğu bir memlekette de, "taksici motorcu gence çarptı durmadan kaçtı", "emniyet şeridindeki motorcuya çarpan araç sürücüsü, biz şeritte duruyorduk o bize çarptı, dedi", "kırmızı ışıkta geçen araç motosikletli çifti ezdi" gibi haberleri sadece üçüncü sayfa haberi olarak okur geçeriz gazetelerde, televizyon bültenlerine ise girecek değerde bile bulunmaz bu tür haberler genellikle, girenleriyse "sarhoş kurye Beşiktaş'ta kaza yaptı" gibi haberlerdir. Yani "motorcu serseri" imajını pekiştirir cinsten olanlarıdır haberlerin.

    Pek çok ciddi motosiklet sürücüsü, dikkatsiz, bilinçsiz ve de cahil sürücüler tarafından katledildi (evet bu tabiri bilinçle kullanıyorum), katledilmeye de devam ediyor. Bu işe el atacak bir mercii aramayı geçtim, henüz motorcuların kendi arasında bile bu konulara yeterince duyarlılık gösterildiği söylenemez. Bunu bu uğurda yapılan toplantılarda, gidilen mahkemelerde de görmek mümkün. Ama olayın boyutu Türkiye'deki motosiklet kültürünün emekleme döneminde olduğunu da düşünürsek motorcuları duyarsızlıkla suçlayamayacağımız kadar da farklı yerde henüz. Bu sebeple asıl olması gereken öncelikle diğer taşıt sürücülerine, daha ehliyet alırken verilmesi gereken bilinç. Belki lise mezunu olmayana ehliyet verilmemesinin kanunlaşmış olması bir aşamaydı, ama memleketteki lise ve üniversitelerde hangi kalitede öğrenci yetiştirildiği gerçeğini de düşününce bunun istenilen bilinçte sürücüler yetişmesine yeterli olamadığı da apaçık ortada.
    Aslında her şeyin gelip dayandığı nokta yine ülkedeki genel eğitim seviyesi ve de kalitesi. Tabii bu durum mevcut insan kalitesini de doğrudan etkileyen bir unsur olduğundan, dolaylı olarak (hatta doğrudan da desek yeri) bilinçli ve kaliteli sürücü sayısını da etkiliyor.

    Tüm bunların sonrasında başta sorduğumuz soruyu daha da genelleştirerek sorma eğilimine girebiliyoruz, "Hayatınız kaç para eder Türkiye'de?" Ya da daha açığı "bir motorcunun hayatının değeri nedir sizce?"

    Dileriz günün birinde yeterince dürüst, yeterince kaliteli, yeterince bilinçli, yeterince kendi dışındaki insanların da yaşama ve dahası trafikte taşıt kullanma hakkı olduğunu düşünen insanlardan oluşan bir ülke oluruz. Ve dileriz bu daha fazla motorcunun ve hatta her türden sürücünün ölmesinden önce gerçekleşir; bu konuda hiç bir ciddi umut ışığı görünmese de ufukta.

Çağrı "Cloud" Ö.
2008 Kadıköy


*Bu yazı Sarp Erem özelinde trafikte diğer taşıtlar yüzünden kazaya uğrayarak hayatını kaybeden tüm motorculara ithaf edilmiştir.




NOT:
Sarp Erem, bir gece motosikletiyle evine dönerken bir alt geçitte, taksinin biri tarafında ezilmiş ve hayatını kaybetmiştir. Mahkeme sürecinde Sarp Erem Davası motorcular arasında sembol bir dava olmuştur.




(Bu yazıdaki fotoğraf internet ortamından alınmıştır... )


Devam Edecek... 

 Sonraki Yazı: Üç Noktanın Ardını Keşfetmeye
Önceki Yazı: Yaz Geliyor İşte







Yaz geliyor işte




Yaz geliyor işte, şimdi motosikletlerin zamanı başlıyor.
     Yaz geliyor işte, bahara girdik bile. Baharın gelmesi demek özellikle motosiklet kullanıcıları için bol bol motosiklete binmek anlamına geliyor kuşkusuz. Şayet benim gibi yaz kış motosiklete binenlerden değilseniz eğer, motosikletinizi yeniden yollara çıkarmanın heyecanını yaşayacaksınız bir kez daha. Hele hele motosiklete yeni başlıyonsanız daha da büyük bir heyecan kaplıyordur şimdi sizi.
     Şimdi bahar gelmiştir, şimdi motosikletlilerin zamanı yeniden başlayacak. Şimdi yollarda kışa göre kat be kat fazla motosiklet görmeye başyalacağız. Biz motosiklet kullanıcıları için şenlik gibi günlerdir bunlar. Peki ya diğer insanlar için neyi ifade ediyor bu durum. Belki kimisi "öf yine havalar düzeldi ya motorcular çıktı yollara, şimdi trafikte sağımızdan solumuzdan aniden çıkıverecek, başımızı derde sokacaklar yine" mi diyecekler, yoksa o sıcak havada trafikte beklerken "Oh, biz arabanın içinde pişelim, motorcular emniyet şeridi, kaldırım, ters yön, kural kaide demeden rahat rahat her yoldan devam etsinler" şeklinde mi düşünecekler. Yoksa, herşeye rağmen bazıları "Vay be helal olsun, imreniyorum şu motorculara ya, ne güzel trafik, park yeri dertleri yok, patikadan bile gidebiliyorlar, acaba ben de mi bir tane alıversem" diye iç mi geçirecekler. Bizler tüm bunların farkında olmadan yol alırken onlar bizim hakkımızda iyi ya da kötü kimbilir neler neler geçiriyorlar içlerinden. Pek çoğumuz kötü düşünüyorlardır diye tahminde bulunuyoruz ona da şüphe yok. Zira trafikte her türden kural ve kaideye çoğu zaman diğer taşıt sürücülerinden daha fazla uysak bile yine de zor durumda kalan bizler oluyoruz, bu gün gibi aşikar. Yalnız iğneyi de kendimize batırmayı ihmal etmesek iyi olacak, özellikle de yeni yeni pek çok kullanıcının aramıza katılacağı ya da katıldığı şu sezon açılışı günlerinde.

     Belki pek çok kez yazdık, çizdik, söyledik, ama bir kez daha söylemekte ve iğneyi yine kendimize batırmakta büyük hem de çook büyük fayda olduğunu düşünüyorum. Bu satırları okuyan sevgili motosiklet dostları, lütfen ama lütfen trafikte ya da trafik dışında, dağda taşta, motosiklet kullanırken çok çok dikkatli olun. Bahar geldi hepimizin kanı kaynıyor biliyorum, ama o kanın motosiklet, bahar ve yol sevdasıyla bir ömür boyu kaynayabilmesi için her daim tedbiri elden bırakmamakta fayda var unutmayın.

     Motosiklet bizlere kendisini kolayca sevdirmiş olabilir, ama aynı motosiklet çok da kolay nefret edilir hale gelebilir, özellikle de bu işe yeni başlıyorsanız. İşte bu yüzden dilimizden hiç eksik olmayacak olan tüyü tekrar ama tekrar bitirmekte fayda var: Lütfen korumasız motosiklete binmeyin! Ne kendinizi ne de çevrenizi üzmeyin! Kural ve kaidesiyle yapılan her şey düzensizce yapılandan daha fazla zevk verir unutmayın!

     Yaz geliyor işte... Şimdi motosikletlerin zamanı başlıyor. Şimdi biz motorculara da motosikleti sevdirmek ve bu memlekette trafiğe bir alternatif olarak motosikletin faydalarını anlatmak ve göstermek düşüyor. İşte bu yüzden serserilikle değil efendilikle motor sürmemiz gerekiyor içimizdeki serseri ruhu yitirmeden, özgür bir kuş gibi ama en az o kuş kadar da düzgün yol almamız gerekiyor yollarda. Bizi büyük zorluklarla yetiştirenlere, bizi delice sevenlere acı haberler göndermemek için onların hayatını daha da zorlaştırmamak için tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

Motosiklete en hızlı binen değil, en uzun süre binen olmanız dileğiyle.


Çağrı "Cloud" Ö.
Nisan 2008




Devam Edecek... 

Sonraki Yazı: Bir Motorcunun Hayatının Değeri...
Önceki Yazı: Olmaması Gerekenleri Oldurmamak


Olmaması Gerekenleri Oldurmamak


Eskilerden devam....


Olmaması Gerekenleri Oldurmamak












    

   Hayat akıp gidiyor demiştin ya bana.
Gerçekten de hayat akıp gidiyor ve dolayısıyla da kaçıp gidiyor. Baktım kaçıyor yakalayayım diye bir motosiklet aldım ben de, şu ara onunla uğraşıyorum. Rüzgara savurmayı öğreniyorum, Easy Rider nasıl olunur onun peşindeyim, henüz aldığım altımdaki motor buna o kadar müsaade etmese de ilerisi için uçma deneyimi sağlıyor bana, ileride bir Shadow'un üstünde gölgemi gördüğümde belki ben de bir Mardi Grass'a olmasa bile Sakarya Nehrinin kıyısına giderim Gölgenin üstünde. Bunları yaparken sen de yanımda olmak ister misin? Dinle o zaman nasıl olmalı olması gerekeni anlatayım sana.
    Hayat zor iş, yaşamak da öyle. Ne yaparsan yap hep bir şeyler eksik kalacak, hayatın eksiğini tamamlamak imkansız, günü yakalamanın peşindeyim, bu aralar Honda'm azıcık da olsa bunu başarmamı sağlıyor, 150cc motoruyla. Küçümseme sakın daha çokça pişeceğim onunla. Senin de niyetin bozuk bu işte biliyorum, gönlün var bir motosiklette, belki de aldın bile…


    Aklımdan neler neler geçiyor, ama düşüncelerimi hayata geçirmeye kalksam, memleket yerinden oynar. Tüm bozulmamışlıkları bozmak, tüm tabuları yıkmak, tüm kisvelerin altındaki hinoğlu hinlerin maskesini düşürmek var aklımda. Zor... Çoook zor.
Ne olacaksa olsun gülüm diyen şaire inat, olmaması gerekenleri oldurmamaya çabalamak lazım. Yine fazla mı abarttım acaba? Bir başka diyardan, zihin tünellerinden yazıyorum da sana...Uçuyor muyum birazcık satırlarım da acaba?
    Olmaması gerekenleri oldurmamak dedim ya, belki hayatın genelinde bunu yapabilmemiz kişisel olarak mümkün değil ama, baş koyduğumuz bazı konularda neden olmasın. Motosiklete biniyoruz ya inadına, işte onun için oldurmamaya, gerçekleşmemesine çabalamamız gerekenler var. Nedir onlar bilir misin? En başta geleni ayakta kalabilmektir. Yani yol üzerinde iki tekerinin de yere basmasıdır motosikletinin, tıpkı düşüncelerinin de olması gerektiği gibi. O an orada olmalısın yani, zor zanaat anlayacağın. Ama biraz çabalayınca olmayacak iş de değil hani. Hani baktığın yere gidiyor ya motosiklet, sen hep doğru yerlere dik gözlerini, gerçekten gitmeyi istediğin yere gitsin motorun. Tamam bulutları seyretmek, geçtiğin köprünün altındaki suyu daha yakından görebilmek de hakkın, o zaman ne yapacaksın, çekeceksin küheylanını yol kenarına, adam gibi gidip bakacaksın. Yoldaysan yoldasındır, zihnini başka şeyle çokça meşgul etme, rüzgarın sesini, sana söylediği şarkıyı dinle, ama kaptırma kendini çokça, ninniye dönüşmesin kulağında o şarkı ki uyuma yolda, yoksa bakmadığın yerlere de gider bu meret, unutma.


    Yaşamayı seviyorsun değil mi, öyle olmasa motora binmezdin, hayatın tadına bakmak için yollara düşmezdin. O zaman da daha fazla tat alabilmek için daha uzun süre motosiklete binmek lazım gelir. E bunun için de önce kendini tehlikelere karşı korumalısın işte, deponu fullediğin gibi kıyafetini de full yap. Bu halde de düşmeme garantin yok belki motorundan ama, en azından o düşüşü küçük yaralarla atlatma şansın var hiç değilse. Yani yapman gereken şey yola çıkmadan önce nasıl motorunu kontrol edip bakımını yapıyorsan, kendini de kontrol edeceksin. Tüm bunlara rağmen yolda sana tacizde bulunacak dahili ve harici düşmanların da olacaktır. Fırlayacak bir lastik kancası kaskından içeri girmesin ya da şaşkın bir arı sorti yapmasın yüzüne diye vizörünü kapalı tut dememe gerek var mı sence? Yoksa aynalarının ayarı iyi değil mi? O zaman arkandaki azgın otomobili nasıl alt edeceksin şerit değiştirerek. Sinirlenmemelisin işte kıçının dibine girdi diye. Bunlar da kontrol etmen gerekenler, yani sağlam sinirlerin olacak birader motosiklet işinde.
    Dedim ya zor zanaatmiş motosiklet, ama korkma zoru başardıkça da o kadar zevkli hale gelecek. Vazgeçilmezin olacak. Herkes kafesler içinde bunalırken sen esen rüzgarı hissedeceksin. İmrenecekler sana aslında ama hep kıskanarak “tu kaka” edecekler motosikletini. Vazgeçirmeye çalışacaklar. İçlerinde hep “nasıl bir duygu olduğunu merakla” da olsa kötü sözler edecekler onun hakkında. Aldırma. Olması gerekenler olur nasılsa, ama olmaması gerekenleri de sakın oldurma, kimseye arkandan saç baş yoldurma.


    Hayat zaten bir yarış hızında sürerken, sen motorunu o kadar hızlı sürmesen de olur aslında, keyif alabilmek için hız değil ruh gerekli unutma. Pervane de ışığın etrafında yeterince hızla döner ama pervaneliğinin bile farkında değildir bilir misin, sen pervane olma ışık ol gittiğin yolda kendi kendine.


    Unutma kaza geliyorum der aslında, sen bunun farkına varamazsın o başka. Var o halde farkında olarak sürmenin farkına. Her şeyin farkında olarak yaşamaktan daha kolay bu, bir dost tavsiyesi sana.


    Evet hayat akıp gidiyor, yakalayayım diye bir motosiklet aldım sanki bir küheylan sıfatında. Senin de var dostum biliyorum, işte bunu bildiğimden dil döktüm yukarıdaki satırlarda sana.
    Çoğunluğun anlayamadığı bir tercih yapmışlar arasında olsak da, devam etmeliyiz yola. Yolun tadına varmak içinse sık sık hatırlatmalıyız belki de birbirimize “Olmaması Gerekeneleri Oldurmamayı”


Çağrı “Cloud” Ö.
2006’da yarım kalmış bir yazı, 2008’de tamamlandı.


Devam edecek... 

 Sonraki Yazı: Yaz Geliyor İşte
Önceki Yazı: Bugün Benim Doğum Günüm)


9 Ağustos 2009 Pazar

Neden Sürüş Eğitimi Almalıyız?

    

    Her yıl özellikle yaz sezonu başlangıcı ile birlikte pek çok yeni motosiklet kullanıcısı yollara çıkıyor ama aynı dönemlerde trafik kazaları ve maalesef ölümlerde de artış gözleniyor. Baştan beri bu işin eğitimle yapılması gerektiğini savunmuşumdur. Bu sebeple üyesi olduğum sitelerde de yayınlanmış yazılarımdan bazılarını buraya aktarıyorum. Aşağıda onlardan birini bulacaksınız.

Neden Sürüş Eğitimi Almalıyız?

    Evet bu konuda bir şeyler yazmak istedim, zira Ruby* ve Ben farklı ve büyük hacimli motorlara geçtik. O başlıklar altında özellikle Ruby'nin 650cc motora geçmesi ilgi odağı olunca sürüş eğitimi ve teknikleri de tartışılır oldu. Bu amaçla burada neden her sürücünün en azından genel geçer teknikleri öğrenmesi ve bu amaçla parayla olmasa bile web ortamında ve kitaplardan bu teknikleri bilmesi gereği üzerine konuşalım istedim.
    Öncelikle hep yaptığım gibi bu konuda sitemizde de mevcut olan DonaldDuck rumuzlu sevgili Reşat Arbaş Ustamızın dahası ağabeyimizin Motosiklet Teorilerini okumayanlara ısrarla bir kez daha tavsiye ediyorum. Özellikle de motosikletini yeni almış ve ilk kez motosiklet kullanan arkadaşlara. Gerçi benim gözlemlediğim kadarıyla ülkemizde eski motorcuların da önemli bir kısmı maalesef yanlış tekniklerle daha doğrusu sürüş tekniklerini bilmeden motor kullanıyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki, "ne var canım, bisiklet gibi işte, dengeyi sağladın mı kullanırsın, iki bilemedin üç günde de trafiğe çıkarsın o kadar da zor değil". Evet gerçekten ben dahil pek çoğumuz motorunu alıp en fazla iki üç günde trafiğe çıktık. Sokaktan hiç motosiklet kullanmamış birini çevirip yarım saat gösterseniz eminim o da trafiğe çıkar. İşte neden sürüş eğitimi almalıyız sorusu da tam bu noktada ortaya çıkıyor aslında. Kullanıyoruz ama doğru kullanıyor muyuz? Sürüş eğitiminden kastım ille de yüklü meblağlar verip bir eğitim kurumundan eğitim almak değil. Şüphesiz bunu yapacak maddi imkanınız varsa en doğru yol bu. Ama ben o kadar para veremem zaten 2500 liralık motoru zor aldım diyorsanız, o halde çok kolay şekilde eğitim alacağınız mecralar var. Bunların en önemlisi internet ortamındaki motosiklet siteleri, diğeri ise kitaplar ve eğitim almış sürücüler.


Neden sürüş eğitimi almalıyız, daha doğrusu, doğru sürüş tekniklerini neden öğrenmeliyiz?


Bu teknikleri öğrenmeliyiz çünkü bizden öncekiler tarafından yıllarca denenmiş ve doğruluğu kanıtlanarak kaide haline gelmişlerdir. Yani bu işte alışkanlıklarımız doğrultusunda yaptıklarımızın doğruluğu diye bir şey yok. Hep söylerim doğru bir tanedir, bizler sadece ona farklı yollardan ulaşmaya çalıştığımız için sanki bizim doğrumuz en doğru gibi gelir. Oysa kural ve kaide haline gelmiş şeyler aslında tecrübeler doğrultusunda ortaya çıkmış doğrulardır. Şüphesiz her motosiklet türünün farklı karakteristik özellikleri vardır, ama genel kuralların pek çoğu tüm türler için geçerlidir. Zaten mevcut teknikler ortalama bir motosiklet düşünülerek ortaya çıkmıştır. Nedir bu ortalama motosiklet? Hangi türdür? Çoğumuzun bildiği gibi bu tür(ler) commuter, enduro, turing ve naked tarzı, yani sürücünün ayaklarının oturduğu yerin altında olduğu ve biraz daha rahat ve dik durabildiği pozisyonda sürüş yaptığı motosiklet türleridir. Bu durumda doğru teknik uygulayacağız diye hepimiz commuterbike ya da naked mı alalım? Tabii ki hayır. Ama ortalama bir motosiklet deyince de bunları anlamamızda fayda var kanımca. İşte bu yüzden motosiklete yeni başlayanlara da genellikle bu türlerden birine giren ya da benzeri bir motosiklet tavsiye edilir. Bu motosikletler için ortaya çıkarılmış bu teknikler aslında aşağı yukarı pek çok türde uygulanabilmektedir. Çok ayrıksı, rake açısı aşırı büyük yani ön tekeri aşırı ilerde ve gidonu çok yüksek chopperlar gibi motosikletler de bazı şeyler fark etse bile, bir çok teknik (mesela kontra tekniği, frenaj gibi...) o motorlarda bile aynı şekilde uygulanabilir.


 Bizler günlük hayatımızda motosiklet kullanırken aslında çoğunlukla farkında bile olmadan genel sürüş tekniklerini uygulamaktayızdır. Ama çoğunlukla bir eğitimimiz yoksa (tekrar ediyorum, okumamışsak ya da birilerinden öğrenmemişsek) ya bunları yanlış uyguluyoruzdur ya da uygulamıyoruzdur. Bu yüzden kimilerinin elleri kolları ağrır, kiminin kasılmaktan her yanı tutulur, kimi yanlış frenajdan, yanlış viraj almaktan, viraj çizgisini tutturamamaktan ya da benzeri şeylerden yakınır, hatta bunlar neticesinde ölüme varacak kazalar yaparlar. Hep okuruz, işitiriz, motosiklet kazalarının çoğu motosiklet sürücüsünün kendi hatasından olur diye. Bu bile aslında neden sürüş eğitimi almalı, doğru teknikleri birilerinden öğrenmeliyizin cevaplarından biridir. Daha konforlu, daha güven içinde, daha az yorularak, daha fazla keyif alarak motosiklet kullanmamız mümkündür. İşte bunun için sürüş eğitimi almalıyız. Bunun için doğru teknikleri bir yerlerden ya da birilerinden öğrenmeliyiz. Düşünsenize motosiklette ayaklarımızı doğru şekilde peg'e nasıl koyacağımızın bile tekniği var. Ne kadar ayrıntı gibi duruyor değil mi? Oysa yanlış ayak koyuştan dolayı ayağımızın bir virajda bilekten kırılma ihtimali hiç de iç açıcı gelmiyor sanırım. Şüphesiz bu konuda çok daha fazla şey yazılabilir. Ben sadece aklım erdiğince konuyu açmak ve aslında büyük maddi yatırımlar yapmadan da ya da çok cüzi paralara da kendimizi eğitebileceğimizi anlatmak istedim (gidip bir kitap edinmek gibi). Konu önemli, ama çoğumuz yeterince önem vermiyoruz galiba. Ben bildiğimi uyguluyorum, hiç de sorun yaşamadım deyip geçiyoruz. Ama eğer doğru teknikler değilse o bilinenler, bir gün mutlaka sorun yaşayacağız demektir. Kaldı ki zaten en doğru teknikleri kullansak bile bizim dışımızdaki etkenlerden dolayı yeterince risk altındayız. En azından kendi hatamızı en aza indirmek adına sürüş bilgisi edinmeliyiz.

    Unutmayalım, kaza yapmamış motorcu vardır ama o her an kaza yapmaya aday bir motorcudur.

Çağrı "Cloud" Ö. (04.11.2007)


*Ruby cbf150 grubundan bir arkadaş.



      Motosiklet Eğitimi üzerine güncel fikirlerimizi de içeren bir video paylaşmıştık, buyrun:




Bu yazıdaki fotoğraflar yazı sahibine aittir. 


Devam edecek... 

 Sonraki Yazı: Ve Karakarga
Önceki Yazı: İkinci Motora Erken Veda

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!