Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Çağrı Ö.


Dominar 400 Midnight Blue etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dominar 400 Midnight Blue etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2018 Çarşamba

Dominar D400, 5000 bakımı ve küçük bir analiz daha...

 

   Merhaba.
   Bugün Midnight'ın (Dominar D400) 5000 km periyodik bakımını yaptırttım. 2018 Ekim ayı itibariyle maliyeti 195tl tuttu. Yağ ve filtresi değişti, tüm somunlar kontrol edilip sıkıldı, zincir ayarı yapıldı ve yağlandı. Zaten 2800 km civarında bir ara yağ değişimi yaptırmıştım, o zaman serviste olmayan ön tur camını kendim halletmiştim, hatta okuyanlar bilir Biadil cam kaskıma kaskıma rüzgarı verince değişip, GP Kompozit almıştım. Yanı sıra arka dişliyi 42 T yapıp titreşimi ve genel anlamda motor yıpranmasını biraz daha azaltmaktı niyetim, o zaman dişli de yoktu serviste, maalesef bugün de yoktu, ama geldiği anda haber verecekler ve gidip dişli değişimi yapacağım. Açıkçası bir ara ciddi ciddi bu haline alıştım, dişliyi hiç değişmesem mi, demiştim ama, yine de geceleri iş dönüşü o aynalardaki titreşim kaynaklı görüntü bozulması hiç de hoşa gidecek gibi değil diyerek ve hem benim hem motorun yorgunluğunu azaltmak adına değişme kararımı kesinleştirdim. Maalesef benim debriyaj müşürü de sizlere ömür, görevini iyi yapmıyordu, bu sebeple yan ayaklık kapalı ve motor 1.viteste iken debriyajı çekince çalışan motor, bir süredir çalışmaz olmuştu, Baymoto garanti kapsamında onu değişelim dedi, aynı zamanda dişli de sipariş edelim aynı anda değişelim dedim ben de. Yani müşür garantiden, dişli ise cepten değişecek.😃 Bakalım en kısa zamanda haber verecekler.
Bu iki işlemi de yapınca bu yıl için hatta gelecek kışa kadar benim Midnight'ın herhangi bir eksiği kalmıyor. Sadece lastikleri daha iyi hamurlu bir lastikle değişmem lazım ama, onları da kışın motoru kullanmayacağım için gelecek kışa erteledim, zira memleketin ekonomik durumu bizim de az buçuk belimizi bükmeye başladı, şu an bakıma bile verdiğim paraya acırken 2000 tl'ye yakın bir parayı bir çift lastiğe vermek hiç işime gelmedi doğrusu. İşin acayibi orjinal lastikler de şimdiye kadar gayet iyi idare etti, hatta dün gece iş dönüşü yeşil ışıktan geçmek üzere iken solumdan kırmızıda geçen bir polis otosu(yanlış okumadınız Polis otosu) az kalsın beni ezecekti ki, orjinal lastiklere rağmen çok ama çok az bir arka kayması ile zınk diye durdurabildim motoru, hızım da fazla değildi ama yine de şaşırttı beni lastikler. Normalde kullanım tarzım da agresif değildir, çok nadiren yüksek hız ihtiyacında olurum, genelde trafik akış hızlarında sürerim ya da bir tık üstünde. Kalkışlarda gaza asılmam, mesela Domi için hep söylenen, kalkışlarda arka tarafın drifte gelme olayı bende hiç olmadı 5000 km'dir, ki test motorunda ben de yaşamıştım bunu.

   Haa bu arada unutmadan, daha rodaj bakımında yaptırmak istediğim dörtlü flaşörü, servisim led sinyallere yapılamayacağını söylediği için yaptıramamıştım. Geçtiğimiz Cumartesi günü, internet ortamından tanıdığım bir arkadaşın vasıtasıyla Zafer Akkuş adlı elektrik elektronik üstadı bir arkadaşa gidip yaptırttım, üstelik hızı da istediğiniz gibi ayarlanabiliyor sinyal ve dörtlülerin. Orjinal haline yani 4'lüsüz haline istediğiniz zaman geri dönme şansınız da var. Yani motorun orjinalinde kablo kesme vesair bir şey yapmıyor, sadece bir aparatı değişiyor ve bağlantıları hallediyor (ki kendisinin de bir Dominar'ı var) bu yüzden gayet iyi iş çıkartıyor, ellerine sağlık diyorum buradan bir kez daha. Böylece en çok yaptırmak istediğim şeylerden biri olan (Geronimo'da rodaj sonrası hemen yaptırmıştım) 4'lü işini de hallettim. Üstelik Zafer arkadaşım sağ olsun oldukça da makul bir fiyata yaptı bu işi.
   Kısacası D400 neredeyse gelecek sezona da hazır gibi.
   Kışın 10 derece ve altındaki soğuk havalarda, yer kuru bile olsa motor sürmeme kararım Dominarla en ufak bir yağmurda da sürmemeye dönüştüğü için, orjinal lastikler beni idare ediyor, etmek durumunda. Böylesi çok daha rahat, hem risk azalıyor hem ben vapur keyfi yaparak işe gidebiliyorum, hem hastalanma ihtimalim düşüyor. Kısacası kim ne derse desin, tatlı su motorcusuymuş, yok şuymuş buymuş, bunların benim nezdimde hiç bir kıymeti harbiyesi yok cancağızım.😊 (Ulan ne cümle kurarmışım be, sankim paşa dedem konuştu, yok yok dede de paşa değil, muhtardı 😊 )

5000 km içinde Dominar D400'e taktığım aksesuarlar ve yapılan işlemler.
- Gidon Yükseltme aparatı
- Elciklere rüzgar koruma
- Uzun Tur camı
- Arka çanta demiri ve 45 lt. topcase
- Daha yüksek ve geniş aynalar
- Depo üstü yeni ped
- Depo yan koruma pedleri
- Telefon tutucu
- Dörtlü Flaşör


5000 km sonra memnuniyet v.s.
   Açıkçası ilk zamanlardaki negatif düşüncelerim Dominar'ı kullandıkça azalmaya başladı, zira gayet iyi performans sergiliyor, en çok şikayet ettiğim titreşimine bile epeyce alıştım gibi. 😊
İnsan kullandıkça hemen her türden motosiklete alışıyor gibi sanki. Benim de son dönemde Domi hakkındaki fikirlerim olumlu yönde değişti, yok yok bunda felaket zamlanmış olmasının etkisi yok, valla yok yav.😜
   Titreşim yüzünden ilk zamanlar "ulen hata mı ettik Geronimoyu satmakla?" derken, şimdi iyi etmişim diyorum, çünkü Domi açık ara insana daha fazla güven veriyor, dengesi, gidişi çok daha sağlam, malzeme kalitesi, işçiliği ve sağlamlığı da daha üst düzey gibi. Pek çoklarının dediği gibi bu paraya(yani benim aldığım parayı kastediyorum, ben Nisan 2018'de 18bin tl civarına almıştım) alınabilecek bu donanımda başka motosiklet yok gerçekten.
   Sırf Bosch marka ön arka abs sitemi ve Bybre fren kaliperleri bile yeterli bence, ki çok iyi çalışıyor fren sistemi, tüm aydınlatma sisteminin led oluşu v.s. gibi özellikleri de cabası.
 

   Yani dostlar benim Dominar hakkındaki bir kaç yazı önceki gerçekçi analizim halen geçerli olsa da o analizdeki bazı konularda da düşüncelerim biraz daha yumuşamış durumda.
   Önümde emekliliğime ve İstanbul'u terk eylemeye bir 5 yılım var, hayat ve ömrümüz vefa ederse Dominar'ı bu süre zarfında kullanmak azmindeyim. İstanbul'daki son motosikletim olacak umuyorum, zaten o amaçla almıştım, umarım 5 yılı sorunsuzca çıkartırız. Bu 5 yıl için hedefim de 40 ila 50 bin km yapmak. Bakalım zaman bize neler gösterecek, yine de bir vade ve takvim koymak doğru gelmiyor motosiklet işinde, hayat sürprizlerle dolu, motosiklet denilen alet de hayat gibi sürprizlere gebe bir alet, umarım bu hedefi tuttururuz ne diyeyim. Şu anda 25 bin km yapmış sorunsuz binen arkadaşlar var, bizzat biliyorum. Belki ben de 40 - 50 binli km'leri görüp burada paylaşırım zamanı gelince.

  Yani son söz olarak şunu diyebilirim, Dominar D400, alınmayacak bir motosiklet değil, parasının hakkını gayet güzel veren bir alet, artık net olarak bunu düşünüyorum kendisi hakkında. Benim yaptığım gibi üzerinde bazı küçük tefek değişikliklerle, lanse edildiği gibi sport tourer bir alet haline gelebiliyor. Hatta son dönemde Bajaj Dominar kullanıcıları ile birlikte pek çok etkinlik düzenliyor, İstanbul'a yakın yerlere sürüyorlar, umarım ben de bir tanesine katılır ve buradan paylaşırım en kısa zamanda.


   Herkesin daha iyilerine, daha güzellerine kavuşmasını dilerim.


   Nice yollara!







                 Bir de video çektim, amatörce de olsa meraklısına canlı canlı bir anlatım da burada:

12 Ağustos 2018 Pazar

Yok yok satmadım hala Midnight'layım.... :)



Merhaba.

   Yok yok satmadım, hala Midnight (Bajaj Dominar 400) ile beraberim.
İlk aldığımda rodaja kadarki 500 km boyunca Dominar bana epeyce bir garip gelmiş, titreşiminden kaynaklı biraz şikayet edeyazmıştım.
   500 rodaj bakımı sonrası bir nebze rahatladı ve giderek birbirimize alışmaya başladık. Şimdilerde 3300 km’ye doğru yaklaşmışken, bir ara ciddi ciddi “Yapamıycam mı lan ben bu aletle, erkenden satsam mı acep?” derken, şimdilerde onunla devam ediyorum hala ve bi aksilik olmazsa da satmak niyetinde değilim.
   En son 3000 km’de bir yağ değişimi ve servisinde yeni yazılım yüklettim Dominar’a. Sanırım bu 2018’lerde mevcut olan ve 2017 modeller için de güncelleme için atılan bir yazılım. Yaptıranlar motorun ara sıra boğulma hissi yaşadığı devirlerde artık rahatladığını söylüyordu, ben 2800 km ve sonrasında sadece birkaç kez çok hafif bu hissi yaşamıştım. Yazılım sonrası gerçekten de motor rahatladı, genel gidişi de sanki daha iyi hale geldi, daha kolay hızlanıyor gibi. Bajaj’ın bu güncellemeyi garanti kapsamında yapması da takdire şayan. Yakın zamanda 45T olan arka dişliyi 42T ile değişeceğim, onu yaptıranlar da bilhassa titreşim konusunda motorun epeyce rahatladığını söylüyorlar. Aynı zamanda bir de uzun tur camı taktıracağım. Aslında bu ara yağ ve yazılım bakımında yaptıracaktım bunları ama serviste dişli de cam da yoktu, geldiğinde haber verecekler ve onları da halledeceğim. Bunları yaptıktan sonra belki bir kış rüzgarları için elcik koruma alıp takacağım, keyfe keder belki bir sis farı.(sis farı şart değil ama dörtlü yapılamadığı için dörtlü gibi yanıp sönecek ön ve arkaya bir sistem ekletmek istiyorum esasen. Böyle bir şey bulabilirsem yapacağım.) Ve tabii kış öncesi bir lastik değişimi de gerekebilir, havalar soğuduğunda lastiklerden alacağım geri dönüşe göre.
Başkaca bir şeye gerek yok sanırım, hani ne olur, en fazla bir sele kılıfı, sele yıpranmasın diye o kadar.

   3300 km’ye dayanmışken Dominar’dan şimdilik memnun olduğumu söyleyebilirim. Evet titreşim önceki motorumdan fazla, evet belki biraz daha rahatsız ama, aynı km/hız’ları daha alt devirlerde ve çok daha çabuk yapabiliyor oluşu, araç sollarken daha kolay hızlanması gibi etkenler önemli, ön arka çift disk ABS, kayıcı debriyaj v.s.’yi saymayayım tekrar.

   Kısaca Dominar 400, bu özellikleri daha üstün denilebilecek markalarda alamayacağınız fiyata size veriyor. Eksik yanları tabii ki var, yukarıda saydık. Ama benim gibi otobandan işe gidip gelen biri için ihtiyacı fazlasıyla karşılıyor, ufak tefek dokunuşlarla daha iyi hale getirilebiliyor. Yani ilk baştaki hayal kırıklığım epeyce azalmış durumda. Zaman içinde motoru sürdükçe, huyunu suyunu, gidişini tanıdıkça, sanırım alışıyor insan, titreşim de eskisi gibi gelmemeye başlıyor, başka şeyler de.
Malum memlekette 250cc Japon motosikletleri fiyatça uçmuş durumda, Dominar bile ben aldıktan sonra iki kez zam yedi. Yani bugün olsa Dominar da alamazdım. Bu sebeple elimizdeki malın değerini bilip işimizi gördüğü müddetçe kullanmak sanırım bugünkü halde yapılabilecek en sağlıklı şey. Dominar muhtemelen ilk söylediğim gibi en ez 3 yıl daha benimle olur. Şartlar ekonomik anlamda değişirse, belki İstanbul’u terk eylemeden önce bir motosiklet daha alırım, olmadı Domi ile İstanbul’a son noktayı koyar gitmeden önce de satarım.

   Bakalım hayat ve günler ne getirecek.
Çünkü memleketimiz sürprizlere çokça açık bir memleket, net konuşturamıyor insanı.

   Herkese sağlıklı sürüşler, nice yollara.

23 Nisan 2018 Pazartesi

Hoş geldin Midnight!


(10 gün önce burada Geronimo duruyordu)

   21 Nisan 2018 günü nihayet yeni motosikletimle kavuştuk. 5.motosikletim Bajaj Dominar 400.
13 Nisan'da Pulsar NS 150'yi (nam - ı diğer Geronimo) sattığım gün, Bajaj yetkilileriyle temasa geçip Dominar 400 için fiyat istemiştim. 2017 modelinin sıfırı için iyi bir fiyat alınca satın almaya karar verdim. Bir, iki gün içinde maddi imkanları ayarladım. Sonrasında motosiklet şehir dışı bir bayiiden geleceği için bir süre beklemek durumunda kaldım ve Cumartesi sabahı motosikleti Tuzla Orhanlı'daki bir depo'dan teslim aldım. İlk gün ve ilk sürüş 18 km civarında oldu ve 65 km'yi geçmeyecek şekilde ben önde, eşim ve kızım arkada arabada bana eskortluk ederek eve geldik.
   Dominar'ın deneme sürüşünü "gece yarısı mavisi" denilen renkte olanıyla yapmıştım ve açıkçası yakından görünce o rengi beğenmiştim, o rengi aldım. Bu renk mevzusundan dolayı da ona hemen ismini taktım "Midnight" diyeceğim bundan sonra ona.(Yani Gece yarısı). Bundan sonraki yazılarda Dominar 400'ümden Midnight olarak bahsedeceğim yani.



   Şimdilik çok fazla yazacak bir şey yok, çünkü 18 km'lik heyecanlı bir sürüş dışında fazlaca bir izlenimim yok. Sadece şunu söyleyebilirim, gerçekten bir kez daha iyi ki bu rengini almışım dedim, motosikletin bu gece yarısı mavisi denilen rengi geri kalanıyla bütünlüklü duruyor. Ve deneme sürüşünde olduğundan da rahat kullanımlı bir motosiklet olduğu izlenimi uyandırdı bende bu kısacık ilk heyecanlı sürüş.
   En kısa zamanda aynaları elimdeki TVS aynaları ile değişeceğim, çünkü aynalar maalesef Pulsarla aynı aynalar ve yine verimsizler. Bugün bir gidon yükseltme aparatı sipariş ettim ve onu da gelir gelmez takacağım, çünkü Geronimo'dan alıştım yüksek gidona, çok daha rahat olacağı kesin. İlk bakıma gittiğimde de servisimde uzun ön cam ve arka çanta demirini taktırmayı düşünüyorum.



   Rodaj dönemimiz başladı Midnight'la. Bundan sonrası için ufak tefek değerlendirmeleri yazıp çizmeye çalışacağım. Geronimo'daki gibi canlı analizlerle dolu uzun uzadıya bir günlük tutabilir miyim bilmem ama ara ara mutlaka duramayıp yazıp çizerim Midnight hakkında da.

   Şimdilik bu kadar. Her şey çok hızlı oldu biliyorum, ama şimdi almasam bir daha uzun bir süre motosiklet değişemeyecektim. Ve İstanbul'daki son motosikletim olacağı için de 400 cc tercih ettim. umarım en az Geronimo kadar memnun kalırım Midnight'tan da.

Darısı olmayanların başına. Daha iyileri sizlerin olsun.

Nice Yollara!

NOT: Yine dayanamayıp bir de not döşeneceğim. Açık ve net ifade edeyim, Bajaj da dahil motosiklet fiyatları bütün markalarda oldukça yüksek, hemen tüm modeller aslında verdiğimiz o paraları etmezler. Şunu unutmayalım ki, memleketimizdeki ekonomik kriterler göz önüne alındığında, yüksek vergilendirme, yüksek döviz kurları, yüksek faizler, yüksek yakıt fiyatları ve tabii bunları da bu hale getiren son bir kaç yılın henüz tam anlamıyla hissedilmiyor gibi duran ekonomik krizi gibi faktörler, hemen her şeyin maliyetini de olması gerekenin neredeyse 2 - 3 katına çıkartmış durumda. Benim Dominar 400 almamdaki önemli sebeplerden biri de bu faktörlerdi aslında, zira 400 cc bir motosikletten daha yüksek parayı 250cc olana vermek istemedim. Çokça yazdım, söyledim, NS150'den sonraki amacım başta 250 cc bir Japon markası almak olmasına rağmen, pek çok yönden onlara eş,, hatta bazı özellikleriyle daha önde görünen ve hepsinden fiyat olarak daha avantajlı bulduğum için, hiç hesapta yokken, hiç düşünmezken aynı NS150'de olduğu gibi Dominar'ı aldım.
NS150'yi de almadan önce neredeyse yeniden Honda CBF150 almak üzereydim, ama maliyetini ve bana vaat ettiklerini düşündüğümde, o paraları (Çin'de üretilmesine rağmen) sırf Japon markası diye cbf150'ye vermeye acıdım açıkçası. O yüzden Bajaj almıştım ve sürerken de 17.650 km boyunca hep "iyi ki bunu almışım" dedirtti bana. Benzeri sebeplerle şimdi de Dominar 400 aldım ve onunla niyetim, NS150'nin yaptığı km'nin en az iki katını yapmak. Umarım Dominar'da da "iyi ki daha fazla para verip bir Japon 250cc almamışım" derim. Bu arada Dominar'ı tercih etmemin bir başka önemli sebebi de, 2017 model sıfır km'lerindeki kampanya idi, ki ben o kampanya fiyatlarının bile oldukça altında güzel bir fiyata aldım aleti, bu sebeple şehir dışı bir bayiiden aldım. Yani bazen bir malı alırken tercihlerinizi etkileyen bilhassa fiyat ve performansa bakılınca ortaya çıkan sürpriz unsurlar olabiliyor. Benim için Dominar 400 tam olarak öyle oldu.
Neticede maddi imkanları belli seviyelerin altında ve kısıtlı biriyim, bu sebeple bir şeyi satın alırken elimden geldiğince kendi kullanım amacım için en optimum tercihleri yapmaya çalışan biriyim, şimdiye kadar bu tercihlerimin artıları eksilerinden fazla oldu hep, umarım Dominar400'de de öyle olur. Yaşayıp göreceğiz bakalım.

Ve hep dediğim gibi, bu tercih başkaları tarafından eleştirilebilir, ama benim tercihimdir, hani Sinatra'nın şarkısındaki gibi "bu benim yolum" ve iyi ya da kötü yanlarıyla sonuçları beni bağlar.

Neyse biz dinleyelim de durulalım:

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!