Merhaba.
Bu blog benim kişisel motosiklet hikayemi, motosikletle ilgili deneyim ve düşüncelerimi anlatmaktadır.
Profesyonel bir motosiklet sürücüsü değilim, amatörce, kendi bilgim dahilinde kendime bir kişisel motosiklet arşivi hazırlamak amacıyla yola çıktım, sonrasında iş biraz dallanıp budaklandı. Ben deneyim kazandıkça blogda paylaşım ve yazılar çoğaldı.
Motosiklet insana büyük zevk veren bir taşıt, üstelik büyük şehirlerin trafik kaosuna da bireysel anlamda harika bir çözüm sunuyor. Ama aynı zamanda oldukça riskli de bir taşıt. Motosiklete her sürücü kendi kişisel risklerini ve sorumluluklarını alarak binmek durumunda. Bu sebeple benim burada anlattıklarım tamamen benim kişisel deneyimlerim olup tavsiye ve teşvik niteliği taşımamaktadır. Okurlarının bloğu bu bilinçle okuduğu ön kabulüyle yazıp çiziyorum ve sizin motosikletle yapacaklarınız sizi bağlıyor, tıpkı benimkilerin de beni bağladığı gibi. Blog sizin yapacaklarınızla ilgili sorumluluk kabul etmez, zira burası bir motosiklete başlangıç ya da eğitim mecrası değildir.
Motosiklete başlamak isteyenler için sanılandan çok eğitim merkezi var memlekette, eğitimsiz sürmeyin derim. Çok şey fark ediyor çünkü.

Yolunuz hep açık olsun.
Nice yollara.

Ç.Ö.


11 Ocak 2011 Salı

Bir Kült: Easy Rider

Yeni yılın ilk  paylaşımını eski bir yazıya ayırdım. Eh daha önce blog'da yayınlanmadığına göre yeni sayılır. Buyrun:


Bir Kült: Easy Rider

















   Bu kez hem motosiklet hem de sinema seven arkadaşlara, benim ve eminim benim gibi bir çok insanın motosikleti daha çok sevmesini, bir yaşam biçimi olduğunu kabullenmesini sağlayan bir filmden, Easy Rider'dan bahsedeceğim. Filmi kaç kez izledim hatırlamıyorum bile.

   Film aslında bu tarzdan hoşlanmayanlar için biraz sıkıcı gelebilir ama içerisinde felsefesi olan bir filmdir bahis konusu olan. Zira kült olmuş bir filmdir ve açıkçası biraz da ağır ilerler. Ama içinde taşıdığı ağırlık filmin kendi ağırlığını unutturur izleyiciye.


   Filmin senaryosu Terry Southern ve başrol oyuncuları Dennis Hopper ve Peter Fonda tarafından kaleme alınmış. Dennis Hopper ve Peter Fonda aynı zamanda filmin yapımı ve yönetmenliğini de üstlenmişler(Hopper Yönetmen, Fonda Yapımcı). 68 rüzgarının peşinden 1969'da çekilmiş Easy Rider. Filmin sürprizi ise filmdeki felsefik diyaloglarıyla Jack Nicholson şüphesiz.

   Dennis Hopper filmin 2 motosiklet parasına mal edildiğini ve bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmediklerini söylemiştir. Bu anlamda da tam bir bağımsız sinema örneğidir aslında.


Konusu:

   Filmde iki motosikletli arkadaşın sattıkları uyuşturucunun parasını cebe atıp Mardi Grass Festivaline katılmak üzere kendilerini yola vuruşları ve bu yolculuk esnasında başlarına gelenler anlatılıyor. Ama filmi sadece bu şekilde özetlemek hata olur sanırım. Çünkü filmde asıl anlatılmak istenenler özgürlük ve muhafazakarlık çatışması, 68 sonrası Amerikasında aslında özgürlük bağlamında bir kuşağın, toplumun genelinden farklılaşması ve özellikle de içine kapalı bir yaşam süren küçük kasabalarda bu hippy gençlerin nasıl önyargıyla karşılandığı irdeleniyor. Söylediği ve söylemek istedikleriyle aslında film bir anti-Amerikan başyapıtı da denebilir.


Tam Bir Bağımsız Sinema Örneği:

   Film sadece Amerika değil tüm dünyada bağımsız sinemanın en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Filmde geleneksel sinemaya olan bağlılığı engelleyecek pek çok unsur bulunmaktadır. Hemen fark edilenlerden biri sahne değişirken sıçrayarak diğer sahneye geçişlerdir. Karekterler hiçbir otoriteyi tanımazlar, bir yere, kişiye, topluma bağlı değillerdir. Bu anlamda Hoollywood'a da yeni bir bakış açısı göstermiştir film.

   Easy Rider teriminin Türkçesi "Geniş İnsan"dır. Yani hayatı hafife alan, para kazanmayan ama harcayan insanları tasvir eder. Filmde de bu tip canlandırılmıştır. Peter Fonda şu sözüyle aslında o yıllarda yaşananları özetliyor: "Özgürlük bir fahişe oldu ve hepimiz de kolay yolu seçtik."

   Filmin senaryosunun kitaplaşmış hali ülkemizde de yayınlanmıştır. Roll Yayın tarafından "Easy Rider - Bir Özgürlük Şarkısı" adıyla ilgilenen arkadaşlar araştırıp bulabilir.


Filmi Efsane Yapan Harleyler:

   Filmin biz motosiklet tutkunlarını ilgilendiren bir başka yönü ise filmin iki kahramanının neredeyse tüm film boyunca üstünden inmedikleri Harley Davidson Chopperlarıdır şüphesiz. Özellikle Peter Fonda'nın (Filmde Yüzbaşı Amerika) bindiği Harley bu filmden sonra adeta bir sembol olmuştur. Sanırım pek çok chopper ve cruiser sever de bu filmden sonra kapılmıştır bu modelin sevdasına.
















Filmden önemli replikler:

George (Jack Nicholson): "Sakın birine özgür olmadığını söyleme, seni öldürerek ya da sakat bırakarak bunun tersini ispat etmeye çalışacaktır"

Bılly (Dennis Hopper): "Yani 2.sınıf bir motele bile alınmıyoruz anlıyor musun, korkuyorlar bizden, ödleri patlıyor"

George (Jack Nicholson): "Senden korkmuyorlar, senin temsil ettiğin şeyden korkuyorlar"

Billy: "Ne temsili be moruk, onların gözünde saçtan başka bişeyi temsil etmiyoruz"

George: "Yoo, hayır... Onların gözünde sen, özgürlüğü temsil ediyorsun"

Billy: "Özgürlüğün ne mahzuru var birader, bütün mevzu bu."



Film Hakkında Oyuncularıyla Yapılmış Röportajlardan İnciler:

Peter Fonda: "İnsanlara bir şey söylenemeyeceğine inanıyorum. Onlara bir şeyleri göstermek lazım. Eğer şu an seninle konuştuğum gibi filmde de ayağa kalkarak desem ki 'baylar, bayanlar bu filmde benim işim korkuyla; size girip çıkan da korkudan başka şey değil. Korku sizi oturduğunuz yerde düzüyor.' parmaklarıyla kulaklarını tıkar ve düğmeyi kapatırlar. Arkalarına dönüp giderler ve 'Ne dediğini duymadım, kim oluyor ki o, bunları bana söyleyecek' derler.

Dennis Hopper: "...Onları izlerken 'iyi çocuklar' diye düşünüyoruz, ama aslında otuzlu yaşların başındalar, yerleşik olan düzenin 'çalışsınlar da işe yarasınlar' dediği bir yaş grubu bu. Bunun yerine ordan oraya dolaşarak esrar satıyorlar. Çünkü bu, Wall Street'te vaktinin yüzde seksenini hükümeti dolandırmakla geçiren kodaman işadamının yaptığından daha kötü gelmiyor onlara."

"Özgürlük yürüyüşüne katılmıştım, biz geçerken üstümüze işeyen ve 'Beyaz Pislik' diye bağıran bir adam vardı. 'Vay be' diye düşündüm, 'Bu adam göremiyor mu, anlayamıyor mu? Biz aslında aynı sürünün parçasıyız'. Bana bağırmaya devam etti 'Hippi bozuntusu, komünist, uzun saçlı'. Vay be! Demek istediğim şu, onun saçının kısa olması benim umrumda değil ki!"


Herkese motosikletli ve sinemalı günler...

(Yararlanılan Kaynaklar: Easy Rider Senaryo / RollYayın, wikipedia, film arşivim ve hafızamda kalanlar)

Çağrı "Cloud" Öztürk
28.01.2008


GÜNCEL:
Yazıyı 2008'in Ocak ayında yazmışım, tam üç yıl olmuş.  O zaman eklemediğim ama şimdi aklıma gelen bir kaç not eklemek isterim.

Filmden sonra Hopper ve Fonda, Hoollywood tarafından adeta bir dışlama ve karalamaya tabii tutulmuş ve büyük yapımlarda rol bulamamışlardır. Dennis Hopper zaman zaman ve genelde kötü adam olarak karşımıza çıkmış beyazperde'de, Fonda ise çok daha nadiren piyasada görülmüştür, ki kendisi büyük aktör Henry Fonda'nın oğludur. Buna rağmen böyle bir bağımsız film onu istenmeyen adam durumuna sokmuştur. Gerçi Peter Fonda'nın da bu durumu iplediğini hiç sanmıyorum. Fonda'nın son filmlerinden biri yine bir motosiklet hikayesi olan Ghost Rider olmuştur. Orada Nicholas Cage'e teklifte bulunan Şeytan rolünü oynamıştır.
Bunları da aklımda kalmasın diye paylaşayım istedim....

İyi seyirler ve iyi sürüşler!


             Dilerseniz yukarıdaki fragmana tıklayıp yazıyı steppenwolf'un harika şarkısı eşliğinde okuyabilirsiniz. 





Bu yazıdaki fotoğraf ve videolar internet ortamından alınmıştır... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İlginize teşekkürler!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!

NEDEN SÜRÜŞ EĞİTİMİ ALMALIYIZ ?!
Fotoya tıkla yazıyı oku!

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)

125cc ile Dünya Turu (Around the world by 125cc)
Fotoya tıkla yazıyı oku!

Kaza Şiiri... :)

Kaza Şiiri... :)
Fotoya tıkla yazıyı oku!