Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Ç.Ö.


23 Ocak 2010 Cumartesi

Motosiklet ve Motorculuk Üzerine Değinmeler




   Motorsuz günlerimde düşünmelerim esnasında kafama takılan bazı şeyleri de yazmadan edemiyorum bloga. Daha önce de değindiğim gibi çok uzun süreli bir motosiklet deneyimim var diyemem ama yine daha önce dediğim gibi önemli olan ne kadar süredir motosiklet kullanıldığı değil o sürenin nasıl değerlendirildiğidir düşüncesinde oldum hep. Motosikletimin selesinde olduğum her anı da kendime bir ders gibi görerek sürdüm şimdiye dek motorumu. Ve benim için dersler hala devam ediyor.

    Motosikletten zihinsel olarak olmasa da bedenen uzak kaldığım şu günlerde motosiklete ve motorculuk olayına baktığımda kafama takılan ve "böyle olması çok saçma" ya da "işte budur, tam da böyle olmalı " dediğim pek çok şey oldu, oluyor. Bunlar içinde en tuhafıma giden, bunca bölünmüş bir motosiklet camiası olmasıdır. Özellikle internet ortamında o kadar çok motosiklet sitesine rastlıyorsunuz ki, Türkiye'de motosikletin bulunduğu hali bilmeseniz, bu ülkede motosiklet kültürü inanılmaz gelişmiş durumda  sanabilirsiniz. Oysa kazın ayağı öyle değil. Nüfusun gençliğinin ve dolayısıyla tecrübesizliğinin, hemen her konuda olduğu gibi motosiklet konusunda da aynen göze çarptığını görebilirsiniz, dikkatle bakınca. Motosiklet web sitelerinin forumlarında (ki o sitelerin çoğu sadece forum işlevi görüyor, başka pek bir etkinlikleri yok) dikkati çeken en önemli konu, bırakın motosikleti, hayat tecrübesinden bile fazlasıyla yoksun insanların gereğinden fazla söz söylüyor oluşlarıdır. Kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki, üye sayısı onbinleri aşmış bir takım sitelerden sırf bu yüzden uzaklaşmışımdır. Zira öylesine olmayacak yerden yanlış anlayarak size cevaplar yazılıyor ya da saldırılıyor ki, aklınız almıyor. İşin daha da garibi, bu sitelerin (İyi yönetilen artık kurumsallaşmış grup ve siteleri ayrı tutuyorum) pek çoğunun yönetici ve moderatör konumuna getirilmiş üyeleri de, diğer üyelere nasıl davranacağından bihaber, tamamen kişisel kaygılarla hareket ediyorlar. Yine aynen ülkenin genelinde olduğu gibi bu mecrada da demokratik ortamdan ve hakkaniyetten söz etmek çokça mümkün değil ne yazık ki.

    Bir başka dikkat çekici konu, asli konusu motosiklet  olan web sitelerinin pek çoğunda konu dışı bölümlerin neredeyse motosiklet konusu kadar, hatta bazılarında daha fazla yer kaplıyor oluşudur. Bana göre motosiklet üzerine kurulan bir dernek, site ya da grupta başka birtakım konuların (özellikle siyasi ve dini konular) konuşulması, ortak paydası belki de sadece motosiklet olan insanları, germekten ve bazı ciddi fayda getirecek üyeleri kaçırmaktan başka işe yaramaz, yaramıyor. Bu durumun böyle olmasının sebebi yeterince sağlam bir motosiklet ve hatta bisiklette dahil, iki tekerli kültürün oluşmamış olmasıdır denilebilir. Tabii aynı zamanda  akacak mecra bulamayan bazı insan tiplerinin, hemen her tür ortamda yaptıkları gibi, bu siteleri de kendi fikir ve inanışlarına boğmaya çalışmalarını da gözardı etmemek lazım. Ama bana göre asıl durulması gereken nokta, oluşturulan grupların (özellikle de web sitelerinin) daha fazla üye edinmek ve genişlemek amacıyla kendi özdenetimlerini yapmıyor, yapamıyor oluşlarıdır. Denilebilir ki bir grubun ya da web sitesinin üye sayısını artırmasında ne gibi bir sakınca vardır. Şüphesiz genel anlamda böyle bir sakınca yoktur hatta reklam getirisi için üye sayısını artırmak site sahipleri için enfes bir şeydir. Ama sitenin ya da grubun kuruluşundan, ilk üyelerin katılışına kadar sıkı  bir denetim yapılmadığında, ilerleyen zamanlarda saçma sapan durumlar engellenemez hale gelebiliyor ne yazık ki... Kendilerini ülkenin en büyük motosiklet grupları ilan edenlerin aslında sadece hacmi bir büyüklükten öteye gidemediklerini, aklı başında motorcular farketmektedirler şüphe yok ki. Zaten sırf bu yüzden son yıllarda giderek artan bir homojenleşme görülmektedir motosikletliler arasında. Aynı motosiklet türünü kullananlardan tutun da, tamamen birbirini eskiden beri tanıyan arkadaşların kurduğu gruplara ya da derneklere kadar pek çok yeni oluşum camiada yerini almaktadır. Özellikle geçtiğimiz fuar döneminde Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen motosiklet kulüpleri (MC ya da MK) dikkat çekmeye başlamışlardır. Motosiklete yeni başlayan pek çok kullanıcı ilk zamanlar özellikle internet üzerinden hemen her türden motosiklet ortamına girip çıkmaya başlıyor. Ancak zamanla kendi yolunu bulmayı başarabilenler ya bir grubun içine ait hissederek artık çoğunlukla o grupla takılmaya başlıyor ya da uzun zaman arayış içinde kendi kendisine deneyimlemeyi sürdürüyor. Pek çoğu da tüm bunları hiç düşünmeden (dahası bunu aklına bile getirmeden) palas pandıras devam ediyor. Kişisel olarak MC ya da MK denilen motosiklet kulüplerine daha yakın durduğumu rahatlıkla söyleyebilirim, ancak benim yapım böyle bir gruba girdim diye bunca yıl sonra yeniden rütbe alıp askerlik yapmaya da çokça uygun değildir. Ki pek çok tecrübeli motorcu bilir ki MC'lerin pek çoğunda klanımsı katı kurallar geçerlidir. Buna rağmen yaptıkları işe de saygı duymadığımı söyleyemem. Belki de bu yüzden daha aklıbaşında oluşumlarmış gibi geliyorlar bana, en azından motosiklete ve hayata karşı bir duruş sergiliyorlar. Aynı şekilde belli bir modelin (enduro, chopper-cruiser v.b.) çevresinde bir araya gelmiş gruplar da, diğerlerine göre belli bir hayat tarzını da temsil ettikleri için, daha homojen ve daha aklıbaşında işler yapıyor gibi görünüyorlar. Bir de "işte bu!" dediğim ve galiba kendi adıma hepsinden fazla saygı duyduğum yalnız kovboylar var. Bu sürücüler genellikle ya tek başlarına ya da çok kısıtlı bir arkadaş grubu ile sürüş yapıyorlar ve genellikle de hayata bakış açısı olarak da birbiriyle paralel düşüncede olan insanlardan oluşuyorlar. Özellikle tek başına uzun yola çıkan, motosiklet sitesi, kulübü ya da forumu olaylarına arada sırada gezi raporlarını yayınlamak dışında fazla kafa takmayan sürücülerin, ciddi anlamda motosikletle bütünleşmiş oldukları izlenimi uyanıyor bende. Bunlar arasında hayatı boyunca motosiklet kullanıp da hiç bir yere üye olmamış olanları bile var. Bizlerin, internet ortamında iki gezisini okuyup hayran olduğumuz pek çok motorcuya, bir kaç kez taş çıkartacak motorcular oluyorlar genelde bu yalnız kovboylar. Kendi adıma motorcu gruplarının asıl bu tip motorcuları kazanmaları gerektiğini düşünürüm hep, ama bu tip kullanıcılar da zaten birilerinin onları kazanması ya da saygı göstermesini pek de umursamayan adamlardır. Onların derdi motor tepesinde ve yollarda olmaktır. Ara sıra takip edebileceğiniz bir mecraları varsa hele, onların yaptıklarını izlemek tadından yenmez bir hal alabilir.
     Buradan hareketle, her türden kullanıcıya açık olan genel amaçlı motosiklet sitelerinin de mutlaka var olması ancak özellikle çok genel bir motosiklet sürücü ve hevesli kitlesine hitap ediyor olmalarından dolayı daha içeriği dolu, daha fazla sorumluluk sahibi ve binlerce üyeye sahip olmanın bilinciyle hareket etmeleri hiç şüphe yok ki en doğru yoldur. Aslında özellikle motosikletle yeni tanışanlar için bu geniş kitleleri hedef alan oluşumların, sitelerin ve grupların önemli bir yeri vardır ve fakat mutlaka özdenetime çok daha fazla önem vermeleri, asli konuları olan motosiklet dışına çok gerekmedikçe çıkmamaları, yerinde olacaktır. Kanımca bunca geniş kitleleri yakalayabilmiş olmalarını, özellikle "ücretsiz ve yaygın" motosiklet eğitimi üzerine yoğunlaşarak daha faydalı hale getirebilirler.

  Şüphesiz motosiklet kullanımı ve kültürü hala emekleme döneminde olan bir ülkede yaşıyoruz. Devletin iki tekerli yaşama yeterince sıcak bakmıyor oluşunu bir yana bırakın, halkın da büyük çoğunluğu motosiklete binmeyi "deli işi " olarak niteliyor. Ve çoğunlukla birazcık para bulan her insanın ilk yaptığı şey, gidip kendine bir otomobil satın almak oluyor. Oysa otomobil ya da diğer karayolu taşıtlarının sebep olduğu kazalar motosikletlerden kat be kat fazla. Denilebiir ki motosiklet bu kadar azken tabii diğerlerinin kazası fazla olacak. Ne motosiklet pek çoğumuzun sandığı kadar az, ne de diğer taşıtlar fazla diye kazalar bu kadar çok. Gelişmiş ülkelerin pek çoğundan daha az sayıda otomobil var hala bu ülkede. Ama o ülkelerdekinin bir kaç misli fazla kaza yapıyor bizim otomobiller. Bunun daha ziyade eğitimle ve başka bir takım gerçeklerle alakası var tabii. Neyse, lafı çok uzattım, asıl gelmeye çalıştığım konu, motosiklete bunca ters bakılan bir ülkede motosiklet kullanıcılarının da büyük oranda bilinçsiz olmasının dikkat çekiciliğidir. Bu sebeple yukarıdaki satırlarda eleştirmiş olsam da, web ortamındaki motosiklet hareketlerinin özellikle yeni başlayanlara çok büyük yararları olmaktadır şüphesiz. Bu sebeple artıyor oluşundan ziyade, niteliğinin artmasının da önemini söylemeye çalıştığım için yaptım o eleştirileri.

    Aklıma takılan ve ara sıra sıkça sözünü ettiğim şeylerden biri de, pek çok mecrada motosiklet eğitimi diye yırtınılan bir ülkede, motosiklet eğitimi veren kurumların bunca yüksek fiyatlar talep ediyor oluşlarıdır. Yine daha önce değindiğim gibi bu kuruluşlar motosikleti sadece hobi amacıyla kullanan, varlıklı müşteri peşindeler diye mi bunca yüksek fiyatlara bu eğitimleri veriyorlar, yoksa zaten motosiklet zengin adamın işidir, kuryesi, küçük cc kullananı eğitim almasa da olur, nasılsa tümü cahil cühela diye mi düşünüyorlar? Muhtemelen böyle düşünmüyorlar. O halde motosiklet sürüş eğitimi veren kurum ya da derneklerin çektikleri bu yüksek fiyatlar aynı zamanda bazılarının belli cc ya da motor türleri haricine eğitim vermiyor oluşları nedir, neyle açıklanabilir?
Bakıyorsunuz, özellikle kurumsallaşmış ya da o aşamaya çok yakın bazı internet grup ve siteleri pek çok forum başlığında "eğitim de eğitim" diye tutturup dururken, en azından kendi üyelerine yılda bir kaç kez ücretsiz eğitim vermeyi akıllarından bile geçirmiyorlar (ki çoğunun eğitmen üyeleri de var). Yapanlar yok mu ? Var, ancak hem gelenekselleştirilmiş değil, hem de yeterli değil. (Tamamen olması gerektiği gibi olan az sayıdaki grup ve oluşumları ayrı tutuyorum). Yılda pek çok dönem eğitim veren ve hayli yüklüce para alan ciddi eğitim kurumlarından ise son fuar dönemindeki bir kaç girişim dışında her yıl düzenli olarak ve geniş kitlelere ücretsiz eğitim verme gibi bir niyet gözlenmiyor. Bu durum da, ekonomik durumu belli bir seviyenin altındaki motosiklet kullanıcılarını (Bunlar genellikle küçük cc kullanıcıları oluyor) motosiklet eğitimi almaktan alıkoyuyor. Sonra da pek çok mecrada, yollarda hatalı motosiklet kullanan kuryelerden ya da diğer sürücülerden dem vurularak yakınılıyor. Oysa her yıl, belli bir dönemde, (belki para karşılığı verdikleri tam profesyonel eğitimlerle birebir aynı olmasa bile) ücretsiz olarak "genel motosiklet sürüş bilgisi ve pratiği eğitimi" yapmaları onlara ne kaybettirir. Bilakis, belki de bu eğitimlere katılanların bir bölümü ileride daha detaylı ve profesyonel eğitim için ücret ödemeyi de göze alacaklardır. Bir şeylerin değişmesi için öncelikle o işi iyi yaptıklarını iddia edenlerin ellerini taşın altına koymaları gerekiyor. Bana göre, böyle bir ülkede özellikle büyük motosiklet firmalarının ve derneklerinin bu konuda sorumluluk almaları ve belli dönemlerde (yılda bir ya da iki kez olabilir) ücretsiz eğitim için  faaliyette bulunmaları gereklidir.

    Değinmeler derken uzattıkça uzatmışım. Aslında daha söylemek istediğim pek çok söz var ama onları da başka yazılara saklayalım. Yeni bir motosikletin selesine oturana kadar bol bol gevezelik edecek vaktim var nasılsa. Motosiklet sahibi olunca, insanın klavye başında değil motorunun tepesinde yollarda motorculuk yapması gerektiğini düşünürüm hep...

Dikkatli ve keyifle sürün!

Çağrı "Cloud" Öztürk.


(Sonraki Yazı : 125 cc ile Dünya Turu...)
(Önceki Yazı : Eskilerden Kalanlar)








1 yorum:

  1. Turing ve Otomobil Kurumu ücretsiz ve kask hediyeli motosiklet temel eğitimleri vermeye başladı. Bu yazıdan yıllar sonra böyle bir girişimi görmek, o eğitime gidip katılmış olmak gayet güzel bir haber aslında. Turing'i bir kez daha kutluyorum. Konu ile ilgili bloga bir yazı yazmıştım zaten. Elini taşın altına ciddi anlamda ilk koyanın bir motosiklet kulübü değil de, otomobil kurumu olması da ayrıca dikkate şayan bir durum.
    Devamının başkaca kurum ve kuruluşlardan da gelmesi dileğiyle diyelim.

    YanıtlaSil

İlginize teşekkürler!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!